GALATASARAY ODEABANK’TA SON DURUM (EUROLEAGUE)

Okunması Gerekenler

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek...

GALATASARAY ODEABANK’TA SON DURUM (EUROLEAGUE)

Galatasaray Odeabank’ın bir sezonluk EuroCup macerası sonrasında, kupayı kazanarak ait olduğu yere yani EuroLeague arenasına geri döndüğünü hepimiz biliyoruz. Fazla lafı dolandırmadan Galatasaray’ın bu sezon şu ana kadar neler yaptığına ve yorumlamalarıma geçelim…

Galatasaray sezonu evinde CSKA Moscow mağlubiyetiyle açtı. Bu karşılaşmada iyi bir hücum takımı olduklarını sergileseler de karşılarında Milos Teodosic’li, Nando De Colo’lu ‘’hücum silahı’’ en üst seviyede olan CSKA vardı. Bu tip takımlara sadece ‘’atarak’’ kazanmak zordur ki son periyotta CSKA ağırlığını koyarak maçı kazandı. Alex Tyus’ın enerjisi ve Sinan Güler’in oyunu ön plandaydı. İlk maç hatta bir mağlubiyet olmasına karşın, takım yine de umut saçıyordu.

İkinci karşılaşmayı da yine mabedinde oynayan Galatasaray,  ilk çeyrekteki kötü performanstan sonra toparlanarak, maçın geri kalan kısmını büyük bir ‘’oyun’’ üstünlüğüyle geçirdi (Özellikle ilk periyotta ki ezici oyunla beraber Austin Daye’in ve Tyus’ın skora yaptığı katkı Galatasaray’ın oyununu bir-iki tık ileriye taşımıştı.) fakat son periyodun son bölümünde yapılan hatalar mağlubiyete yol açtı. İlk iki iç saha maçından da mağlup ayrılmak oldukça mutsuz edici bir durumdu ki bu oyuncuların yüzlerinden okunuyordu.

Üçüncü ve ilk deplasman karşılaşmasından da (Maccabi FOX Tel Aviv) mağlubiyetle ayrılan Galatasaray’da bazı eksikler göz çarpıyordu. Maçın ilk yarısını iyi oyunla tamamlasalar da, üçüncü periyotta bir türlü işler rast gitmedi. Sonuç olarak yine mağlubiyet alınmıştı ki hedefler doğrultusunda gidilirken, kafa karıştırıcı bir durumdu.

Kendi evinde EuroLeague arenasında derbide Fenerbahçe’ye karşı alınan mağlubiyet oldukça üzücüydü. Maçın bazı bölümlerinde iyi reaksiyon verilse de bir türlü ‘’geniş’’ rotasyona karşılık verilememişti. Durum 0-4 oldu…

Real Madrid gibi bir takıma karşı deplasmanda galibiyet almak zordur. Onlara kendi evlerinde 81 sayı atarak kaybetmek daha zor bence! 81 sayı at Madrid deplasmanında ama kaybet… Bu nasıl iş? İşlerin çoğu belli yere kadar yapılıyor fakat bir türlü sonu getirilemiyordu. İlk yarıyı önde kapatan Galatasaray, 5. karşılaşmasından da mağlubiyetle ayrıldı.

Sonunda haneye Olympiakos maçıyla ‘’G’’ yazıldı… Heyecan ilk başa yazıverdim bunu. Hâlâ aklımdadır bu galibiyet ki sonuç olarak 0-5 gidilirken alınmış ‘’önemli’’ bir galibiyetti. Taraftar desteğiyle kazanılan bu karşılaşmada, galibiyetin yanında Justin Dentmon-Jon Diebler-Daye üçlüsünün muazzam performansı ballı-kaymak oldu ki Sinan’ın 12 asistini unutmayalım. İlk galibiyeti görmek zor olmuştu ama yine de geç değildi.

İlk galibiyet sonrasında, deplasmanda da maç kazanma alışkanlığını elde etmek istenirken Zalgiris Kaunas karşılaşmasına iyi başlansa da özellikle üçüncü periyot âdeta ‘’skandal’’dı.

Darüşşafaka’ya karşı alınan galibiyet ve o maçın getirdiği moralle yine Abdi İpekçi Arena’da oynanan karşılaşmadan da galibiyetle ayrılan Galatasaray, çıkışını sürdürdü ancak deplasmanda galibiyet şarttı.

Ard arda alınan iki iç saha galibiyetinden sonra Baskonia’ya son bölümde, Panathinaikos Superfoods’a ise maçın hemen hemen tüm bölümünde kötü oynanan basketbolla kaybedildi.

Alınan iki mağlubiyet sonrasında evde kazanılan EA7 Olimpia Milano maçı büyük moral ve geri dönüşün sinyali oldu.

Her şeyi bir kenara bırakırsak yorumlamalarım şu şekilde:

EuroLeague serüvenine 0-5 ile başlayan Galatasaray’ın yükselen formu göze çarpıyordu. Hatta kaybedilen maçlarda bile doğru yapılan şeyler olsa da yeteri kadar, galibiyeti getirecek kadar ağır basmıyordu. Zaten önemli olan da bunu başarabilmek. İlk 3-4 maç sonrasında savunmasını oturtan ve belli sertlik seviyesine çıkan Galatasaray’ın bunu ‘’sürekli’’ hâle getirmesi şart. Taraftar desteği en önemli ögelerdendir basketbolda ancak iş deplasmana geldiğinde konuk takım adına işler daha farklı gelişir hatta bazen daha ekstra oynaması gerekir. İtici gücü kendi içlerinde bulmaları gerekebilir.

Bu olayı Abdi İpekçi’de zaten taraftar layıkıyla yerine getiriyor fakat bu işin bir de deplasmanı da var. Deplasmanda maç kazanılmazsa nereye kadar ilerlenecek ve ne kadar başarılı olunabilecek ki? Bu durumda her şey bir yere kadar olurdu. Galatasaray galibiyet orucunu geç bozmuştu ki o galibiyete gelinene kadar bir sürü eleştiri, bir sürü sorun ve nicesi ortadaydı. Eğer deplasman galibiyeti geç gelirse; bu galibiyet de ilk galibiyetin gelişi gibi olursa yandık! Durum vahim demektir. Oyuncuların konsantre olup kazanma alışkanlığını elde etmesi gerekiyor.

Galatasaray’ın önünde 7 kritik karşılaşması var. Hatta Milano’yu da işin içine katarsak 1/8 ile en iyi durumda ilerleniyor. Geri kalan karşılaşmalarda alınan galibiyetler bir anda bu takıma olan bakış açılarını tamamen değiştirir. Son dönemde önce Dentmon, sonra da Russ Smith ve Deon Thompson’la yollar ayrıldı ki bu üç oyuncunun takıma neler ‘’kattığı’’ tartışılır. Her şeyden önce Ergin Ataman’ın kafasındaki plana uymadıkları aşikâr. Gündemde birçok isim var, söylentilere takılmadan devam edecek olursam; oyunu yönetebilecek ve Ataman’ın sistemini oynatabilecek ‘’doğru’’ oyun kurucu bulunursa -iyi seviyede- bir anda işler tamamen Galatasaray’ın lehine işleyebilir.

Uzun transferi için de “orta mesafe şutu olan ve mücadeleden kaçmayacak bir isimle anlaşılması” muazzam olur ki arayışların bu yönde olduğuna inanıyorum. Bunlara ek Daye’in sakatlıktan iyi dönmesi demek ‘’Bu iş tamam!’’ demektir. Tabii diğer oyuncuların içinden formsuz olanların (Tibor Pleiss-Emir Preldzic) kendini bulması ve doğru işleri yapması beraberine ‘’galibiyet’’leri getirecektir. Takıma inancımız tam, doğru hamlelerle birlikte sene sonunda EuroLeague’de ve ligde ‘’istenilen’’ yerde olunması bizi mutlu edecektir.

Sinan’ın bol ‘’asist’’li, Daye’in bol ‘’üçlük’’lü, Schilb’in bol ‘’şutlu’’, Micov’un bol ‘’penetre’li’, Tyus’ın bol ‘’alley-oop’’lu, Pleiss’ın bol ‘’hook-shoot’’lı ve Ataman’ın bol ‘’yumruk’’lu senesi olsun! Başarılar Galatasaray!

Can DÜZ

Twitter:  @CanDuzCD

Mail: can.duz@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda buldum. Tekrar Fenerbahçe'mizin yanında olmak,...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek bir Süleyman bir de Sinan...

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı tercih etti. Galatasaray’da geçtiğimiz maçlarda...

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru işler. Yalnız bu perspektifte ilerlerken...

Benzer Konular