EUROBASKET 2015 TOP 16 TURU 2. GÜN

Okunması Gerekenler

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda...

efe

PAZAR GÜNÜ:

24. Jan Vesely (Czech Republic)HIRVATİSTAN 59–77 ÇEK CUMHURİYETİ: Hırvatlar maça yine oyun kurucu pozisyonunda Ukic ile başladılar, ayrıca da Simon’un yerine de, bugüne dek bench’ten getirdikleri Hezonja’yı ilk beşe monte ettiler; Çekler ise klasik beşlerinden şaşmadılar (Benda – Satoransky – Pumprla – Vesely – Schilb). İlk hücumlar, Saric’in hücum ribauntlarının sayıya dönüşememesi ve Pumprla’nın ıskasıyla geçildi. Bogdanovic üçüncü kez karavana attıktan sonra, ilk sayılar Benda ve Ukic’ten geldi. Bogdanovic ne kadar dağınıksa, Vesely ve Satoransky de bir o kadar konsantreydi. Hezonja sahanın her iki yanında ağırlık koyup bizzat 5-0’lık bir seri yaratınca, ilk 4 dakika 7-4 ile geçildi. Satoransky’nin asistinde Schilb çabuk bir üçlükle skora dengeyi getirdi. Sonrasında da Bogdanovic, ısrarlarının meyvesini aldı. Satoransky ve Vesely işin içine girince, periyodun son 3 dakikasına 9-13 girildi. Satoransky Ukic’i “pazara göndermesiyle”, Perasovic de molasını aldı. Satoransky daha bu bölümde 5 asist ve 2 top çalmaya erişmişti. Mola dönüşü Schilb’in üçlüğüyle seri 0-11’e çıktı ve Zoric’in basketine dek Çekler skorda Hırvatlar’ı “katlamıştı” (9-18). Sonrasında Simon Hırvatlar’a biraz dinamizm kattı ve fark 5’e indi. Satoransky’nin üçlüğüyle ilk çeyrek 13-20 bitti. Stipcevic’in top kaybından sonra Jelinek’ sportmenlik dışı faul yapıp 3. Faulünü almasıyla başlayan  ikinci çeyrekte, ardı ardına hücum ribauntları toplayan Çekler farkı bir anda 10’a yükselttiler (13-23). Yine, bu gidişata tek direnen, Simon’du. Satoransky kenardayken Hırvatlar alan savunmasına döndüler ve Jelinek’den X-Faktör’lük katkı devam edene dek, Bogdanovic’in kıpırdanışıyla fark tek hanelere indirdiler. Ama Jelinek çift hanelere ulaştı ve Hırvatlar’ın çabaları sonuçsuz kaldı (20-33). Auda kenardan gelip 7 sayı kaydettikten sonra bu bölümde skor 25-40’e geldi. Saric’in Vesely’ye bloğu ise şahanelerden de güzeldi.  Zaten bu yüzden o noktadan sonra Vesely hep Tomic’in üzerine gitti.  Ukic ve Bogdanovic’in bireysel gayretleriyle skor 31-44’e taşındı ve bu bölümde Vesely de çift hanelere ulaşmayı başarınca, ilk yarı 31-48 Çekler lehine noktalandı.

 

24. Jan Vesely (Czech Republic)İkinci yarıya Welsch’in basketleriyle giren Çekler, Tomic’e top indirmemeye ve Rudez’e müsait pozisyon yaratmamaya neredeyse ant içen Hırvatlar’ı tam bozuma uğratırken, Hırvatlar olabilecek en kötü haberi aldı : Simon’un ayağı çok kötü burkuldu, ve direnen tek oyuncularını da kaybettiler. Satoransky akrobasisiyle Bogdanovic’in savunmasını silip attı ve farkı 19’a getirdi (33-52). Hırvatlar’ın top kayıpları ve hataları, ne denli dağıldıklarını gösterir cinstendi. Oysa diğer yanda Benda, Satoransky gibi isimler çok soğukkanlı ve rahattı. En büyük vasıfları da, takım halinde oynayıp bir taktikle top paylaşmaları ve oyuncuların rollerinin belirli olmasıydı (33-59). Simon sakatlandıktan sonra maçın geri kalanını oynamak gerekli miydi, Hırvatlar bunu çözememişlerdi. Fakat daha 3. Çeyrekte skor 36-65’e gelmişti bile. Saric ve Hezonja dışında kimsenin bir şey yapmak istediği yoktu. Stipcevic ve rotasyonda ilk kez doğru düzgün şans verilen genç Bilan’ın şanslı basketleri sayesinde 43-65 noktalandı 3. Çeyrek. Stipcevic’in basketiyle fark son çeyrek başında 20’ye indi. Topun azizliği Satoransky’ye topu kaybettirirken, Ukic’e de bomboş üçlükte airball attırdı. Saric de bu bölümde ilk sayılarını kaydetti. Stipcevic ekstra üçlükler yollamayı sürdürünce, oynamak isteyenlerin gayretiyle fark 17’te indi ve Çekler mola aldı. Saric ve Hezonja’nın çabaları, 30’a kadar çıkmış olan farkı 15’e düşürdü (54-69). Satoransky bu bölümde fazla top kaybedince, Hırvatlar “acaba?” dediler; Çekler Bogdanovic’in basket-faul’ünden sonra bir mola daha aldılar. Bitime 4 dakika kala Satoransky basit top kaybını affettirmek adına savunmada imkansıza yakın bir top çalmayı başardı, Schilb de çift hanelere ulaşıp farkı 15 sayı bandında tuttu (56-71). Vesely de takip smacını resmen Bilan ile beraber potaya zımbaladı ve momentum tekrar Çekler’in lehine döndü (58-77). Son dakikada Çekler ayakta alkışlandı, maçı da, efsane Barton’ın ilk şutunda kaydettiği üçlük isabetiyle 59-80 kazanıp (Çekoslovakya günlerinden sonra ilk kez) çeyrek finale çıkmayı başardılar.

24. Jan Vesely (Czech Republic)Çekler’de Vesely 20 sayı 13 ribaunt, Satoransky 10 sayı 11 asist 5 ribaunt 5 top kaybı, Schilb 12 sayı, Benda 11 sayı 3 ribaunt 3 asist, Auda 9 sayı 3 ribaunt 2 asist, Welsch 2 sayı 8 asist, benchten gelen “kayıp adam” Jelinek de 13 sayı ile oynarken, Hırvatistan’da Bogdanovic 5/14 isabetle 12 sayı 3 ribaunt, Hezonja 10 sayı 9 ribaunt 5 top kaybı, Ukic 10 sayı 5 asist 6 top kaybı, Simon 9 sayı, Saric 1/7 isabetle 4 sayı 8 ribaunt 4 asist 3 top kaybı, Stipcevic 8 sayı ile mücadele etti. Tomic sıfır sayı 2 ribauntta kaldı. Hırvatlar takım halinde tam 23 top kaybettiler.

Not: Nasıl diyorlardı bu günlerde? Hah: Bogdanovic bitmiş….

 

 

13. Miroslav Raduljica (Serbia)SIRBİSTAN 94–81 FİNLANDİYA: Haklarını teslim etmek lazım, maçın ilk yarısı boyunca Finliler gerçekten çok iyi direndiler rakiplerine. Bunun en büyük yansıması, Sırp kısalara Finli guardların yaptığı değişmeli alan savunması ve baskılı birebir savunma neticesinde Teodosic ve Markovic’in fazlaca ıska geçmesi ve takımın istikrarlı dış skorerlerinden Nedovic ve Bogdanovic’in kolay ve müsait dış şut imkanı bulamayıp skorda kadük kalmasıydı. Teodosic’in daha ilk yarıda 3 top kaybetmesi de aynı şekilde savunmanın, özellikle de Teo’nun en büyük yardımcılarından Markovic ve Kalinic üzerinde Salin ve Huff’ın kurduğu yakın markaj baskısının bir eseriydi. Koponen’in ve Nuutinen’in yine attığından fazlasını kaçırdığı bu iki çeyrekte, Salin, Huff, Murphy ve Wilson’ın ekstra oyunlarından buldukları müstesna basketler sayesinde Finlandiya skordan kopmamayı başardı. Kotti ve Murphy varken ribauntlarda rakip potaya dilediği gibi yaklaşamayan ve sadece Teodosic’in ikili oyunlarından aldığı asistlerle sayı üreten Raduljica dışında, Sırp uzunlardan hiçbirisi Kotti – Lee sertliğine karşı hakiki kalitesini ve performansını yansıtamadı bu bölümlerde. Diyebiliriz ki, Teodosic ilk yarıda Raduljica’yı resmen Nenad Kristic’in varisi gibi değerlendirdi. Bjelica ise tamamen zekası ve fırsatçılığı sayesinde çift hanelere ulaşabildi, yarı bitiminde henüz asisti yoktu (aksine, kendisi Markovic ve Teodosic’ten beslendi). Kotti’nin ribauntlarda ve boyalı alanlarda gösterdiği etkiyle bol bol dışarıya açılma imkanı bulan Murphy de istediği gibi bir ilk yarı çıkardı. Yarının bitimine 2.40 kala skor 42-42 eşitlenmişti, fakat devamında Kalinic ve Raduljica ile “hızlı, çevik ve keskin” hücumları değerlendiren Sırplar farkı bir nebze olsun açmayı başardılar ve soyunma odasına 48-43 önde gittiler. Koç Dettman’ın taktiği ve rotasyonu, hücumda herhangi bir munzam veya müstesna icraata imza atmasa bile, savunmada rakiplerini iyi etüt ettikleri belliydi.

 

13. Miroslav Raduljica (Serbia)İkinci yarıya Raduljica’nın hücum faulüyle başlandı. Milosavljevic ve Markovic zekalarını konuşturup o’na güzel birer asist yapınca, Raduljica’nın morali düzeldi ve fark bir anda 9’a fırladı (52-45). Salin’in ekstra çabaları ise bir 0-9’luk bir seri yarattı ve farkı güzelce indirdi (52-52). Kotti’nin 3. Faulünü almasından sonra, Bjelica dışarıdan, Raduljica ise içeriden çok daha etkili olmayı başardı (66-59). Salin ve Wilson’ın fazladan attıkları üçlükler olmasa, Finliler bu bölümde havlu atarlardı (çeyrek sonu: 71-64). Asistlerde rakibini ikiye katlayan Sırplar, organize basketbolun gücünü giderek daha fazla sergilemeye başladılar. Simonovic, Bjelica ve Bogdanovic ile sürpriz üçlükleri de bu sayede bulup, bitime 6.40 kala 80-70 üstünlüğü yakaladılar. Benchinden tam 57 sayı bulmayı beceren Sırplar, son periyotta iyiden iyiye tekniklerini ve takım basketbollarını sahaya yansıtmayı başarıp, asist üzerinden çok kolay basketler buldular (isabet yüzdeleri %80’in üzerindeydi). Murphy’ye Erceg ile yanıt vermeyi de başardıkları için, maçı da 94-81 gibi rahat bir skorla kazanmasını bildiler. Sırplar’da Raduljica 11/12 isabetle 27 sayı 4 ribaunt ile yıldızlaşırken, Teodosic 8 sayı 9 asist 4 top kaybı, Bjelica 19 sayı 14 ribaunt 2 asist, Bogdanovic 10 sayı 4 ribaunt, Nedovic 4 sayı 3 ribaunt 5 asist, Kalinic 5 sayı 4 asist, Erceg 13 sayı 6 ribaunt 4 asist, Simonovic 6 sayı, Markovic de 5 asist ile oynadı. Finlandiya’da ise, 26 sayı 4 ribaunt 2 asist üreten Salin, 11 sayı 4 ribaunt üreten Koponen, 6/17 isabetle 15 sayı atan, 3 ribaunt alıp 4 de asist yapan Wilson, 12 sayı 8 ribaunt üreten Murphy, 7 sayı 7 ribaunt bulan “Demir” Kotti ve 6 sayı 4 ribaunt kaydeden Huff, mağlubiyete engel olamadılar.

 

 

8. Lior Eliyahu (Israel)İSRAİL 52–82 İTALYA: Maça denge ile başlandı. Bagnani’nin üçlüğü ile 2-5 olan skor, yine Bargnani’nin ve Gentile’nin basketleriyle 4-9’e geldi. İsrailli oyuncuların en büyük sınırı, boy ve fizik eksiklikleri yüzünden, birebirlerde rahat basket bulamamalarıydı. Bu yüzden, böylesi dertleri takmayan Fischer’ı ve Casspi’yi devreye soktular. Belinelli’nin varlığı İtalya için en büyük avantajdı, o da bu avantajı ilk periyotta bir üçlükle sayıya tahvil etti ve 11-19 öne geçirdi İtalya’yı. Eliyahu da beşinci denemesinde ilk isabetini bulup farkı 6’ya indirdi. İtalya’dan bloklar gördüğümüz bu ilk çeyreğin skoru, Belinelli’nin son saniye üçlüğüyle beraber 13-22 oldu. İkinci çeyreğe Hackett’in sayılarıyla başlayan İtalya, cevabı Mekel’den aldı. Sonrasında yine Hackett ve Melli ile farkı 13’e çıkartan İtalya’ya, sadece Mekel bir karşılık vermeye uğraştı. Sonrasında, Dawson ve Mekel’in asistleriyle Casspi ve Fischer devreye girince, İsrail farkı tek hanelere çekmeyi başardı (21-28). Mekel’in ekstra sayılarıyla fark 4’e inince, İtalya molayı aldı. Peşinden Gentile’nin turnikesi geldi. Gentile ilk yarıda çift hanelere ulaşınca, yarı skoru 30-40 İtalya lehine geçildi. Çift hanelere kadar ulaşan farkın temel sebebi, Kadir ve Eliyahu’nun kötü oyunları ve Gentile idi. Kadir – Cusin eşleşmesini görmek ise çok eğlenceliydi.

 

8. Lior Eliyahu (Israel)İkinci yarıya Eliyahu’nun sayılarıyla İsrail başladı. Cusin’in Limonad’a yaptığı hücum faulden sonra, Gallinari’nin savunmada devleşip kolay sayıya müsaade etmediği dakikalar başladı. Gentile’nin üçlüğüyle farkı yeniden çift hanelere taşıdı (32-45). İtalya’nın Gentile önderliğinde girdiği 0-9’luk seri neticesinde fark bir anda büyüdü ve 20 sayıya taştı (34-54). Üçlükçülere Melli de dahil olunca, o fark ta 25’e ulaştı ve Mekel’in kıpırdanışına dek epey bir süre İsrail sayı üretemedi. Öyle ki, genç Polonara’ya bile şans verildi ve o da bu şansı hemen bir orta mesafe basketiyle süsledi (39-63). Üçüncü çeyrek bu mizansende Belinelli’nin bir diğer imkansız üçlüğüyle 39-68 şeklinde geçildi. Üçüncü çeyreğin skoru tamı tamına 9-28’di. Son periyotta Della Valle de sahne alıp bir üçlük “yazdı” ve genel görünüm 30 sayılık farkı gösterdi (41-71). Kadir’in hemen her pozisyonda bloklandığı veya bir şekilde köreltildiği dakikaların sürmesi yüzünden, İsrail farkı 20’ye çekemedi ve maçın gidişatında mühim bir değişiklik olmadı. Eliyahu’nun çift hanelere ulaşma başarısı ise epey geçe kalmıştı ve herhangi bir etkisi olamadı. Della Valle’nin ikinci şutunda ikinci üçlüğünü bulmasıyla beraber İtalya daha da beter ivme kazandı ve maçı da 52-82 kazandı. İtalya’da Gentile 27 sayı 5 ribaunt 2 asist, Belinelli 14 sayı 4 ribaunt 4 asist, Gallinari 3/10 isabetle 6 sayı 4 ribaunt 2 asist 2 blok, Bargnani 7 sayı 3 ribaunt, Hackett 6 sayı 3 ribaunt 4 asist, Della Valle 8 sayı 3 ribaunt, Marco Cusin 2 sayı 5 ribaunt, Aradori 2 sayı 4 ribaunt, Cinciarini 3 sayı 4 ribaunt 5 asist, Nicolo Melli de 5 sayı 7 ribaunt ile oynadı. İsrail’de Gal Mekel 20 sayı 5 ribaunt 3 asist, Eliyahu (iş işten geçtikten sonra) 6/13 isabetle 12 sayı 4 ribaunt üretti. Casspi 3/9 isabetle 8 sayı 6 ribaunt 2 asistte kaldı. Dawson 1 sayı 4 ribaunt 3 asist, Fischer da sadece 5 sayı 4 ribaunt üretebildi. Limonad ve Kadir (4s 3r 3a) de, hiç saha içi isabet kaydedemediler.

 

 

{36E9450E-9622-4C5C-BA36-6720B4518562}flexibleLİTVANYA 85–81 GÜRCİSTAN: Top 16’nın hiç kuşkusuz ki en heyecanlı eşleşmesine sahne olan bu maçta ilk periyot, sert savunmaların eşliğinde başladı; Zaza ve Sanadze’nin hücumdaki maharetlerine, Litvanya sadece Jankunas ve Valanciunas ile karşılık verebildi ve ilk çeyrek yüksek tempo eşliğinde 17-20 ile geçildi. İkinci periyotta Shengelia, resmen Maciulis’e meydan okurcasına bir basket attı, Maciulis de meydan okumaya cevap verdi. Javtokas’ın hücum ribaundundan bulduğu basketten sonra bir tek Maciulis’in üçlüğüyle Litvanya skorda ilerleyebildi. Litvanya, rakibinin sertliğini ve enerjisini durdurabilmek adına faul hakkını erken doldurduğu için (tıpkı Gürcistan’ın ilk periyotta vermek istediği mesaj gibi), hücum ribauntlarını toplayan Gürcistan faul çizgisinden kolay sayılar buldu. Sanadze’nin ayağının burkulmasından sonra daha da sertleşen Gürcistan savunması, rakibine kolay top kayıpları yaptırdığı gibi, içeriden Zaza’nın Valanciunas’ı resmen pataklayarak bulduğu basketlerle de Gürcüler farkı 9’a yükselttiler (ki Milaknis’in ardından Valanciunas da bu pozisyonla beraber daha ilk yarı bitmeden 3. Faulünü almış oldu). Valanciunas ile Zaza’nın kapışması sürerken, Kalnietis de kaçırmaya devam etti (1/5 isabet), fakat neyse ki Maciulis bu sertliğe direnmekten vazgeçmeyip bir üçlük isabeti daha buldu (27-33). Sanikidize 4 numaraya geçince, Jankunas fiziksel avantajıyla bir basket buldu. Kalnietis hücum faul yapınca yine ayağa fırlayan “Amigo” Gürcistan benchi, bu ekibin ne kadar hırslanmış, odaklanmış ve isteyen bir “takım” olduğunu bizlere gösterdi. Zaza – Valanciunas boğuşması da karşılıklı paralamalarla devam etti ve Tsintsadze’nin asist niyetiyle atılmış eksantrik basketi ile skor 29-36’ya geldi. Litvanya nihayet organize bir hücum yapabilmenin ferahlığıyla Jankunas’tan iki sayı daha buldu. Alan savunmasıyla Gürcüler’i yavaşlatmayı başardıkları gibi, organize çabuk hücumlarla Seibutis ve Maciulis’ten birer basket daha bulup farkı erittiler (35-36). Sanikidze ise bu bölümdeki kritik isabetiyle biraz nefes aldırdı takımına. Maciulis’in üçlüğü neticesinde ilk devre 39-40 bitti.

 

5. Mantas Kalnietis (Lithuania), 8. Jonas Maciulis (Lithuania)İkinci yarıya Kalnietis’in (nihayet) bulduğu bir üçlük isabetle öne geçip başlayan Litvanya, Maciulis’in turnikeleri (Sanikidze’nin bloğu yendi resmen) sayesinde 6 farkla öne geçit (46-40). Valanciunas’ın oyunda olmadığı bu bölümde elde ettikleri 7-0’lık seriye Sanikidze’nin üçlüğü son verdi. Zaza’nın ekmeğini taştan çıkarışıyla 1’e düşen fark, 3 faulü olmasına rağmen her topa karakucak güreşir gibi atlayan Shengelia’nın ve Zaza’nın çabalarına karşın, Sanikidze’nin basketine dek inmedi. Javtokas’ın etkili olamadığı pota altından da, Maciulis, Jankunas ve Kalnietis’in dış şutlarından da sayı bulamayan Litvanya, bu bölümde Milaknis’in üçlüğü sayesinde skoru eşitledi. Buna karşın, Zaza’nın da bir orta mesafe şutu kadar hatırı vardı: 49-51. Litvanya 11. Topunu kaybettiğinde, Zaza orta mesafe isabetlerini çoğalttı. Tsintsadze’nin tabloluk pasıyla açılan farkı azaltmak ise, yine Maciulis’e düştü. Tabi Kuzminskas’ın üçlüğünün de bazı katkıları oldu bu yolda (54-55). Diğer yanda ise, burkulan bileğine rağmen Sanadze çok şık bir üçlük kaydetti. Gürcüler Litvanyalılar’ı o kadar fazla yıprattılar ki, Litvanyalılar topladıkları savunma ribauntlarına hakim olamaz hale geldiler. Tabi, Maciulis hariç. Maciulis uzun zamandır bu kadar üstün oynamıyordu, farkı tamamen tek başına kapattı ve çeyrek bitiminde skor 61-62 oldu.

 

5. Mantas Kalnietis (Lithuania), 8. Jonas Maciulis (Lithuania)Son periyotta Milaknis, Maciulis’in asistinde üçlüğü yollayıp takımını öne geçirdi. Zaza ve savunmasının akabinde Pullen’ın üçlüğü yeniden Gürcüler’i skorda öne taşıdı. Maciulis’in çaldığı toptan sonra, liderlik yine el değiştirdi. Aynı mizansenden bir tane daha gördük ve Shengelia 5. Faulünü alıp oyun dışı kaldı. Zaza Javtokas’ı sürüye sürüye potaya gömdükten sonra, cevabı Jankunas verdi (70-67). Markoishvili’nin hayat öpücüğüne, Markoishvili’ye 4. Faulünü alan Maciulis yanıt verdi. Pullen Kalnietis’i en kritik yerde savunamayınca, fark yeniden 3’e çıktı. Javtokas faul çizgisinden 2’de 0 attıktan sonra ise, Pullen’ın basketiyle yine fark 1’e geldi. Seibutis ve Kalnietis’ün kaçırdğı üçlüklerin ribaundu sayesinde, birkaç saniye evvelinde (Zaza ile baş edemediği için, uzun bir aradan sonra) oyuna giren Valanciunas basketi buldu. Maciulis sihirli iksirinin bitmemesi sayesinde iki top daha çaldı ve Kalnietis de bitime 2 dakika kala farkı 6’ya çıkardı (77-71). Sonrasında Maciulis yine işi abarttı ve en yakındaki korsan gemisine güzelce saldıran Galyalı gibi sayılarını hoyratça atmayı sürdürdü. Zaza da Seibutis’in beynine dübeli çakınca Litvanya benchi Zaza’nın üzerine yürüdü, lakin bir netice çıkmadı. Pullen’ın üçlüğü ile son 1 dakikaya 80-76 şeklinde girildi. Seibutis de bir hücum faul yapınca, Gürcüler’e yine gün doğdu. Maciulis Pullen’a blok koysa bile Sanadze bir üçlükle oyunu tek baskete indirdi, ama Maciulis “zalım” bir biçimde bitime 8 saniye kala yine üçlüğü gönderdi ve fark yeniden 4’e çıktı. Pullen’ın serbest atışları farkı yine 2’ye indirdi (83-81). Sanikidze topu Maciulis’ten çalamayınca, 3.7 saniye kala kader topu için Maciulis faul çizgisine geldi. Maçtaki performansına halel getirmeyen Maciulis, burada da 2’de 2 atınca, Litvanya’yı tek başına galibiyete taşımış oldu (85-81).

 

5. Mantas Kalnietis (Lithuania), 8. Jonas Maciulis (Lithuania)Maciulis çıktı, yeri geldi, hem kendisi oldu, hem Pocius oldu, hem Seibutis oldu, hem Kalnietis oldu, hem Stombergas oldu, hem Karnishovas oldu, hem Kaukenas oldu, hem Macijauskas oldu, hem Kleiza oldu, hem de Siskauskas oldu. Geriye bir tek Jasikevicius olması kalmıştı, maç sonundaki serbest atış isabetleriyle, onu da olmayı başardı. Tamamen öngörülemez bir müstesna performansla, kariyer gecesini yaşadı ve takımını çeyrek finale götürdü. Maciulis bu maçı insanlık dışı bir performansla, 11/13 saha içi isabetten bulduğu 34 sayı 6 ribaunt 3 asist 4 top çalma 2 blok ile tamamlarken, Jankunas 17 sayı 5 ribaunt 5 asist, Kalnietis 5/14 isabetle 11 sayı 7 asist, Seibutis 2/6 isabetle 7 sayı 5 ribaunt 3 asist, Valanciunas 5 sayı, Javtokas 2 sayı 5 ribaunt, Milaknis de 6 sayı ile Maciulis’e layık olmaya çalıştılar. Gürcistan’da ise, Zaza 8/13 isabetle 23 sayı 7 ribaunt 3 asist, Sanikidze 14 sayı 7 ribaunt, Tsintsadze 10 sayı 5 asist, Shegenlia 10 sayı 2 top çalma, Pullen 4/11 isabetle 12 sayı, Markoishvili 6 sayı 3 ribaunt 4 asist ve Sanadze 6 sayı ile oynamalarına karşın mağlubiyeti engelleyemediler.

 

Şuna ayrıca dikkat çekelim: oyunda olduğu bölümlerin çoğunda, Kalnietis oyun kurucu olarak oynatılmadı, şutör guard olarak oynatıldı. Oyunu kurma görevini Seibutis üslendi. Nedense, ikisi de bu görevleri yerine getiremedi.

 

İhsan Bayülken de halen Maciulis’e “Maçulyus” demeyi sürdürüyor.

 

Böylelikle, diğer çeyrek final eşleşmeleri de, İtalya – Litvanya ve Çek Cumhuriyeti – Sırbistan şeklinde oluştu.

 

Not: Bugün, NBA tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 10 pivotundan biri olan, ribaunt ustası efsanevi Moses “FoFoFo” Malone’un ölüm haberini aldık. Darryl Dawkins, Christian Welp, Anthony Mason, Roy Tarpley, Jack Haley ve Jerome Kersey ile beraber, 2015 senesinde kalp krizinden kaybettiğimiz 7. NBA’li uzun oyuncu oldu Moses. NBA’in 80’lerde ve 90’larda oyunculara sistematik bir program dahilinde uygulattığı doping ve yasaklı madde “rahle-i tedrisatı”ndan geçen kim varsa, hele ki bir de 2.05’ten uzunsa, sağlığına çok dikkat etmeli. PED’ler halen yasak değil, biyolojik pasaport halen uygulanmıyor NBA’de. 80’lerdeki ve 90’lardaki bilinçsizlikle verilen maddelerin yan etkileri, 50-60 yaş eşiğinde tetikleniyor. İnsanların sağlığı, 60 yaşında vefata zorlanacak kadar ucuzmuş… Basketbol camiasının başı sağ olsun…

Malone kim midir? 1975-95 yılları arasında, tüm kariyeri boyunca (ABA ve NBA) 29.580 sayı, 17.834 ribaunt, 1936 asist, 1889 blok üretmiş, 13 kez All-Star seçilip 82-83 sezonunda Dr.J ile beraber Philadelphia 76ers’a tarihinin ilk ve tek şampiyonluğunu getirmiş, eşsiz bir pivottur. Hakeem “The Dream” Olajuwon’ın da ilk özel koçudur…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

5 YILLIK HASRET BİTTİ

5 YILLIK HASRET BİTTİ Sezonun 2. haftasında son şampiyon Başakşehir sahasında Galatasarayı ağırladı. Maça iki takımda dengeli başladı. Ortasaha mücadelesi ile geçen ilk 10 dakikada iki...

İKİDE İKİ

İKİDE İKİ Haftaiçi Avrupa Ligi ön elemeleri, haftasonu lig maçları derken yoğun bir temponun içine giren Galatasaray ilk iki maçı kazasız atlattı. Haftaiçi Bakü, bu...

Benzer Konular