https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

NBA FİNALİ BAŞLIYOR!

Okunması Gerekenler

NBA Finali artık kapımızda. Sezon başlarken herkesin gözünde ayrı bir öneme ve konuma sahip olan iki özge takım, rakiplerini adeta dümdüz ederek finale kadar gelmeyi başardı ve her birimizin de beklentisi karşılanmış oldu. Durant hamlesiyle iyiden iyiye bir “süper-takım” yaratan, geçen yılın 73 galibiyetli rekortmeni Warriors neredeyse kendini hiç zorlamadan hedefe ulaşırken, Doğu cephesinde de adeta Titan seviyesini yeni baştan tanımlarcasına oynayan LeBron her rakibini perişan etti. Böylelikle, modern zamanlarda ilk kez iki takım üç yıl üstüste NBA Finali’nde karşı karşıya geliyor. Her ikisi de önceki randevulardan birer yüzük koparmayı başarmıştı. Peki, bundan sonra neler olacak?

1 Haziran gelip çatasıya, yani finaller başlayana dek, tek yapabileceğimiz şey, tahmin. Biz bunları madde madde yapalım ki, hem göze hoş görünsün, hem de laf uzamasın:

  1. nba finals ile ilgili görsel sonucuGolden State de Cleveland da muazzam birer modern hücum takımı. O kadar ki, bırakın başka emsallerini, yanlarına yaklaşabilen bile (Houston’ı saymazsak) yok denecek kadar az.
  2. Cleveland savunma yapmayı hiç sevmiyor ve istemiyor, dolayısıyla tüm oyununu hücum gücüne yıkmış durumda. Golden State de aynı felsefeyi benimsiyor, ama savunmada da Yılın Savunmacısı seçilmeye namzet muazzam bir all-around uzunları (Draymond Green) ve o varken ivmelenen JaVale McGee ve Durant gibi hem atlet, hem de kulaç açıklığı devasa isimleri mevcut.
  3. Gelgelelim, kimse bu iki takımı “tutarak” pek bir şey elde edemez. Etseydi, Utah ve Toronto gibi savunma takımları ederdi. Demek ki, işin kilit noktası, kusursuz hücumlar yapmak.
  4. Hücumu Cavs’de “Başbuğ” LeBron, Golden State’te ise tüm takım yönlendiriyor. Dolayısıyla, LeBron biraz bocalarsa (Doğu Finalleri’nde Boston’a karşı oynanan üçüncü maç gibi) Cleveland başkası devreye girebilene dek biraz dağılıyor. Golden State ise ya takım halinde düşük yüzdede kalıyor, ya da hep birlikte bombardımana geçiyorlar.
  5. Her iki takım da çok sayıda üçlüğü, hem de çok güzide yüzdelerle atıyor. Cleveland bu yıl play-offlarda 437 kez üçlük deneyip %44 oranında isabet sağladı; Warriors ise takım halinde 373 kez üçlük deneyip bu denemelerin %39’unu sayıyla taçlandırdı. İki sayılık atışlarda ise her iki takımın yüzdesi de %50’nin üzerinde. Cleveland’ın keskin şutör açığı, alanının en iyilerinden üstad Kyle Korver’ın gelişiyle tamamen kapanmışa benziyor…
  6. Cleveland, finallere erişmek için oynadığı 13 maçın 12’sini kazandı. Yalnızca LeBron’un (Jefferson’a göre mide rahatsızlığı yüzünden) yokları oynadığı bir maçta, hem de son saniye basketiyle mağlup oldular. Ama o maç rakibin tek All-Star oyuncusu ve süper skoreri sahada yoktu ve rakibin 20 sayıdan gelip maçı kazanmasına müsaade ettiler. Sonraki maçta da Kyrie Irving sahneye çıkmasa yine “Acaba?” dedirteceklerdi. Dolayısıyla, hatalardan ders çıkarmak için bol bol vakitleri ve imkanları oldu.
  7. nba finals ile ilgili görsel sonucuGolden State finallere gelene dek 12-0’lık seri tutturmuş gibi görünebilir, fakat onlar da Spurs serisinin ilk maçında Kawhi sakatlanana dek açık ara mağlup durumdaydılar ve o sakatlık olmasa silkinip kendilerine gelmeleri çok çok zordu. Dolayısıyla, mağlubiyetten ve kötü oyundan gereken dersleri çıkarmak bakımından esasen onların serisi de 12-1 oldu.
  8. Koç yönünden Tyronn Lue ne kadar düz ve normal ise, Steve Kerr’ün yokluğunda etliye sütlüye karışmayan GSW asistan koçu (LeBron’un da Cavs’den eski koçu) Mike Brown da o kadar nakıs ve zor anlarda saçmalayan bir isim. Yani, Kerr hastalığını yenip takımın başına dönene dek, koçlar ve katkıları yönünden iki takım da eşit.
  9. Golden State’in tüm hücumcuları devreye girebildiği vakit, hücum tavanları Cavs’den daha yükseklere uçuyor. Cavs ise, olabilecek en azami verimlilikle oynuyor ve Doğu Finali serisinde iki kez bir maçta 130 sayıyı aşabilecek denli şahane hücum edebiliyor. Yani Cavs istikrarlı, Warriors ise alternatifli.
  10. Rotasyon genişliği yönünden Warriors daha avantajlı. Play-off’larda Igoudala, McGee, McCaw, Clark, Barnes, Livingston, Jones ve West’ten gayet şık katkılar aldılar; o kadar ki, West zamana ve çağa meydan okuyor, McGee ise Zaza’nın yerine rahatlıkla ilk beşe monte edilebiliyor ve McCaw da Klay’in formsuzluğunda üç sayı gerisinden temiz iş görüyor. Cleveland’da ise veteranlar Jefferson ve Frye hücumda sorun yaşamıyorlar ama Frye savunmada çok aksayabiliyor. Yine de, topu dağıtan ve takımın arkasını toplayan isim LeBron iken, benchin defoları daha az gözüküyor: Iman Shumpert bile gözümüze bir hoş gelebiliyor!
  11. İki takım da pasör bolluğuna sahip. Quarterback pasları ile takımı fast break’lere çıkartan Love, Cleveland’ı bir parça daha avantajlı kılıyor tabi.
  12. Golden State’te James Jones muamelesi görmeye başlayan ve topa çok daha az dokunan Klay Thompson, adeta Goran Dragic’in Phoenix’teki son senesinde yaşadıklarını yaşıyor ve formu giderek düşüyor (%36 üçlük isabeti). Onun açığını, gitgide 2015 ve öncesindeki play-off formuna erişen Durantula ve üç sayı gerisini de evi bellemeye başlayan Draymond Green kapatıyor. Cleveland’da ise tek formsuz isim olan Kyrie Irving, Boston serisiyle birlikte üzerindeki ataletten kurtuldu ve kıvama geldi.
  13. nba finals 2017 ile ilgili görsel sonucuİşin zora girdiği, hızlı temponun ve alan paylaşımının durduğu ve akıcılığın sekteye uğradığı dakikalarda, Cleveland’da her yerden her işi mükemmelen yapabilecek bir LeBron ve clutch anlarında devleşen bir Kyrie’ye karşılık, Golden State de yine mesafe tanımadan şut atabilen, düşük tempo ve birebir hücum üstadı Durant’e sahip. Geçtiğimiz yıllarda sürpriz skorer bulmakta zorlandığı için LeBron’u savunmada döverek 2015’te şampiyon olan, 2016’ta da Draymond Green hariç Splash Kardeşler önderliğinde kilit hücumlarda saçmalayan Warriors, böylelikle en mühim eksiğini olabilecek en muazzam isimle kapatmanın rahatlığıyla rakibine direnebilir.
  14. LeBron, NBA tarihinin en komple oyuncusu olarak anılmayı hak ettiği gibi, NBA tarihinin en etkili ve maçın gidişatını en çok değiştiren oyuncusu olarak da zikredilmeye namzet hale geldi. Boyalı alanda Hakeem Olajuwon, orta mesafede Kevin Garnett ve yay gerisinden de Kobe Bryant kadar kudretli oynamasının yanı sıra, Jason Kidd gibi pas dağıtıp, Wade misali penetre ediyor, Alvin Robertson gibi top çalıp Alonzo Mourning misali şut blokluyor ve yüzdeleri de ortalamaları da aklı mantığı “Hadi oradan!” dedirtecek düzeye erişti: Maç başına 32.5 sayı, 8 ribaunt, 7 asist, 2.2 top çalma, 1.4 blok, %42 üçlük, %62 iki sayılık isabet, %56 saha içi genel isabet yüzdesi, %70 faul atışı… Hem de her maç ortalama 40 dakika sahada kalarak! Modern basketbolda maç başına 36 dakikanın üzerinde sahada kalan süperyıldızı bulmanız bile giderek zorlaşırken, LeBron adeta kainata kafa tutar vaziyette… Şut istikrarını da tutturmuşken, artık onu, Igoudala veya Draymond Green bile durduramaz. Durant de öyle… Lakin takımın kalan isimleri biraz formdan düşerse, LeBron bile tek başına Warriors’a direnemez..
  15. Stephen Curry ve Draymond Green, destansı birer play-off geçiriyorlar. LeBron Cleveland hücumu ve takım düzeni için ne kadar hayati ise, Draymond (13.9s, 8.7r, 7.2a, 1.9tç, 2.1b, %47 üçlük) da Golden State’in takım düzeni ve savunması için aynı öneme sahip. Golden State ve Cleveland’ın, Draymond ve LeBron’ın eksikliğini Snickers yiyerek kapatamayacağı aşikar. Dolayısıla, pas trafiğinin merkezindeki bu iki isim, “yangında ilk kurtarılacaklar” listesinin de başında yer alıyor. Curry de, normal sezonu nispeten “Durant’e alışma evresi” içerisinde geçirdikten sonra, sezonun ikinci yarısıyla birlikte başlattığı yükselişini sürdürüyor (%40+ üçlük isabeti). Kyrie ise, tıpkı Love ve Thompson gibi, Cavs için her maç en iyi oyununu oynamak zorunda. Bir sürpriz katkıyı JR Smith’ten ve Deron Williams’tan bekleyebiliriz. Tıpkı Warriors adına Livingston’dan bekleyebileceğimiz gibi. Zira iki takım da orta mesafe ve dış şut savunması konusunda pek bir şey vaat etmiyor. Ama çembere yaklaşan, yanar!
  16. nba finals 2017 ile ilgili görsel sonucuBelki de en mühimi: Geçtiğimiz randevuların aksine, bu final serisine her iki takım da sakatsız, tam ve formda bir kadroyla girecek! Keşke’lere bir nihayet olabilir!

 

Tüm bu veriler ışığında, LeBron’a bir zeval gelmedikçe, tahminim: 4-3 Cleveland alır. Lakin ilk iki maçın başa baş geçmesini beklememek lazım. Çünkü gördük ki, modern basketbol henüz dengesini bulmamışken, iyi gününde olan taraf, diğerine rahatça 20-30 sayı fark atıyor ama bu, arada bir kalite farkı olduğu anlamına gelmiyor. Rekabet, 3. maçtan sonra başlayacaktır…

 

Basketbol tarihinin gelmiş geçmiş en zevkli ve hikayesi derin final serilerinden biri başlıyor, herkese iyi seyirler dilerim…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah

Son Haberler

KAVUKLU ile PİŞEKAR

Bayern Münich’in 2006 senesinde batmak üzere olan, o dönemki en büyük rakibi Borussia Dortmund’u, faizsiz ve kefilsiz olarak verdiği...

Benzer Konular