PANATASARAY

Okunması Gerekenler

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek...

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı...

Salı gecesi Atina’da Panathinaikos-Fenerbahçe basketbol maçını seyretme şansı buldum. Bildiğiniz gibi oldukça sert bir deplasman. İçeri rahat girebilmek, herhangi bir gerginlik yaşamamak için salona oldukça erken gittik, ancak 1.5 saat öncesinden etraf oldukça hareketlenmişti bile. İçeri girdiğimizde salonun çoğu dolmuştu, pota arkası salkım saçak olmuştu. 80’li yıllardaki bizim futbol maçlarını hatırladım. Coşkularına şahit olunca iyice kıskandım Yunan taraftarları, ama o kadar kaliteli, o kadar yürekli basketçilere sahibiz ki, o muhteşem tribünleri bile susturmayı becerdiler.

 

Bugün ise, rakip taraftarı susturacak bir futbol oynayan Fenerbahçe yoktu sahada. Zaten rakip takım taraftarının da bağıracak ne hali ne de motivasyonu vardı. Fenerbahçe deplasman tribünü de çok farklı değildi, maçın son bölümü hariç bana göre çok etkili olamadı. Bizim dünya derbisi dediğimiz, ama Türkiye dışında fazla kimsenin umursamadığı mücadelede büyük boşluklar vardı tribünlerde. Bu boşluklar her iki kulübün de ne durumda olduğunu gösteriyordu aslında.

 

Hem Fenerbahçe yönetimi hem de Galatasaray yönetimi taraftarlarını soğutmayı öylesine başarmışlar ki, bugünkü tablo çıktı ortaya. Koca derbi boşluklarla dolu ve coşkusuz tribünlere oynandı. Fenerbahçe yönetimi, zaten sezon başından beri taraftarsızlık problemini yok saydı. Galatasaray ise tam tersi, taraftarına fazla taviz verdi, içişlerine karıştırdı resmen, tabir-i caizse tepesine çıkardı taraftarı. Bana göre her iki yönetim de yanlış yaptı.

 

Sonuç olarak, öyle bir derbi seyretmek zorunda kaldık ki, herhalde bir tek Beşiktaş’lılar keyif almıştır; demişlerdir ki ”Fenerbahçe ve Galatasaray bu şekilde oynamaya devam ederlerse, biz uzun yıllar bu ligi domine ederiz”.

Haksız da değiller açıkçası. Hakikaten sahada son derece kalitesiz, zevksiz, renksiz bir futbol vardı. Fenerbahçe 3 pas yapmaktan acizdi. İleriye şişirilen ve gerisingeriye dönen toplar saç baş yoldurdu. Bu kadar kötü bir Fenerbahçe’ye rağmen Galatasaray, rakip beklerin ekstra hataları olmasa, şuursuz bir baskının ötesine geçemeyecek haldeydi.

 

İstekliydi Galatasaray’lı futbolcular; baskı da kurdular.

Fenerbahçe’ye pozisyon da vermediler son dakikalara kadar.

Ama bu işler böyledir.

Kimse kurduğunuz baskıya, yaptığınız mücadeleye bakmaz.

Tabela herşeyin üzerindedir.

 

Bakın, onca hata yapan Şener’in muazzam driplingi ve sonrasındaki müthiş assisti hatırlanacak bu geceyle ilgili. Ne defansif ne de ofansif, hemen hemen hiç katkı vermeyen Jozef’in performansı, kimsenin umurunda olmayacak. 20 yıl sonra 30 yıl sonra, son dakikada Jozef’in golüyle kazanılan maç olarak hatırlanacak bu karşılaşma. Johnson’lu galibiyet kadar olmasa da, takımın mahkum oyunu unutulup gidecek. Tüm yanlışlar, eksiklikler, yetersizlikler, yeteneksizlikler hepsi ama hepsi bir süreliğine halının altına süpürülecek.

 

Derbi kralı diyecekler Fenerbahçe’ye.

Biz de kendimizi kandıracağız.

Federasyon Kupası’nda Beşiktaş’ı yenerken de, hatta ligin ilk yarısında Kadiköy’de Galatasaray’ı 2-0 ile geçerken de, çok pozisyon zenginliği yoktu Fenerbahçe’nin.

Ama şunu iyi yaptı Fenerbahçe, zorluk derecesi yüksek maçlarda, ki bunlara Başakşehir, Manchester, Feyenoord maçları da dahil, takım sahaya iyi yayıldı.

Bireysel hatalar hariç, az pozisyon verdi rakiplere.

Kjaer-Skrtel göbeğinden hemen hemen hiç delinmedi.

 

Ama iş, Anadolu takımlarıyla yapılan maçlara geldiğinde, bocaladı takım, çünkü o maçlarda mücadeleden, sahaya iyi yayılmaktan çok, yaratıcılığa ihtiyacı vardı Fenerbahçe’nin. Kapanan takımları açmak için gerekli olan, hızlı paslaşma, araya oynama, sağlı sollu kanat organizasyonları, beklerin ataklara vereceği destek, bunların hepsi yetersiz kaldı, olmadı bir türlü işte. Yetenek eksikliği tokat gibi çarptı yüzümüze.

 

Bu gece ise, tabii ki son dakika golüyle deplasmanda alınan derbi galibiyeti, sevindirecek biz Fenerbahçe’lileri. Oynadığımız kötü futbolu yok sayacağız.

Galatasaray’lılar ise yaptıkları iyi mücadeleyi bırakıp hayalkırıklığı yaşayacaklar.

Fenerbahçe’liler ezeli rakiplerini yenmenin keyfini sürecekler, Galatasaray’lılar ise bir süreliğine krize girecek; hafta içinde Panathinaikos’luların girdiği gibi…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek bir Süleyman bir de Sinan...

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı tercih etti. Galatasaray’da geçtiğimiz maçlarda...

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru işler. Yalnız bu perspektifte ilerlerken...

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU…

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU… Son dönemde artan Hint’li arkadaşlarım sayesinde Hint futbolu üzerine epey fikir tartışmalarına girmeye başlamıştım. O yüzden bu haftaki yazımı, Hint futbolu üzerine...

Benzer Konular