SARI LACİVERT VOLTRAN, BU BİR İLK AMA SON DEĞİL..!

BURAK BELGENVe Fenerbahçe Euroleague Şampiyonu..! Avrupa Erkekler Basketbolunda Kupa-1 ilk kez ülkemize geliyor ama gözüken o ki son olmayacak.

NBA’vari bir salon, ciddi bir sponsor, işin piri bir GM, harika ötesi bir coach ve puzzle’i tamamlayan hem kalite, hem de karakter olarak koca yürekli oyuncu topluluğu. Bu kupa geçen sene de gelebilirdi ama normal sürenin son saniyelerinde çalınmayan hatalı yürüme ve verilen kahrolası ribaund hepimizin malumu…

Fenerbahçe Avrupa’nın en pahalı kadrosu mu, tabii ki hayır. En geniş rotasyon bizde mi? Ona da cevap hayır ama ellerinde öyle bir koz var ki, işte o da diğer hiçbir kulüpte yok; Zeljko Obradovic.

Her sporda harcanan para, kurulan kadrolar önemlidir ama elektrik ve sadece takım değil, kulüp içi ten uyumu nihai sonucu getiren faktörlerdir.
Bu kulüpten 1 asrı aşkın tarihinde, branş ayırt etmeksizin 100’lerce teknik direktör, coach, antrenör geldi geçti. En kariyerlisinden en başarılısına, hepsine bir kulp takıldı ve birçoğu omuzlarda gelirken, alayı adeta teneke bağlanarak yollandı. İçlerinde az da olsa beğenilen ve sevilen isimler de çıktı ama hiçbirinde %100 hemfikir olun-a-madı, taaa ki Obradovic’e kadar!

25 milyon sarı lacivert’sever içinde 25 kişi çıkmaz ki, ona karşı negatif bir bakışı ya da şüphesi olsun… Her yazımda adet oldu ama bir kez daha tekrar edeyim; Obradovic bu kulübün 110 senelik tarihinde başına gelmiş en güzel şeylerden biri…

Bir coach bir takımla 1 hatta 2-3 kez şampiyon olabilir ama 5 ayrı takımla toplam 9 Euroleague şampiyonluğu herhalde tarihte ilk olduğu gibi son da..!

Yıldız oyuncular egosu yüksek, burnundan kıl aldırmayan sporculardır ama Obradovic’in milyonların önünde çektiği alışagelmiş fırçalarına birinin bile laf ettiklerine şahit olmadık. Bu toprakların gördüğü ve göreceği en büyük basketbol dehasına sadece oyuncu bazında değil, camia hatta tüm kıta içinde saygı o kadar büyük ki…

30’una kadar elini ilkokulda öğretmenine birşey soracakken bile havaya kaldırmayan Dixon ölümüne savunma yapıp, yerlere yatıyor. Aynı şekilde bu sezona dek “ben atarım, diğerleri de tutsun” modundaki Nunnaly de.. NBA’de tutunamayan bir uzun olup ti-ye alınan Ekpe Udoh atan, tutan, blok-asist yapan, neredeyse bir triple-double canavarına dönüşüyor.. Sene içinde göze batmayan ama Play-Off’larla beraber All Around bir canavara dönüşen Kalinic de öyle.

Bir anda ortaya çıkmış bir başarı değil bu. 3 sene öncesinde sadece Melih Mahmutoğlu vardı bu takımda. Her sene üzerine konan tuğlalarla, kazıya kazıya geldik bugünlere.

Fenerbahçe 21.yüzyıl özelinde, kadınlı-erkekli 4 branşı baz olarak aldığımızda Avrupa’nın tartışmasız en başarılı spor kulüplerinden biri; ama hemen her branşta son düzlüğe kadar gelebilen Sarı Lacivertliler’in kitaplara tez olacak final sendromu da hepimizin malumuydu..

1 numaralı kupalarda bu 4 şube onlarca kez Final Four, 6 kez de final oynamalarına rağmen, sadece tek bir şampiyonluk kazanabilmişlerdi (2011-12 sezonu Bakü-Kadınlar Voleybol) bu tarihi zafere kadar.

Öyle bir F4 oynadı ki sarı lacivertliler, 2 maçta da bir an olsun momentumu bırakmadığı gibi, mükemmele yakın savunma yapıp, skor olarak hiç geriye düşmediler.

Euroleague finalini 16 sayı farkla kazanmak ve 2 maç özelinde ribaundlarda 74-58, asistlerde de 44-32 üstünlük sağlamak çok kolay değil, hem de tarihi kupalarla dolu basketbol devlerine karşı..!

Herkes Pazar gecesi sonrası ohhh bitti diyecek AMA asıl yarış şimdi başlıyor. Buralara gelmekten çok daha zor olanı buralarda kalabilmek. Basketbol dendiğinde iki dünya devi Real-Barca, iki Yunan devi Pana-Oly, İsrail’nin bayrak takımı Maccabi ve 21.yüzyılın flaş ekibi CSKA Moskova gibi godamanların yanında artık 3 sezon üst üste F4 yapıp, bunu bir de kupayla taçlandıran Fenerbahçe ismi de kazınmış durumda…

Bu sezon F4 evimizdeydi ve kupa geldiği yerde kaldı. Seneye Belgrad’a, bu kez ustaların ustası Obradovic’in evine gidiyoruz. Orda olacak mıyız bilinmez ama önemli olan; 1 sene kupa alıp, sonrasında buhar olmak değil, en kötü 9-10 senede 5-6 F4 ve istisnasız her sene F8 vizesi alabilmektir, yani bu seviyelerde kalıcı olmak.

Fenerbahçe çok değişik bir camiadır. Pozitif-negatif herşeyi uçlarda yaşar, yaşatır. Yeni nesil hatırlamaz ama yaşları 40 ve üstü olanlar çok net hatırlayacaktır Voltranı.. 5’i tek başlarına da ayrı birer güç olup birleştiklerinde yenilmez bir dev haline gelen robotu…

Fenerbahçe de iç dinamikleri (yönetim-basın-coach(td)-oyuncu-seyirci) tek vücut olması oldukça zor ama Voltranı oluşturduğunda da önünde kimsenin dur-a-mayacağı bir camia. Askeri, basını, iş adamları korkudan kafalarını kumun altına gömerken, 3 Temmuzda bunu canlı canlı gördük, yaşadık hep beraberce…
Kısaca, ilk sezon sevgili Bozkurt Yılmaz’ın dediği gibi “ arkadaşa bakıp çıkacaktık” modunda bir F4 oynadık, sonraki sezon tecrübe kazandık ama malum sebeplerden kupayı kaybettik ama üçüncüde başardık!

Fazla uzatmadan; Fenerbahçe basketbolda harika bir yapılanma ile Voltranı oluşturmuştur ve büyük yürüyüş başlamıştır. Gözüken o ki; Doğuş sponsorluğu ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Murat Ülker katkısıyla da bu yürüyüş tempo arttırarak, hatta koşarcasına “puzzle bozulmadığı sürece” senelerce devam edecekmiş gibi…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen