EUROBASKET WOMEN 2015, TÜRKİYE VE B GRUBU

Okunması Gerekenler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

efeAvrupa Basketbolu’nun hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde milli takımlar düzeyinde tuhaf bir huyu mevcuttur; Avrupalı takımlar, diğer dünya ekollerinin gücüne bakılmaksızın, öteki Avrupa takımlarının kara sevdalısıdırlar ve Avrupalı milletler her zaman birbirlerinin en iyi, en dişli rakiplerini teşkil ederler. Avrupalı milletler, “bizden” diyebilecekleri her rakibine, yani kıtadaşlarına karşı, her zaman en büyük mücadeleyi sergilerler ve bizlere de en ciddi basketbol şölenini sunarlar.

eurobasket 2015İşte bu bakımdan, Avrupa Basketbol Şampiyonaları, birbirine sistem, taktik, ekol, geçmiş ve güç yönünden (diğer kıta milletlerine nazaran) çok daha yakın olan ve benzeyen ekiplerin mücadelesine sahne olduğu için, gerek Dünya Şampiyonaları’ndan, gerekse de Olimpiyatlardan daha farklı, ve işin doğrusunu söylemek gerekirse, daha çetin bir seyir zevki arz ederler. Zira birbirine yakın ekoller kozlarını paylaşırken, artık mesele ekollerin değil, o ekolü daha kaliteli uygulayabilen ekibin tespiti ve başarısıdır. Aynı işi kim en iyi yapıyorsa, o, şampiyon olur. Sürprizler bile daha tutarlıdır.

Bu bakımdan, ayın 11’inde başlayacak 2015 Kadınlar Eurobasket mücadelesi, pek çoğumuz için çok eğlenceli geçecek. Açıkçası beklemeye tahammülümüz kalmadı. Beklerken de, hiç boş durmadık elbette (tarzımız değil); tüm takımlar şöyle güzelce bir elden geçirildi ve iki kısım halinde ele alacağım bir yazı hazırlandı. Alışılmıştan daha kalabalık bir sınıf mevcudu olduğu için, bu yazıda bizim içinde bulunduğumuz B grubunu, ikinci bölümde de sırasıyla A, C ve D gruplarını incelemeyi planlıyorum. B ve C gruplarını turnuvanın “ölüm grubu” ilan ettikten sonra, hemen işe koyulalım o zaman:

B GRUBU

(Yunanistan, İtalya, Polonya, Belarus,Türkiye)

Bize ne devlettir ki, grubumuzdaki iki dev takımdan (diğeri Belarus) birisiyiz ve ardımızda üç adet kendini kanıtlamak için yırtınan ülke olacak. Rehavet, her şeyin sonu olur, çünkü burası, bir “ölüm grubu”:

Yunanistan: 2009’daki Avrupa 5.liğinden başka kayda değer uluslararası başarısı olmayan Yunanistan, erkekler düzeyinde elde ettiği dillere destan başarıları, kadınlar düzeyinde mumla arayan ve halen bulmaya yaklaşamayan bir ekip. 37’lik oyun kurucu Dimitra Kalentzou ve 2009’daki destansı performansıyla aldığı MVP ödülünün devamını bir türlü getiremeyen 37’lik power forvet Evanthia Maltsi ile bu işin artık olmayacağını hiç anlayamadılar. Yine bir başka tecrübeli isim Olga Chatzinikolaou da, takımın en mühim gediğini, yani lider eksikliğini kapatmaya müsait olmayan, istikrarsız bir 2 – 3 numara. Boy ortalaması görece yüksek olan Yunanistan’ın kadrosunda sadece iki hakiki pivot var, onlar da 24’lük Faidra Skiadopoulou (1.91m) ve 18’lik Maria Fasoula (1.94m). Fasoula, bu takımın geleceğini şekillendirebilecek kadar mühim bir potansiyel.

eurobasket 10Lakin, asıl kuvvetli yanları, oversize diye adlandırabileceğimiz, pozisyonlarına göre fazla iri kaçan iki “kısa” forvet, yani Zoi Dimitrakou ve Styliani Kaltsidou, ve hatta kimi zaman da Theodora Panteli’nin fiziksel oyunlarından bulacakları sayılar. İyi birer pasör de olan bu üç isim, Iouliti Lymoura ve Anastassia Gkotzi’nin oyun kurucu mevkiinden sağlayamadıkları yaratıcılık ve asist katkısını üstleniyorlar. Artık Pelagia Papamichail ve Angeliki Nikolopoulou’ya güven duymaktan çekiniyorlar, ki haklılar. Peki, bizim kime dikkat etmemiz lazım? Minik ve genç oyun kurucu Anna Stamolamprou ve bilhassa da bu yıl İstanbul Üniversitesi’nde oynayan guard – forvet Artemis Spanou’ya. Spanou, geniş yetenek yelpazesiyle, işlerin gidişatını tepe taklak edebilir. Onlar 4. Olmaya uğraşadursunlar, bizim katiyen Yunanistan maçında rehavete kapılmamamız gerekiyor.

İtalya: Eski günlerini arayan ve asansör takım haline gelen bir ekip İtalya. 95’teki gümüş madalyanın ardından en büyük başarıyı 2009’da altıncı, 2013’te de sekizinci olarak elde ettiler. Bir parlayıp bir sönüyorlar (tıpkı şimdinin erkek milli takımı gibi). Dahası, takıma ablalık edecek, takımı çekip çevirecek türden bir veteran liderleri de yok. Böylesi bir oyuncu profiline en yakın isim, senelerdir bu formayı terleten yaratıcı, zeki, uzak mesafe şutörü oyun kurucu Giorgia Sottana. Tercih hataları ve top kayıpları sebebiyle “ben en iyinizim, bana uyum sağlayın” demesi kolay olmuyor. Fakat o sayı imkanı yaratmadıkça da, doğal bir skorere muhtaç olan İtalya, hiç randımanlı sayı bulamıyor. O yüzden sistem için çok mühim bir oyuncu Sottana. Lakin bir diğer dezavantaj da, Sottana’nın performansına veya sağlığına bir zeval gelmesi halinde kadroda o’nun yerini alabilecek kimsenin bulunmaması. Ekipteki tek yıldız potansiyelli isim ise, ikizi Caterina’dan daha üstün bir oyuncu olan, 22’lik şevk abidesi oyun kurucu Francesca Dotto. Dotto, ileride takımın aradığı lider olabilir, fakat şimdi yıldız oyuncu görevini ifa etmek zorunda. Zira oyun tarzları Sottana ile hiç benzeşmediği için, Sottana’nın “varisi” olamıyor. Pivot Maria Laterza’nın üzerindeki ölü toprağı giderse, bu “ölüm grubu”nda en verimli ön alanı oluşturma vazifesini o ve Kathrin Ress üstlenecekler.

Belarus’a karşı Laterza – Ress – Bestagno – (1.99’luk) Fabbri – Formica gibi çok geniş bir uzun rotasyonu ile büyük iş başarabilirler. Formica ve dönemdaşı Ercoli, bu turnuvada takımdaki geleceklerini belirlemek için oynayacaklar. Fakat henüz ikisi de boyalı alandan sırtı dönük veya yüzü dönük hücumda bir Laterza, bir Fabbri veya bir Ress kadar kifayet edemiyorlar. Martina Crippa, oyun kurucu olarak değilse bile, boş şutları yüksek yüzdeyle bitirme yönü sayesinde Sottana ile yan yana düşünülebilir – gerçi bu durumda savunmadaki boy dezavantajı ayyuka çıkacaktır. İtalya’nın boy grafiği uçurumlarla dolu olduğu için, savunmadaki olası her tür switch’te bir dünya miss-match (eşleşme dezavantajı) ile karşılaşacaklar. Bu sene genç yetenek Zandalasini akademik başarısına ağırlık vermeyi tercih ettiği için ondan faydalanamayacaklar ve Laura Spreafico’yu da sakatlığa kaptırdılar. Laterza ve Fabbri dışında savunma yapmayı “seven” kimse de olmadığı için bu takımda, akıbetleri en fazla grup üçüncülüğü olabilir. Anahtar sözcük: Pivotlara top inmesini engelle, Sottana, Crippa ve Dotto ikizlerine (özellikle de Francesca’ya) büyük baskı uygula. Seriler yakalamalarına müsaade etme, tempoyu alabildiğine düşür. Forvet Raffaella Masciadri’yi de yabana atma. Böylesi bir enerjiyi ve takım uyumunu, kendi takım uyumun ve pas trafiğinle yen.

Belarus: Kara belamız, korkulu rüyamız. Türkiye 2. Ligi’ne transfer olan şahika pivot Yelena Leuchanka’nın yanına yeniden, FB Ülker’den hamilelik sebebiyle fakat olaylı bir biçimde ayrılan bir diğer uzun Anastasiya Verameyenka’yı monte etmeyi başardılar. Böylelikle, geçen seneki dünya şampiyonasından bir adım ileri gitmek yolunda en önemli hamleyi yaptılar.  Bu da onları turnuvanın en güçlü 4 – 5 ekibinden biri yapıyor şimdiden. 2007 3.lüğü, 2009 yarı finali ve 2013’te gelen 5.liği daha yukarılara çekmeye ant içmişler. Leuchanka, az kalsın (1 asist daha yapsa) 2014 dünya şampiyonasında bir triple – double’a imza atabilecek kadar dominant, çok yönlü ve yetenekli bir pivot. Verameyenka ise her an tahtı ondan alabilecek kadar baskın ve skorer bir uzun. Bu ikili 4 – 5 numarada yan yana oynatılınca, dünya Belarus’a bir başka güzel oluyor.

eurobasket 11Peki ya takımın geri kalanı? Kudrashova’nın kozası halen yırtılamadı. Bu yüzden Belarus da Polonya gibi başarıya giden yol için ilk kez bir oyuncuyu devşirdi ve yetenek abidesi oyun kurucu Lindsey Harding’i kadrosuna kattı. Tarasava sakat, turnuvaya gelemiyor. Marchanka emekli olalı 4 sene geçti. Forvetlerden gelen en büyük katkıyı halen daha Katsiaryna Snytsina ve Tatsiana Likhtarovich veriyor. Gençlerden Papova rüştünü ispat için, Hanna Kalenta da ilk uluslararası turnuvası için forma şansı bekliyor. Ayrıca ikiz kuleler Leuchanka ve Verameyenka’nın arkasında Marina Kress gibi bir savaşçı da var. Buradan bakılınca, kağıt üzerinde her şey tamam. Hazırlık maçlarında da eksiklerinin olmadığını gördük. İşte size, grup birinciliği için Potanın Perileri’ne en büyük zorluğu çıkartacak ekip. Verameyenka dönmüşken, Harding de kadroya eklenmişken, onlarla baş etmek gerçekten çok zor olacak.

Polonya: 99’daki şampiyonluğun ardından en son 2003’te 4. Olurken görüldüler ve 2005’te ilk 8’e kalabildikten sonra ilk kez bu sene kendilerinden “haber alabiliyoruz”. On beş – yirmi yıl evveline kadar Avustralya ile birlikte WNBA’e en çok oyuncu ihraç eden ülke idi Polonya (Malgorzata Dydek’i saygıyla analım); şimdi ise o günlere geri dönme uğraşındalar. Bu uğurda ilk kez bir devşirme oyuncu kattılar kadrolarına (Julie McBride). Ewelina Kobryn ve Justyna Zurowska – Cegielska gibi eşine zor rastlanacak iki oyuncuları var ve Julie McBride ile beraber arka alanda iyi bir guard ikilisi oluşturacak veteran Paulina Pawlak’a da halen sahipler. Magdalena Leciejewska ve Marta Jujka da senelerin ardından tam formdalar ve milli formanın yükünü sırtlanmaya hazırlar. Gençlerden en çok ümit vaat eden isim, Dominika Owczarzak Kadınlar Euroleague’inde Son 8’e kalma başarısı gösterdi takımıyla birlikte.

Peki, geçen yıllarda basketboldan tümden elini eteğini çeken veteran yıldız Agnieszka Bibrzycka, Kobryn’in aksine takıma geri dönmeyi kabul etmemişken, takımın skor yükünü kim çekecek? Belirgin bir istikrar abidesi olmadığı için (Pawlak’a duyurulur), Polonya’nın ve koç Winnicki’nin tüm planı, takımı tam bir sert müdafaa neferi haline getirmek üzerine kurulmuş. Zor atacakları için, zor yemeyi amaçlıyorlar. Pawlak, Zurowska, McBride ve özellikle de Kobryn maç başına 5 – 6 sayı bandını görebiliyorlar, ama Polonya buna rağmen sayıya hiç de kolay gidemiyor. Sadece defans yaparak başarılı olmak kime mahsus peki? Bizim Perilerimiz’e. Biz yapıyorsak, belki onlar da başarabilirler. Bu yüzden kendilerine azami dikkati göstermeliyiz. Onlar en zevkli maçlarını Yunanistan ile yapacaklar. Bizim maçta ise, 45 sayıyı geçen maçı alır. Polonya da en fazla bir üst tura kalma başarısı gösterir bu sene.

 

Türkiye: Bizim tek eksiğimiz var; geçen seneki dünya şampiyonasının bitimiyle emekli olan Esmeral Tunçluer. Esmeral – Birsel – Şaziye sacayağından Esmeral ayrıldı; az kalsın Nevriye’yi de geri dönmeye ikna edemeyip turnuvanın dibine demir vuruyorduk. Nevriye, şu an takımın en yetenekli ismi durumunda ve takımın en istikrarlı oyuncusu konumundaki Lara Sanders ile birbirlerini çok iyi tamamlayan bir pota altı ikilisi oluşturuyorlar. Nevriye orta ve yakın mesafeden, Sanders ise pota altından affetmiyor. Bu turnuva, muhtemelen, son 10 yıla damgasını vuran hakiki Potanın Perileri’nin birlikte geçirdiği son turnuva olacak ve kadroda yaş haddinden bir yaprak dökümü gerçekleşecek (Esmeral ile başladı bile). Yeni koç Ekrem Memnun, bu geçişi sancısız atlatmak adına Nevriye’yi geri dönmeye ikna etti ve takımın bir kısmını gençleştirdi. Bu bağlamda, nicedir kadroya giren ama rotasyonda ön plana çıkamayan Cansu Köksal, Tuğçe Canıtez, Tilbe Şenyürek, Pınar Demirok ve Ayşe Cora, takımın yeni kimliğinde söz sahibi olmak için kadroda yer alıyorlar.

turkiye 10Bu isimlerin yanı sıra, alıştığımız Perilerden Işıl, Bahar, Şaziye ve Birsel de kadroda. Pota altında Tilbe – Bahar ikilisi, azimleri, enerjileri, sert savunmaları ve ribaunt sezgileri ile, Sanders – Nevriye ikilisine soluk aldıracaklar. Tilbe, üzerine biraz düşmesi halinde Nevriye gibi bir şutör haline gelip oyununda basamak atlatabilir. Lara Sanders, Kayseri Kaski (AGÜ)’den sonra iki senedir milli takımımızı da tüm çabası ve yeteneğiyle taşıyor. Takımın en emin elleri (kısalarımızın geçen seneki felaket dış şut yüzdeleri de uyarınca) Nevriye ve Sanders. Işıl da Kursk’ta bench’e mahkum edilmesinin hırsını, umarız yine ribaunt koklayışları ve “dişi Iverson”lıkları ile bize gösterir. İlk maçı Polonya ile oynayacağımız için, o maçtaki skorumuz veya şut yüzdemizi ana kıstas kabul etmemek gerekiyor. Biz asıl Belarus ve İtalya maçlarında kim olduğumuzu, yaşlanıp yaşlanmadığımızı göreceğiz. Kısalar iyi şut atarsa (bu konuda en çok Cansu’ya güveniyorum) Periler ilk dörde girer. Aksi halde, çeyrek final görüp gelebiliriz.

Tahmini sıralama: 1) Belarus 2) Türkiye 3) İtalya 4) Polonya 5) Yunanistan

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail : efe.ozenc@abcspor.com

twitter : @efe_ozenc

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

Benzer Konular