Romelu Lukaku Hakkında Bilmedikleriniz: Yoksulluktan Dünya Yıldızlığına Uzanan Sıra Dışı Bir Hikaye
Romelu Lukaku’nun Fenerbahçe’ye transferi artık yalnızca bir söylenti olmaktan çıkmış durumda. Fenerbahçe ile Napoli arasındaki görüşmelerde sona yaklaşılırken, Belçikalı yıldızın da sarı-lacivertli formayı giymeye sıcak baktığı yönündeki haberler gündemin ilk sıralarına yerleşti. Transferin bonservis tarafındaki son detaylarının da görüşüldüğü belirtiliyor.
Eğer anlaşma resmiyet kazanırsa, Türk futbolu yalnızca kariyerinin en tanınmış forvetlerinden birini değil, oldukça sıra dışı bir hayat hikayesine sahip bir dünya yıldızını ağırlayacak.
Çünkü Lukaku dediğimizde, hemen her sporsever onun futbol CV’sini az çok ezbere sayacaktır.
1993 doğumlu Belçikalı yıldız…
Anderlecht’teki gençlik yılları…
Premier Lig… Chelsea… Everton… Manchester United…
Serie A… Inter… Roma… Napoli…
Ve şimdi Türkiye ihtimali…
Bunlar Lukaku’nun futbol kariyerinin herkes tarafından bilinen tarafları.
Peki ya kamera arkasında kalanlar?
Lukaku’nun çocukluğu, ailesi, dil yeteneği, futbol anlayışı ve hatta Türkiye ile olan şaşırtıcı bağlantıları aslında en az kariyeri kadar ilginç.
Gelin, biraz da Romelu Lukaku’nun bilinmeyen taraflarına bakalım.
Lukaku’nun en sıra dışı özelliklerinden biri: O bir poliglot
Futbol dünyasında birden fazla dil konuşabilen oyuncular elbette var. Ancak Lukaku bu konuda oldukça farklı bir yerde.
Çeşitli kaynaklarda Lukaku’nun İngilizce, Fransızca, Felemenkçe/Hollandaca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Lingala konuşabildiği; Almancayı da anlayabildiği ve belli ölçüde kullanabildiği aktarılıyor.
Dolayısıyla kaynaklara göre değişmekle birlikte, Lukaku için 7-8 dili bilen bir futbolcu ifadesi kullanılıyor.
Ancak onu asıl ilginç kılan yalnızca kaç dil bildiği değil. Lukaku, yeni bir ülkeye gittiğinde o ülkenin dilini mümkün olduğunca hızlı öğrenmeye çalışıyor.
Bunun en çarpıcı örneği Inter dönemi; 2019’da İtalya’ya transfer olduktan çok kısa bir süre sonra (2 ay) İtalyanca röportaj verebilecek seviyeye geldi.
Sahada rakiplerin anlamadığı bir dili kullandı
Lukaku’nun çok dilliliğinin sahadaki en ilginç yansımalarından biri Everton döneminde ortaya çıktı. Takım arkadaşı Yannick Bolasie ile Lingala konuşuyorlardı.
Bunun küçük bir avantajı vardı: Rakip oyuncular büyük ihtimalle ne söylediklerini anlamıyordu.
Dolayısıyla iki futbolcu, saha içerisinde hızlı ve doğrudan iletişim kurabiliyordu.
Futbolda rakibin anlamadığı bir dili kullanmak elbette Lukaku’ya özel bir yöntem değil. Ancak Lingala gibi daha az bilinen bir dilin kullanılması, bu hikayeyi oldukça sıra dışı hale getiriyor.
Lukaku ailesinin Türkiye ile şaşırtıcı bir bağı var
Lukaku’nun Türkiye ile bağlantısı, kendisinden çok önce başlamıştı. Babası Roger Lukaku, 1996-97 sezonunda Gençlerbirliği forması giydi. Dolayısıyla Romelu’nun çocukluk yıllarının bir bölümü Ankara ile bağlantılı.
Fakat hikaye burada bitmiyor.
Romelu’nun kardeşi Jordan Lukaku da Türkiye’de oynadı ve Adanaspor forması giydi.
Üstelik ailede Türkiye’ye gelen başka bir profesyonel futbolcu daha var: kuzeni Boli Bolingoli-Mbombo da Başakşehir formasını giydi.
Biraz espriyle söylersek, Lukaku ailesinin Türkiye ile gerçekten kader ortaklığı var.
Chelsea hikayesi aslında çok daha önce başlamıştı
Lukaku’nun Chelsea ile ilişkisini yalnızca profesyonel kariyeri üzerinden düşünmek yanlış olur. Çünkü Chelsea sevgisi çok daha eskiye dayanıyor.
Gençlik yıllarında okuluyla birlikte Londra’ya yapılan bir gezide Stamford Bridge’i ziyaret etti. O sırada henüz dünya çapında tanınan bir futbolcu değildi.
Henüz 16 yaşındaki bir gençti. Ama Chelsea’ye olan ilgisi o kadar belirgindi ki, yıllar sonra gerçekleşecek hikayenin küçük bir ön izlemesi gibiydi.
Çünkü o genç çocuk yıllar sonra gerçekten Stamford Bridge’e dönecek: ve bu kez tribünde bir öğrenci olarak değil, Chelsea futbolcusu olarak!
Daha da ilginci: Çocukluğu televizyon kameralarının önünde geçti
Lukaku’nun gençlik yıllarına ait görüntülerin bulunması tesadüf değil. Henüz öğrenciyken hayatı De School van Lukaku adlı reality-belgesel serisinde takip edildi.
Belçika’nın Hollandaca yayın yapan Eén kanalında ekrana gelen program, Lukaku ve sınıf arkadaşlarının okul hayatını konu alıyordu.
Dersler… Arkadaşlıklar… Okul hayatı… Gençlik dönemi…
Ve Londra gezisi. Böylece Lukaku’nun dünya yıldızı olmadan önceki hayatının önemli bir bölümü televizyon kameraları tarafından kayda alındı.
İşin daha da ilginç tarafı, programın yayınlandığı dönemde Lukaku artık sıradan bir öğrenci değildi. Anderlecht’te profesyonel futbol hayatına başlamış, Belçika futbolunda adını duyurmaya başlamış ve ülkenin dikkat çeken genç yeteneklerinden biri haline gelmişti.
Yani Belçika’daki izleyiciler onu adeta kameraların önünde büyüyen bir futbolcu olarak izliyordu.
Futbol onun için yalnızca bir oyun değildi
Lukaku’nun çocukluk hikayesinin belki de en önemli, trajik kısmı burada başlıyor.
Ailesi, onun çocukluk döneminde ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadı.
Lukaku daha sonra çocukluğundan bahsederken evde elektrik ve sıcak su gibi temel ihtiyaçlarda bile zaman zaman sorun yaşandığını anlattı.
En çarpıcı anılarından biri ise annesiyle ilgili: Annesinin sütü suyla karıştırdığını gördü.
Çocuk Lukaku için bu görüntü, ailesinin parasının tükendiğini anlamasına neden oldu.
İşte bu noktadan sonra futbol onun için farklı bir anlam kazandı.
Lukaku yalnızca “ünlü bir futbolcu olmak” istemiyordu. Ailesini bu hayattan çıkarmak istiyordu.
Bu nedenle futbola çok küçük yaşta bir çocuk oyunu gibi değil, adeta geleceğini kurtaracak bir meslek gibi yaklaşmaya başladı.
Babasına bir soru sordu: “Ne zaman profesyonel olabilirim?”
Lukaku’nun çocukluk zihniyetini gösteren en güzel ayrıntılardan biri bu.
Küçük yaşlarda babasına profesyonel futbolcu olmak için kaç yaşında olması gerektiğini sordu.
Cevap: 16.
Lukaku bu yaşı adeta bir hedef olarak belirledi. Ve gerçekten de çok genç yaşta profesyonel oldu.
Anderlecht formasıyla ilk resmi maçına çıktığında yalnızca 16 yaş 11 günlüktü.
12 yaşında 34 maçta 76 gol
Lukaku’nun çocukluk dönemindeki istatistikleri de oldukça sıra dışı. Henüz 12 yaşındayken altyapı kategorilerinde 34 maçta 76 gol attığı aktarılıyor.
Bu, maç başına ikiden fazla gol anlamına geliyor. Üstelik Lukaku o yaşlarda yalnızca gol atmasıyla değil, fiziksel gelişimiyle de dikkat çekiyordu.
Yaşıtlarından çok daha iri ve güçlü görünüyordu. Hatta fiziksel görünümü nedeniyle gerçek yaşı hakkında şüpheler oluştuğu ve annesinin bazı maçlarda onun yaşını kanıtlamak için doğum belgesini yanında taşıdığı aktarılıyor.
Daha 15 yaşındayken olağanüstü büyük ayaklara sahipti
Lukaku’nun çocukluk dönemine ilişkin anlatılan en sıra dışı detaylardan biri de ayakkabı numarası. Henüz ergenlik çağındayken 48 numara civarında ayakkabı giydiğini belirtelim.
Bu fiziksel gelişim, gençlik futbolunda onun neden rakiplerinden bu kadar farklı göründüğünü de açıklıyor.
Ancak burada önemli bir nokta var: Lukaku’nun fiziksel avantajı yalnızca boyundan veya ayak numarasından ibaret değildi.
Çocuk yaşta bile güçlü, dengeli ve patlayıcı bir forvet profiline sahipti.
Herkes onun idolünün Drogba olduğunu sanıyor ama…
Lukaku denince Chelsea ve Didier Drogba bağlantısını kurmak son derece doğal.
Drogba gerçekten de Lukaku üzerinde büyük etkiye sahipti.
Fakat Lukaku’nun çocukluk dönemindeki asıl futbol idolü olarak gösterdiği isim: Adriano.
Evet, Brezilyalı forvet. Bunun da oldukça mantıklı bir nedeni var.
Adriano;
güçlüydü,
fiziksel olarak etkileyiciydi,
sol ayağını kullanıyordu,
güçlü şutlarıyla tanınıyordu,
klasik bir santrfor fiziğine sahipti.
Lukaku kendisini Adriano’ya benzetiyordu: Özellikle güç, fizik ve sol ayak konusunda.
Maç öncesinde zihinsel hazırlığa önem veriyor
Lukaku’nun hazırlık rutininin yalnızca fiziksel çalışmadan ibaret olmadığı da biliniyor.
Yoga ve meditasyon gibi yöntemleri kullandığını belirten kaynaklar bulunuyor.
Bu da onun maç öncesi hazırlıkta zihinsel sakinliğe ve konsantrasyona önem verdiğini gösteriyor.
Dini inancı hayatında önemli bir yere sahip
Lukaku Katolik inancını açıkça yaşayan futbolculardan biri. Maçlardan önce ve sonra dua ettiği biliniyor.
2014 yılında Fransa’daki Lourdes bölgesini ziyaret etmesi de dini hayatına dair dikkat çeken ayrıntılardan biri. Ayrıca alkol kullanmadığını belirten açıklamaları da bulunuyor.
Eğitim hayatı da futbolun gölgesinde kalmadı
Lukaku’nun genç yaşta profesyonel futbolcu olması, okul hayatını tamamen bıraktığı anlamına gelmiyordu.
Aksine eğitimini sürdürdü ve Reception and Public Relations alanında eğitim aldı.
Burada “üniversite mezunu” gibi daha iddialı bir ifade kullanmak yerine, eğitimini bu alanda tamamladığını söylemek daha doğru.
Çünkü Lukaku’nun eğitim hayatıyla ilgili internette birbirinden farklı ve zaman zaman abartılı bilgiler de dolaşıyor.
Son olarak;
Romelu Lukaku’yu yalnızca iri fiziği, güçlü şutları ve attığı goller üzerinden değerlendirmek oldukça kolay.
Ama hikayenin tamamına baktığınızda karşınıza çok daha farklı bir profil çıkıyor:
Çok dilli, futbolu taktik açıdan inceleyen, kendi performansını analiz eden, eğitimini sürdüren, güçlü bir dini ve aile bağlarına sahip, çocuk yaşta büyük bir hedef belirlemiş ve bu hedef uğruna çalışan bir futbolcu.
Belki de Lukaku hakkında en bilinmeyen şey, aslında onun en büyük özelliğinin fiziği olmadığı.
Çünkü o, daha çocukken ne istediğini bilen bir futbolcuydu.
Ve 16 yaşında başlayan profesyonel kariyeri, çocukken verdiği bir sözün devamıydı: Ailesini bir gün o hayattan çıkarmak.
