https://secureservercdn.net/45.40.150.47/48c.6e4.myftpupload.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

IVAN LENDL’DAN MICHAEL CHANG’E; TENİSTE KOÇUN ÖNEMİ

Okunması Gerekenler

DERS GİBİ HAFTA

Fenerbahçe - Beşiktaş maçından bir gün önce iki tane maç izledik cumartesi günü. Önce Başakşehir-Denizli oynadı. Başakşehir 3-0 öne...

HADDİNİ BİLMEK

HADDİNİ BİLMEK Ligin gidişatını etkileyecek önemdeki derbide Beşiktaş Kadıköy'de şampiyonluğun favorisi olarak gösterilen Fenerbahçe'nin konuğuydu. Geçtiğimiz hafta oynanan Başakşehir maçına...

ANLAYANA…

ANLAYANA... Nasrettin Hoca’ya neden eşeğe ters bindiğini sormuşlar, arkadan gelen tehditleri görmek için demiş. Peki ya önden gelenler diye sorulunca...

ARIF SAHIN-2‘Ivan Lendl, Andy Murray’e ‘adam gibi’ kaybetmeyi öğretti.”

Cahit Yavuz’un bu sözü hangi tarihte, hangi maç için söylediğini hatırlamıyorum ama çok isabetli bir cümleydi. -Cahit Yavuz’un yorumculuk kariyerindeki en müthiş cümlesi de olabilir- Bir tenisçinin, kenarda Ivan Lendl gibi bir ismi koç olarak görmesinin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Tenis, bir takım oyunu olmadığı için oyuncuların kendilerini kenara çekmesi, fazla ortaya çıkmaması gibi bir durum söz konusu değil. Oyuncular yorulduklarında veya sıkıldıklarında kenara gidip, yerlerine başkası da girmiyor; bu durumda olay fizikten öte mental mücadeleye dönüşüyor -özellikle Grand Slam mücadelelerinde-

Andy Murray çok üst seviye yetenekli bir tenisçi olmasına rağmen, Ivan Lendl’a kadar o mental eşiği bir türlü geçemedi. Bir tarafta annesi Judy Murray varken 2011’e kadar koçları Mark Petchey, Brad Gilbert, Miles MacLagan ve Alex Corretja oldular. Dört isim de önemli tenis kariyerlerine sahiptiler ama o aranan mental gücü sağlayamadılar. Andy Murray’nin tamamen sağlam olduğu yıllarda başarısız olmasının en büyük nedeninin Federer-Nadal-Djokovic karşısında o mental gücü sağlayamamış olması olduğuna inanıyorum. 31 Aralık 2011’de ‘Korkunç Ivan’ Lendl, Murray’nin koçu oldu ve öncelikle Cahit Yavuz’un belirttiği gibi ona ‘adam gibi kaybetmeyi’ öğretti. Kortta eskisinden daha inatçı, bir hata yaptığında oyundan düşmeyen Andy Murray izledik, başarılar da çok geçmeden geldi. 2012 Olimpiyat şampiyonluğu, 2012 US Open şampiyonluğu ve ertesi yıl da uzun süredir beklenen Wimbledon şampiyonluğu. Bu başarılarda, Ivan Lendl’ın etkisi tartışılamaz. Andy, bu yıl başında da ilginç bir karar vererek Amelie Mauresmo ile birlikte çalışmaya başladı. Murray-Mauresmo birlikteliğinin çok büyük başarılar getirmediğini gördük.

Geçelim Kei Nishikori-Michael Chang ilişkisine. Japonya’da doğan ve yedi yaşında Amerika’ya göçen Nishikori’yi Chang’ten daha iyi anlayabilecek biri zor bulunurdu. ’72 doğumlu Chang, Tayvan’dan Amerika’ya göçen bir ailenin çocuğu ve hayatı boyunca ABD’yi temsil etti. ’88-’03 arası tenis oynayan Chang’in tenis kariyeri Lendl kadar başarılı değil ama uzun süre üst seviyede tenis oynadı. Kei Nishikori’nin 2014’e kadarki kariyeri için ‘Murray’nin 2012 öncesi kariyeri’ benzetmesini yapabiliriz. -daha az başarılı ama en üst seviye tenisçiler karşısındaki performansları oldukça benzer- Ocak 2014’te Chang’in koçluğa başlamasıyla, Kei’nin saha içindeki performansının tamamen tersine döndüğünü gördük. 2014 Avustralya’da dördüncü tura çıkan Kei, Rafa Nadal’la oynadığı maçta eski görüntüsünden sıyrılmıştı, o maçta set alamasa da oyun olarak en üst seviyeyi zorlayabileceğini kanıtladı. Madrid’te taraftar baskısına rağmen yarı finalde Ferrer’i yendi ve finalde de Rafa Nadal’ı sahadan sildi -ama sakatlık onu durdurdu ve çekilmek zorunda kaldı. Kei-Chang ikilisinin en büyük başarısı Amerika Açık’ta geldi. Özellikle ikinci haftada Kei Nishikori arka arkaya çok güçlü rakiplerle çok zorlu maçlara çıktı; Raonic-Wawrinka-Djokovic serisinde geri adım atmamasının ve fiziksel performansının yanında, mental olarak da çok üst seviyede olmasının en önemli sebebi Michael Chang’dir.

Gelelim İpek Soylu’ya ve Türk tenisine. İpek Soylu’nun önündeki en büyük handikaplardan biri de bu ‘coaching sorunu’. Enka Spor kulübü sporcusu İpek Soylu’nun Amerika Açık’taki çiftler şampiyonluğuyla gurur duyuyoruz ama kendimizi de kandırmayalım. İlk paragrafta da belirttiğim gibi, tekler tenisi fiziksel gücün yanında mental seviyenin de çok önemli olduğu bir arena, özellikle Grand Slam’lerde bunu görüyoruz. İpek Soylu’nun dünyanın en fizikli tenisçilerinden biri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz, Kei Nishikori de erkekler tenisi için fiziksel olarak geride ama onun ‘box’ında Michael Chang var, İpek Soylu’yu destekleyecek öyle bir isim ise yok. Bu yüzden İpek Soylu’nun şanssız olduğunu da söyleyebiliriz, kendisini mental olarak geliştirmek için ideali olarak bakacağı bir tenisçi yok Türkiye’de; en üst seviyeden geride kalırsa bunun birinci nedeni de bu eksiklik olacaktır…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

arif.sahin@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

DERS GİBİ HAFTA

Fenerbahçe - Beşiktaş maçından bir gün önce iki tane maç izledik cumartesi günü. Önce Başakşehir-Denizli oynadı. Başakşehir 3-0 öne...

HADDİNİ BİLMEK

HADDİNİ BİLMEK Ligin gidişatını etkileyecek önemdeki derbide Beşiktaş Kadıköy'de şampiyonluğun favorisi olarak gösterilen Fenerbahçe'nin konuğuydu. Geçtiğimiz hafta oynanan Başakşehir maçına kadar yarışta hiçbir şans tanınmayan...

ANLAYANA…

ANLAYANA... Nasrettin Hoca’ya neden eşeğe ters bindiğini sormuşlar, arkadan gelen tehditleri görmek için demiş. Peki ya önden gelenler diye sorulunca da demiş ki, onu zaten...

POZİTİF

POZİTİF Geçen hafta iç sahada Kayseri maçında oynanan güzel futbol gollerle karşılık bulamayınca 2 puan bırakılmıştı. Ancak Fatih Terim; "Böyle oynarsak her maçın favorisiyiz." demişti....

BİR ÖNEMLİ DEPLASMAN GALİBİYETİ DAHA

Galatasaray, Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin haftasında Çaykur Rizespor deplasmanına, iki senedir kabuslar gördüğü deplasmana gitti. İlk yarıya geçen hafta da olduğu gibi çok hızlı başladı. Yere düşen...

Benzer Konular