PATLAMA NOKTASI

Okunması Gerekenler

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı...

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru...

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU…

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU… Son dönemde artan Hint’li arkadaşlarım sayesinde Hint futbolu üzerine epey fikir tartışmalarına girmeye başlamıştım. O yüzden bu...

PATLAMA NOKTASI

Geçtiğimiz hafta hayal kırıklığı yaşanılan Antalyaspor maçında Beşiktaş’ın hücum dörtlüsünü oluşturan Güven, Boateng, Diaby ve Boyd dörtlüsünün tamamı, o karşılaşmayı yedek kulübesinde tamamlamıştı. Denizlispor deplasmanında da aynı isimler (sakatlanan Boateng hariç) kulübede maça başlarken, öndeki dörtlü biraz daha ideali yansıtan Burak, Ljajic, N’Koudou ve Lens isimlerinden oluşuyordu. Tabii ideal diyorsak, bunu kötünün iyisi olarak değerlendirmek daha doğru olur! Eğer bu oyuncular gerçekten üst düzey bir performans gösterebiliyor olsaydı zaten Beşiktaş sezonun bu periyodunda yarışta söz sahibi olabilirdi.

Takımın diğer bölgelerinde ise değişim olmadığını, yalnızca hafta içi sakatlanan Vida’nın yerine Roco’nun şans bulduğunu gördük. Burada da sol bek ve kaleci mevkiilerinde olduğu gibi bir genç oyuncunun oynaması beklentisi olmadı değil. (Örneğin genç stoper Erdoğan) Ancak maç öncesi basın toplantısında Sergen hoca, gençlerin yavaş yavaş ve sindirerek şans bulabileceklerini ima ederek; “Burası Beşiktaş, elbette bir anda 10-11 tane genç oyuncu oynatamayız” diyordu. Açıkçası hocanın gençleri kaybetmemeyi ön plana alan ve belli ki onları önemsediğini gösteren bu yaklaşımı hoşuma gitti. Umuyorum ki yeni sezonda kiralıktan dönecek isimlerle de beraber daha çok genç oyuncu rotasyonda forma bulabilecektir. Yalnız sakatlanmasının üzerinden 10 ay geçmiş olan Dorukhan’ın halen 18’de yer bulamaması kafamı karıştırmakta, umarım onun da geri döneceği gün yakındır.

Beşiktaş maça daha hareketli başlayan taraftı, ilk dakikalarda özellikle soldan etkili geldi. İlk 10 dakika dolarken bu kanattan Ljajic’in yaptığı iyi ortada arka direkte Ruiz demarke kaldı ve yaptığı etkili kafa vuruşu gol olmasa da, kalecinin çeldiği topu Burak’ın altı pas içinde tamamlaması ile Siyah-Beyazlılar öne geçmeyi başardı. Sezonun genel istatistiği, Beşiktaş’ın öne geçtiği maçların çoğunu kazanıp, hiçbirini kaybetmediğini gösterdiği için bu gol bir nevi rahatlattı Beşiktaşlı’ları. Ancak takımda da aynı rahatlamayı sağlamış olmalı ki, Beşiktaş gol sonrası bir iki tehlikeli olabileceği pozisyon girişimi dışında oyundaki üstünlüğünü kaybetti ve rakibine birçok gol imkanı tanıdı. Bu pozisyonların bazılarında Ersin’in becerisi, bazılarında rakibin beceriksizliği skorun eşitlenmesine mani oldu ve ilk yarı Beşiktaş’ın tek gollü üstünlüğüyle sona erdi.

İkinci yarının ilk etabında değişiklik yapmadan ve oyunu ön alanda kabul ettiren bir anlayışla başlayan Beşiktaş, yine üçüncü bölgede rakibin ördüğü duvarı açacak beceriyi göstermekten uzak kaldı. Rakip kaleye 30 metre mesafede bir yay kurup, bu alanda bolca pas yapmaya karşın bir türlü ceza sahasına sızamayan bir görüntü verdi. Bunu aşmanın yolu uzaktan şutlar ve duran toplarla mümkün olabilirdi, lakin takımdaki istisnasız tüm oyuncuların şut atmaktan imtina eden bir vaziyette olması bu yolun da önünü tıkıyordu. Maç öncesi haberlerde Sergen Yalçın’ın “kaleyi gören vursun” şeklinde telkinler verdiği yazılıp çizilse de, sahada bunu göremiyorduk!

İkinci yarının henüz 53. dakikasında bir Beşiktaş hücumunda futbol zekasının düşüklüğü her maç daha fazla saç baş yolduran Lens’in, sağdan kaçan Gökhan Gönül’ü gol pozisyonuna sokacak bir pas atmak yerine geri dönüp Elneny’e, onun da Atiba’ya dönmesi sonucu önce atak fırsatı heba edildi; sonra da Atiba’nın pas hatasıyla bir anda depara kalkan Estupinan, kendisinin yanında kağnı gibi ağır kalan Ruiz ve Roco’ya sadece hızıyla fark atarak Ersin ile karşı karşıya kalınca bu fırsatı kaçırmadı. Maça eşitliğin gelmesinden sonraki 8 dakikalık süreç Beşiktaş adına en tehlikeli dönemdi, bu dakikalarda rakibin süren kontraatakları yenik duruma düşülmesine neden olabilirdi. Ancak Ljajic’in yaratıcılığını gösterdiği ve çalım atarken kazandırdığı bir frikiğin devamında, kazanılan kornerin nihayet iyi değerlendirilmesiyle tekrar öne geçmeyi başardı Kartallar. Her korner atışını ön direkteki rakibin kafasına atıp bizleri kanser eden Caner’in şükrettiren yokluğunda, korneri kullanan Ljajic topu Atiba’nın kafasına nişanladı, onun aşırdığı topu da Gökhan Gönül kafasıyla filelere gönderdi. Takımın en yaşlı iki oyuncusu, yaş dediğimiz şeyin sadece bir sayı olduğunu bir kez daha gösterdi. Atiba yenilen goldeki hatasını telafi ederken, Gökhan ile beraber ikisi de birer sezon daha kadroda bulunurlarsa verebilecekleri katkıyı göstermiş oldular. Yeter ki koca bir sezon tüm yük üzerlerine bindirilmesin!

Öne geçtikten sonra biraz daha rahat oynayan Siyah-Beyazlılarda N’Koudou, sezon başından beri görmeyi bekleyip çok az görebildiğimiz şekilde; amaçsız bir orta yapmak yerine Burak ile çok akıllıca bir verkaça girdi ve gelen topu hiç yere düşmeden mükemmel bir vuruşla gole çevirdi. Muhtemelen Beşiktaş’ın bu sezon attığı en güzel goldü.
Bu golden sonra rakip Denizlispor iyice savunmayı boşlayarak risk almaya devam edince oyun tam olarak Beşiktaş’ın istediği bir hale büründü. Gelişen bir kontraatakta daha Ljajic yine “nihayet” dedirttiren mükemmel bir şutla takımının 4. golüne imza attı. Sezon başından beri savunduğum üzere, takımın hücumunda asla vazgeçilme lüksü olmayan bir oyuncu Ljajic. Bunu da aldığı süre ortalamasında verdiği gol katkısıyla devamlı gösteriyor.
Farkın açılmasının en büyük faydası Erdoğan, Kayra gibi genç oyuncuların süre alabilmesi ve Burak, Ljajic gibi oyuncuların kenara alınabilmesi oldu. Diaby gibi beceriksizliğiyle çıldırtan bir oyuncunun bile kalan sürede bir gol atıp bir direkten dönen topunun olması, Beşiktaş’ın biraz da şanslı gününde olmasının göstergesiydi.

Son zamanlarda gündeme gelen meşhur 1986/87 Mesut Bakkal Sezonunda (!) Türk Futbol tarihine kara bir leke olarak geçen olayların başrollerinden birini oynayan Denizlispor’a karşı, sezonun Beşiktaş açısından patlama noktası diyebileceğimiz şekilde en yüksek skorun alınması eminim tüm Beşiktaş camiasını çok mutlu etmiştir. Zaten Sivasspor dönemi dışında gittiği her takımı daha da batağa sürükleyen Bülent Uygun gibi bir hocanın bu durumda olması şahsen beni şaşırtmadı. Mehmet Özdilek’e gerekli sabrı gösterseydi eminim bugün çok daha iyi bir noktada olurdu Denizlispor.
Beşiktaş için kalan haftalar, mümkün olabilirse daha üst sıralara tırmanmak ve yeni sezonda takımda kalması düşünülen isimlerden verim almaya çalışmakla geçmeli…

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrly

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikSIFIR KONSANTRASYON
Sonraki İçerikZOR BİTER

Son Haberler

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı...

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru işler. Yalnız bu perspektifte ilerlerken...

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU…

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU… Son dönemde artan Hint’li arkadaşlarım sayesinde Hint futbolu üzerine epey fikir tartışmalarına girmeye başlamıştım. O yüzden bu haftaki yazımı, Hint futbolu üzerine...

EUROLEAGUE 4 HAFTA SONUNDA SAYI, ASİST, RİBAUND LİDERLERİ

Mike James 79 sayı - CSKA Moskova Will Clyburn 78 sayı - CSKA Moskova Scotti Wilbekin 73 sayı - Maccabi Nando de Colo 71 sayı - Fenerbahçe...

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR !

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR ! Milli maç arası sonrası tekrar lige döndük. Milli maç arası yaramıyor, milli maç öncesi yaramıyor... Bahane çoook. Mutlak kazanılması gereken Alanya maçında...

Benzer Konular