FENERBAHÇE BİLDİĞİNİZ GİBİ
Fenerbahçe Yine Aynı Ormanda!
Sürekli aynı ağaçla karşılaşıyorsanız ormanda kaybolmuşsunuz demektir.
Aziz Yıldırım, İsmail Kartal, Aykut Kocaman… Fenerbahçe camiası kayboldu, yolunu bulamıyor. Başka bir yöne yürümek lazım, hem de bir an evvel. Afrika’da gün erken batar…
Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyen yönetim yine başa dönüyor. Peki, doğru düğmenin cevabı Kuyt mı?
Cevap Kuyt’sa neden üç maçlığına takımın başında?
Bu üç maçı başarıyla geçerse ve sonrasında işler kötü giderse kim hesap verecek? Üç maç başarısız geçerse zaten gördün ebenin örekesini!
Teknik direktörlük makamı üç maçlık deneme tahtası değildir, yönetim kurulu da jüri üyesi değildir. Bana kalırsa bu yönetim de yönetim falan değildir.
Kuyt’ın nasıl bir ilk 11 çıkaracağını ben de merak ediyordum. Yardımcı hocalık yaptığı dönemde mutlaka kendi kendine “Ben olsam şöyle yapardım” dediği olmuştur diye düşünüyordum ama belli ki dememiş! Greenwood hastalığı nedeniyle kadroda yoktu. Dört yerli oyuncuyla, üstelik büyük ölçüde İsmail Kartal’ın tercihlerini hatırlatan bir ilk 11’le çıktı. En azından bir Nene beklerdim. Özellikle Kerem tercihi gözüme battı.
Derler ki iki kişi sürekli aynı fikirdeyse biri gereksiz demektir. Biri kovulduysa ikisi de gereksiz sonucu da çıkabilir. İlk 11’e bakınca insanın aklına bu da geliyor.
İkinci merak ettiğim konu, oyuncuların kazanma arzusu ve vücut dillerinde bir değişiklik olup olmayacağıydı. Maçın başından itibaren anladık ki herhangi bir değişiklik yok. Hatta Fenerbahçe, kendi sahasında oynadığı maçlar içinde sezonun en kötü başlangıçlarından birini yaptı.
Fenerbahçe alışageldik presiyle ve rakip yarı sahadaki ezici topla oynama üstünlüğüyle maça başlayamadı. Top Fenerbahçe’nin kontrolündeydi ama ceza sahasından uzaktaydı. Göztepe’nin ileri üçlüsünün baskısı altında Fenerbahçe savunmadan top çıkarmakta zorlandı. Orta sahaların çabuk geçildiği, her iki takımın da oyun kurarken top kayıpları yaptığı, iki kalede de tehlikeli atakların yaşandığı uzun bir ilk yarı izledik.
Fenerbahçe açısından bakarsak yine tam olarak ne oynadığı belli değildi. Merkezde Lukaku üzerinden oyun kurma çabası vardı. Bununla birlikte konsantrasyon sorunu yaşayan bir takım gördük. Ayağındaki topu rakibe kaptıran, ardından kart gören oyuncular oldu. Guendouzi, Kanté, Semedo, Skriniar ve Levent bu tür hatalar yaptı. Bir maçın ilk yarısında bu kadar bireysel hata gördüğümüz Kadıköy maçları çok azdır, altını çizelim.
Sağda Oğuz rakibi biraz yıprattı, şut fırsatları da buldu ama sonuç alamadı. Levent’in soldan bindirmelerinde bir şeyler olacak hissi vardı ama o da sonuca dönüşmedi. Üstelik geri dönüşlerde zorlandı, Arda karşısında birkaç kez güç durumda kaldı.
Burada dört oyuncuya parantez açmak lazım.
Oppong’un çabukluğu ilk yarıda dikkatimi çekti. Bidon, fıçı gibi benzetmelerle eleştirilen Lukaku bence iyi işler yaptı. Sırtı dönük oyunda oldukça etkiliydi ama bitiricilik sorunu bu oyuncunun eski alışkanlıklarından biri.
Guendouzi maça inanılmaz kötü başladı. Düşüşü devam ediyor. Ayağındaki topu kaptırıyor, moralsiz görünüyor. Rakibinden yediği çalım da uzun süre konuşulur.
Ederson’un da iki önemli kurtarışı vardı.
Kerem’e de bir parantez açayım mı? Açmayayım. Bu transferde yayında ve yapımda emeği geçen kim varsa… MFÖ başlıyor, aynen kasetten:
“Inının, inının, inının!”
Futbol işte! Ortada gibi görünen maçta, sahanın en kötüsü Guendouzi’nin kaptırdığı toplardan sonra, Lukaku’nun “Yapıştır!” diye verdiği pası gole çeviren oyuncu oldu ve Fenerbahçe, kötü oynadığı ilk yarıda soyunma odasına 1-0 önde girdi.
İkinci 45 dakika da benzer başladı. Topa daha fazla sahip olmak isteyen bir Göztepe vardı ama bu, pas oyunuyla üstünlük kuran bir takım görüntüsü değildi. Fenerbahçe ise savunma güvenliğini biraz daha artırmış gibiydi. Ancak savunma güvenliğini artırmak, pozisyon vermemek anlamına gelmiyor. Fenerbahçe iki kez ciddi pozisyon verdi. Birinde rakip oyuncu boş kaleye topu gönderemedi, diğerinde yine Ederson sahneye çıktı.
70. dakikadan sonra orta sahalar biraz oyundan düştü. Fenerbahçe geçiş oyunlarında iki kez gole yaklaştı. Lukaku fırsatı değerlendiremedi, Kerem’in şutu direkten döndü. Aslında bu dakikalar maçın değişebileceğinin sinyallerini veriyordu.
Kuyt müdahalede gecikti. Ardından Guendouzi’nin anlamsız hareketiyle kaleciyle karşı karşıya kalan Göztepeli oyuncu skoru 1-1’e getirdi. Bir dakika sonra da kornerden gelen topla 2-1 öne geçtiler. Fenerbahçe kötü oynadığı maçta geriye düşmeyi hak etmiş miydi, tartışılır ama bu gidişatın göz göre göre yaşanması kabul edilebilir değildi.
Ötesini bilirsiniz. Peş peşe hamleler, hatta Yiğit Efe falan… Son çırpınışlar ve tribünlerden yükselen yönetim istifa korosu.
Lig bitti mi emin değilim ama yazının başında söylediğim gibi, saçma sapan bir üç maçlık hoca kredisi, öncesinde tamamen yanlış olduğunu düşündüğüm İsmail Kartal tercihi ve gelinen nokta…
Sonuç?
Çocuklar ağlamaya devam ediyor. Aziz Yıldırım balonu patladı. Fenerbahçe nasıl diye soran olursa, bildiğiniz gibi dersiniz.
mail: bruno.monte@abcspor.com
twitter: @BrunoMonte1907
