Beşiktaş bugün Çekya deplasmanında, Malšovická Arena’da Avrupa Ligi turunun ilk maçına çıkıyor.
** Öncelikle gelin bu tarihi şehri kısaca tanıyalım.
Şehrin ismi Çekçede “Kraliçe’nin Kalesi” anlamına geliyor ve ülkenin en eski yerleşimlerinden biri. Resmî belgelere göre 1225 yılında kraliyet şehri statüsü kazanan bu tarihi kent, Prag’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
14. yüzyılda inşa edilen Kutsal Ruh Katedrali (Cathedral of the Holy Spirit), şehrin en önemli Gotik simgelerinden biri. 72 metre yüksekliğindeki Rönesans tarzı Beyaz Kule (White Tower), şehre ve uzaktaki dağlara hakim manzarasıyla dikkat çekerken; tarihi evleri, kafeleri ve anıtlarıyla Büyük Meydan (Velké Náměstí) da eski şehrin kalbi konumunda…
Klicpera Theatre ve University of Hradec Králové gibi kurumlarla bölgenin önemli eğitim ve kültür merkezlerinden biri olan şehrin nüfusu da 100 binin biraz altında.
Futbol denildiğinde ise karşımıza Beşiktaş’ın rakibi FC Hradec Králové çıkıyor.
1905 yılında SK Hradec Králové adıyla kurulan siyah-beyazlı ekip, iç saha maçlarını 2023 yılında açılan ve yaklaşık 9.300 seyirci kapasiteli Malšovická Arena’da (sponsorluk adıyla FINEP Arena) oynuyor.
Takımın bugün için en önemli kozu, aynı zamanda 2,5 milyon avroluk piyasa değeriyle kaleci Adam Zadražil. Daniel Horák (sol bek/sol orta saha) ve Filip Čihák (stoper) da dikkat edilmesi gereken diğer isimler.
Takımın en tanınmış yıldızı ise kuşkusuz Vladimír Darida. Çekya Milli Takımı’nın eski kaptanı olan tecrübeli orta saha, 36 yaşında olmasına rağmen hâlâ takımın beyni, lideri ve oyun kurucusu konumunda.
Hücum hattında ise Ondřej Mihálik ile Mick van Buren gol yükünü çeken iki önemli isim. Özellikle Hollandalı van Buren sezona oldukça formda başladı.
Birçok eski Doğu Bloku takımı gibi, duran toplar ve fizik güç de Hradec Králové’nin en önemli silahları. Nitekim önceki turda eledikleri Tromsø karşısında attıkları dört golün üçü kafa vuruşuyla geldi diye belirtelim.
Saha dizilişleri üçlü savunma üzerine kurulu. Topsuz oyunda sistem beşliye dönüyor. Skor olarak geriye düşmedikleri sürece rakip sahaya yoğun baskı kuran bir ekip değiller.
Geçiş hücumları ve uzun toplarla etkili olmaya çalışan, savunma disiplinini ön planda tutan bir anlayışları var. Ancak buna rağmen ciddi pozisyonlar verebiliyorlar. Savunma organizasyonları tam anlamıyla senkronize değil ve hat kıran paslar karşısında zorlanıyorlar.
Topu rakibe bırakan bir takım olduklarını şu istatistik de destekliyor: Tromsø eşleşmesindeki iki maçı da yüzde 40’ın altında topa sahip olma oranıyla tamamladılar.
İki Tromso maçının geniş özetleriyle, son oynadıkları lig maçında Bohemians deplasmanını da dikkatle izledik. Hücum üretkenliği oldukça sınırlı, pozisyon bulmakta zorlanan ve zaman zaman adeta 20. yüzyıl futbolunu andıran bir oyun sergiliyorlar.
Elbette iç saha avantajı ve Avrupa kupalarının atmosferi farklı olacaktır. Ancak kağıt üzerinde temsilcimizin net favori olduğu bir eşleşme olduğunu düşünüyoruz.
Umarız sahaya da bunu yansıtır ve avantajlı bir skorla İstanbul’a döneriz.
