https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

IVAN LENDL’DAN MICHAEL CHANG’E; TENİSTE KOÇUN ÖNEMİ

Okunması Gerekenler

KOŞUCULAR GİTTİ İNCECİLER GELDİ

Uzun süredir en büyük şikayetlerimizden biri nedir ? ''Fenerbahçe yavaş top oynuyor'' değil mi? Sağdan sola, soldan sağa yapılan paslar, geriye...

BİRAZ USTA İŞİ, BİRAZ ÇIRAK İŞİ

BİRAZ USTA İŞİ, BİRAZ ÇIRAK İŞİ Çırak ustayı sollayamazsa sanat ölür, hatalı sollarsa da çırak ölür, iki kere iki dört.. Bu...

ŞAMPİYONLUK MEŞALESİ YAKILDI

ŞAMPİYONLUK MEŞALESİ YAKILDI Alanyaspor maçında puan kaybetmesi büyük umutlarla beklenirken üst düzey bir futbol ve farklı galibiyet ile rakiplerini moralman...

ARIF SAHIN-2‘Ivan Lendl, Andy Murray’e ‘adam gibi’ kaybetmeyi öğretti.”

Cahit Yavuz’un bu sözü hangi tarihte, hangi maç için söylediğini hatırlamıyorum ama çok isabetli bir cümleydi. -Cahit Yavuz’un yorumculuk kariyerindeki en müthiş cümlesi de olabilir- Bir tenisçinin, kenarda Ivan Lendl gibi bir ismi koç olarak görmesinin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Tenis, bir takım oyunu olmadığı için oyuncuların kendilerini kenara çekmesi, fazla ortaya çıkmaması gibi bir durum söz konusu değil. Oyuncular yorulduklarında veya sıkıldıklarında kenara gidip, yerlerine başkası da girmiyor; bu durumda olay fizikten öte mental mücadeleye dönüşüyor -özellikle Grand Slam mücadelelerinde-

Andy Murray çok üst seviye yetenekli bir tenisçi olmasına rağmen, Ivan Lendl’a kadar o mental eşiği bir türlü geçemedi. Bir tarafta annesi Judy Murray varken 2011’e kadar koçları Mark Petchey, Brad Gilbert, Miles MacLagan ve Alex Corretja oldular. Dört isim de önemli tenis kariyerlerine sahiptiler ama o aranan mental gücü sağlayamadılar. Andy Murray’nin tamamen sağlam olduğu yıllarda başarısız olmasının en büyük nedeninin Federer-Nadal-Djokovic karşısında o mental gücü sağlayamamış olması olduğuna inanıyorum. 31 Aralık 2011’de ‘Korkunç Ivan’ Lendl, Murray’nin koçu oldu ve öncelikle Cahit Yavuz’un belirttiği gibi ona ‘adam gibi kaybetmeyi’ öğretti. Kortta eskisinden daha inatçı, bir hata yaptığında oyundan düşmeyen Andy Murray izledik, başarılar da çok geçmeden geldi. 2012 Olimpiyat şampiyonluğu, 2012 US Open şampiyonluğu ve ertesi yıl da uzun süredir beklenen Wimbledon şampiyonluğu. Bu başarılarda, Ivan Lendl’ın etkisi tartışılamaz. Andy, bu yıl başında da ilginç bir karar vererek Amelie Mauresmo ile birlikte çalışmaya başladı. Murray-Mauresmo birlikteliğinin çok büyük başarılar getirmediğini gördük.

Geçelim Kei Nishikori-Michael Chang ilişkisine. Japonya’da doğan ve yedi yaşında Amerika’ya göçen Nishikori’yi Chang’ten daha iyi anlayabilecek biri zor bulunurdu. ’72 doğumlu Chang, Tayvan’dan Amerika’ya göçen bir ailenin çocuğu ve hayatı boyunca ABD’yi temsil etti. ’88-’03 arası tenis oynayan Chang’in tenis kariyeri Lendl kadar başarılı değil ama uzun süre üst seviyede tenis oynadı. Kei Nishikori’nin 2014’e kadarki kariyeri için ‘Murray’nin 2012 öncesi kariyeri’ benzetmesini yapabiliriz. -daha az başarılı ama en üst seviye tenisçiler karşısındaki performansları oldukça benzer- Ocak 2014’te Chang’in koçluğa başlamasıyla, Kei’nin saha içindeki performansının tamamen tersine döndüğünü gördük. 2014 Avustralya’da dördüncü tura çıkan Kei, Rafa Nadal’la oynadığı maçta eski görüntüsünden sıyrılmıştı, o maçta set alamasa da oyun olarak en üst seviyeyi zorlayabileceğini kanıtladı. Madrid’te taraftar baskısına rağmen yarı finalde Ferrer’i yendi ve finalde de Rafa Nadal’ı sahadan sildi -ama sakatlık onu durdurdu ve çekilmek zorunda kaldı. Kei-Chang ikilisinin en büyük başarısı Amerika Açık’ta geldi. Özellikle ikinci haftada Kei Nishikori arka arkaya çok güçlü rakiplerle çok zorlu maçlara çıktı; Raonic-Wawrinka-Djokovic serisinde geri adım atmamasının ve fiziksel performansının yanında, mental olarak da çok üst seviyede olmasının en önemli sebebi Michael Chang’dir.

Gelelim İpek Soylu’ya ve Türk tenisine. İpek Soylu’nun önündeki en büyük handikaplardan biri de bu ‘coaching sorunu’. Enka Spor kulübü sporcusu İpek Soylu’nun Amerika Açık’taki çiftler şampiyonluğuyla gurur duyuyoruz ama kendimizi de kandırmayalım. İlk paragrafta da belirttiğim gibi, tekler tenisi fiziksel gücün yanında mental seviyenin de çok önemli olduğu bir arena, özellikle Grand Slam’lerde bunu görüyoruz. İpek Soylu’nun dünyanın en fizikli tenisçilerinden biri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz, Kei Nishikori de erkekler tenisi için fiziksel olarak geride ama onun ‘box’ında Michael Chang var, İpek Soylu’yu destekleyecek öyle bir isim ise yok. Bu yüzden İpek Soylu’nun şanssız olduğunu da söyleyebiliriz, kendisini mental olarak geliştirmek için ideali olarak bakacağı bir tenisçi yok Türkiye’de; en üst seviyeden geride kalırsa bunun birinci nedeni de bu eksiklik olacaktır…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

arif.sahin@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

KOŞUCULAR GİTTİ İNCECİLER GELDİ

Uzun süredir en büyük şikayetlerimizden biri nedir ? ''Fenerbahçe yavaş top oynuyor'' değil mi? Sağdan sola, soldan sağa yapılan paslar, geriye...

BİRAZ USTA İŞİ, BİRAZ ÇIRAK İŞİ

BİRAZ USTA İŞİ, BİRAZ ÇIRAK İŞİ Çırak ustayı sollayamazsa sanat ölür, hatalı sollarsa da çırak ölür, iki kere iki dört.. Bu kadar çırağın aynı anda bulunduğu...

ŞAMPİYONLUK MEŞALESİ YAKILDI

ŞAMPİYONLUK MEŞALESİ YAKILDI Alanyaspor maçında puan kaybetmesi büyük umutlarla beklenirken üst düzey bir futbol ve farklı galibiyet ile rakiplerini moralman çökerten Beşiktaş, onların da üst...

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Galatasaray BAY geçtiği 33. haftanın sonrasında sahasında F.Karagümrük takımını ağırladı. Maça Galatasaray presle başladı fakat bu pres 3-5 dakikalık bir presti. Sonrasında konuk ekip maça...

FAS FUTBOLU VE HOLLANDA FUTBOLUNA ETKİLERİ…

FAS FUTBOLU VE HOLLANDA FUTBOLUNA ETKİLERİ… Geçen haftaki yazımda Surinam Futbolunu işlemiş ve çok detaylı olarak Hollanda Futboluna etkilerine yer vermiştim. Bu haftaki konum ise...

Benzer Konular

Bets10 mobil Bahsegel mobil Matbet Giriş jojobet Mobil restbet mobil giriş