Galatasaray, fikstürün zorlaşacağı karşılaşmalar öncesi Kasımpaşa engelini zorlanmadan geçti ve gelecek adına umut tazeledi. Hatta, öyle rahat bir maç geçirdi ki, acaba rotasyon kupa maçı değil de bu maçta mı uygulansaydı sorusunu sordurttu. Fikstür, kağıt üzerinde kolay ancak bu tür karşılaşmalarda da galibiyete 3 puan veriliyor ve Galatasaray’ın sezonun ilk yarısında aynı rakiplerle oynadığı ilk dört haftada 5 puan kaybettiğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Şampiyonluk yarışışındaki rakiplerine bakacak olursak, bu haftalarda birbirine yakın güçte olan ve birbirleriyle karşılaşan rakiplerinin olmasının Galatasaray kazanamadıktan sonra bir önemi yok.

Avantaj şu; Galatasaray bu haftalarda kazanırsa ki kazanıyor, derbileri ve üst sıradaki rakiplerle oynayacağı karşılaşmaları final maçı haline getirir. Tartışmasız gerçek şu; bu ülkede finalleri en iyi oynayan, son virajları minimum kayıpla geçen, kırılma noktalarını en az hasarla atlatan kulüp Galatasaray.

Tabii, geçmişte böyle olması gelecekte böyle olacağı anlamına gelmiyor. Tıpkı, aynı nehirde iki defa yıkanılamayacağı gerçeği ve tıpkı dün ile bugünün, bugün ile yarının farklı geçmesi, farklı olması gibi.
1)Geçici olanla kalıcı olan,
2)Taklitle asıl,
3)Yalanla gerçek nasıl denk değilse, şimdiki zaman ile gelecek de öyle denk değil.

Çünkü, şimdiki zaman tek bir andan ibaret iken, gelecek tahminleri aşacak kadar devasa bir kavram. Bana kalırsa, geleceği doğru okuyabilmek için tarihin tekerrürlerden ibaret olduğu gerçeğini ve geleceğin bugünün değil, geçmişin yansıması olduğunu hesaba katmalı.
Mesela, Avrupa’nın en önemli liglerinde, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya gibi ülkelerde son yıllarda istisnalar dışında seri şampiyonluklar görülmesi. Bu durumun en önemli sebebinin, kazanılan her şampiyonluğun gelecek şampiyonluklar için önemli avantaj oluşturması olduğunu düşünüyorum. Galatasaray’ın amacı da her sezon şampiyon olmak olduğuna göre, bu sezonun gelecek sezonları etkileyebilecek kadar kritik olduğu fikrini taşıyorum. Yani, bu sezon elde edilebilecek bir şampiyonluk, bir şampiyonluktan daha fazlası.

Galatasaray, üç sene üst üste şampiyon olma başarısı gösterirse, İtalya’da Juventus’un, Almanya’da Bayern Münih’in, Fransa’da Paris Saint Germain’in bu sezona kadar kurduğu hegemonya gibi bir hegemonya kurabilir. Bu seneki şampiyonluk, gelecek seneler için bir köprü oluşturabilir. Bu sezon elde edilebilecek bir şampiyonluk, Galatasaray’ı güçlendirmekle kalmaz, rakipleri de güç kaybına uğratır. Bu sebeple, Galatasaraylı olmayanlara, kim şampiyon olmasın diye bir soru yöneltilecek olunursa, önemli bir çoğunluğu Galatasaray olmasın cevabını verecektir.

Maça gelecek olursak, Kasımpaşa’nın yeni teknik direktörle Galatasaray için risk oluşturabileceğini ve kazanma adına bir refleks göstereceklerini düşünüyordum ancak etkisiz bir 90 dakika geçirdiler. Fuat Çapa’ya Kasımpaşalı oyuncuların kendisini göstermek istemesi ve analizinin zor bir rakip olmaları, Galatasaray için zorlu bir maç geçeceğini düşünmeme neden olmuştu ancak oyun ve oyuncu kalitelerinin düşük olması, takım olma ve takım halinde hareket etme sıkıntısı yaşamaları Galatasaray’ın rahat bir galibiyet elde etmesine neden oldu. Golü de erken yiyince, planları tamamen bozuldu, savunma hattıyla hücum hattı arasında mesafe bıraktılar ve Galatasaray birçok boş alan yakaladı.

İlk gol pozisyonlarına ki o da net gol pozisyonu değildi, 44. dakikada girmeleri, performanslarının yetersiz olduğunu açıkça gösteriyor. Kasımpaşa ligde kalmak istiyorsa mutlaka bu haftaya kadar gösterdiği performanstan farklı bir performans göstermeli. Savunmada yetersizler, hücumda da Quaresma’nın bireysel yeteneklerine bağlılar. Bir de üstüne, Quaresma’nın ikinci yarının başında oyundan alınması, tamamen havlu atmalarına sebep oldu. 3-0’dan sonra puan kazanmaları çok zordu ancak Kasımpaşa’nın oyunda en etkili olduğu dilim, ikinci yarının başıydı. Quaresma’nın oyundan alınması, Kasımpaşa’ya fayda değil zarar getirdi.

Tekrar Galatasaray’dan bahsedecek olursak, Feghouli’nin golünde Mariano’nun doğru pası, Emre Akbaba’nın doğru pası, Feghouli’nin doğru şutu skoru 1-0’a getirdi. Yani, üç doğru, golü getirdi. Aslında futbol zor gözükse de basit bir oyun ve iki doğru pasla rahatça gol pozisyonuna girilebiliyor. Bunun örneği ilk golde görüldü. Mariano-Feghouli uyumunun geçtiğimiz sezonlardaki seviyeye yaklaştığından bahsedilebilir. Sezonun ilk yarısında saha içi uyumdan uzaklaşmışlardı. Saydığım iki oyuncunun sağ kanattaki varyasyonları, Galatasaray’ın oyun anlayışının hücum bölümünde önemli bir yer tutuyor. Bu sebeple, bu iki oyuncunun formunun artması, Galatasaray takımının performansının artmasına neden oluyor. Feghouli, geçtiğimiz sezon “Yılın Oyuncusu” ödülünü hak etmişti ancak ödüller için sezon sonu beklenmediğinden ödül farklı bir isme gitmişti. Gerçi, sezon ödüllerinin şampiyon takım yerine 8 puanlık avantajdan şampiyonluğu kaptıran takıma ve bireylerine verildiğini görünce, Feghouli’nin ödülü almamasının bir diğer nedeni de ortaya çıkıyor.

Basketboldaki oyun kurucun kadar konuş tabiri, futbola orta sahan kadar konuş olarak çevrilebilir. Galatasaray orta sahası, Seri-Lemina-Akbaba üçlüsü form tutunca Galatasaray’ın oyun kalitesi güçlendi. Bu orta saha hattı, bence ligin en etkili orta saha hattı ve Kasımpaşa maçında orta saha üstünlüğünün ele geçirilmesiyle birlikte oyun üstünlüğü de ele geçirildi. Sezonun ilk yarısında Seri formsuzdu ve adaptasyon sürecindeydi, Lemina sakatlıklarla boğuşuyordu, Akbaba ise sakatlığı sebebiyle hiç forma giyememişti. İstenilen seviyeye gelmeleri Galatasaray için önemli bir avantaj. Bu üçlü yerine kadrodaki başka bir üçlüyle oynayınca, Galatasaray’ın oyun kalitesinin önemli derecede düştüğü de dikkatlerden kaçmasın.

Sezonun ilk yarısı ile ikinci yarısı arasındaki bir diğer fark da gol pozisyonuna girme sorununun ortadan kalkması. Bana göre en önemli istatistik, pozisyonu skora çevirebilme oranı. Bu oranın da son haftalarda arttığı görülebiliyor ve atılan gol sayısını da doğrudan etkiliyor. İlk 16 hafta 18 gol atan Galatasaray, son 5 haftada 17 gole ulaştı. Sadece bu rakamlar bile, Galatasaray’ın sezonun ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında iki farklı takım görüntüsü çizdiğini açıkça gösteriyor.

mail: emre.cihangir@abcspor.com

twitter: @emrecihangirr

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz