EUROBASKET 2015 3. GÜN (A VE D GRUPLARI)

Okunması Gerekenler

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata...

efeTurnuva takvimi sebebiyle yalnızca A ve D Grubu’ndaki maçlarla devam eden 3. günün sonuçları bakalım nasılmış:

 

A GRUBU:

A Grubu’ndaki maçların tamamı muhteşem bir çekişmeye sahne oldu; maçların tamamı son topa gitti, galipleri tek bir şut belirledi. Bilhassa Bosna – İsrail maçında, iki kez son saniye basketiyle maçın kaderinin 180 derece terse döndüğüne şahit olduk. İşte o maçların özeti:

 

Finlandiya 81-79 Rusya: Finlandiya ikili oyun savunmasını yapamadığı için, Rusya ise tempolu oyunu hiç savunamadığı için, karbon kopya hücumlardan ilk sayılar üretildi. Savunmada yetersiz kalan Lee’nin yerine Tuukka Kotti ve “barbar” gücü ikili oyunları savunmak adına sahaya sürülünce, işe başlar başlamaz Vorontsevich ile kavga çıkarttı Kotti. Ruslar içeride Zubkov ile etkili olurken, Ruslar Salin dışında ikinci bir skorer çıkarmakta zorlandılar bu bölümde (11-16). Koponen üzerindeki birebir sert savunma devam ettiği için, Nuutinen gibi isimlerin ekstra hücum ribauntları üzerinden bulduğu sayılar dışında Finliler skor üretmekte sıkıntı çektiler (13-16). Ruslar, ilk iki maçta olduğu gibi bu maçta da hızlı ve önde başladılar, ama ikinci periyotta (hücumlarını istedikleri hızlı tempoya çekemeseler bile), Murphy ile Finlandiya bir atağa geçip farkı tek pozisyona indirdi, sonra da skoru eşitledi (20-20). Sonrasında Huff’ın devreye girmesiyle Vorontsevich’e Finliler bir karşılık bulmuş oldular ve 27-25 öne geçtiler. Sonrasında Koponen’in asistleriyle Salin ve Huff ritmini buldular (Salin çift hanelere çıktı). Bir muvazaalı teknik faul ve üçlüğün ardından, Rusya skorda dengeyi bulup öne geçti ve Salin’in son saniye basketi sayılmayınca Ruslar soyunma odasına 36-38 önde gitti. Fridzon’un üçlüğüyle ikinci yarıya başlayan Rusya, Kotti ve Murphy ile oyuna tutunan Finliler’e yine Fridzon ile cevap verdi (41-44). Derken Koponen bir üçlük isabeti bulup nihayet oyunun içine girmeyi başardı. Kotti – Koponen ikilisinin ivmelenmesiyle hem savunmada hem de hücumda Finliler atağa kalktı ve Fridzon – Vorontsevich ikilisi devreye girene dek maçı önde götürdüler. Ruslar’ın, özellikle de Fridzon’un alev aldığı dakikaların ardından (52-56), (ilk sayılarını bulan) Wilson ve Fridzon’un düellosu başladı ve Rusya 54-59 öne geçmeyi başardı bir anda. Pashutin’in tek seferde hem Fridzon’u hem de Vorontsevich’i oyundan almasıyla Finlandiya skorda dengeyi sağladı. Fakat Khvostov’un çok zor bir el üstü isabetle bulduğu 3 sayının neticesinde, 3. Çeyrek, 63-64 Rusya lehine noktalandı. Kısır başlayan son çeyreğin ilk basketi yine Fridzon’un üçlüğüydü, cevabında da Kaunisto Koponen’in asistini bir üçlükle süsledi. Sonrasında ise Fridzon’a Koponen ve Murphy birlikte yanıt verdi, savunmada da Murphy büyük çaba gösterince Finlandiya bir anda 73-69 öne geçti. Ardından Khvostov inisiyatif aldı ve skor 75-74’e taşındı. Murphy’nin üçlüğüne Vorontsevich’in basketi cevap yarattı. Derken Wilson’ın hücumdaki tercih hatalarını Zubkov bir üçlükle cezalandırıp Rusya’yı 78-79 öne geçirdi. Sonrasında, Khvostov’un Salin’e yaptığı müdahaleye “sportmenlik dışı” faul çalınınca, işler gerginleşti. Salin 1/2 atınca skora denge geldi, üzerine gelen hücumda Koponen (2 hücum ribaunduyla bezenmiş) üst üste 3 denemede de sayıyı bulamadı. Sonra savunmada yaptığı güzel müdahaleyi yine bir sayıyla süsleyemeyip ıska geçti. Iskalar Rusya kanadında da sürünce, son hücuma 79-79 beraberlikle gidildi. İşte burada Petteri Koponen liderliğini gösterip üst üste beşinci denemesini sayıya çevirdi ve bitime 3,5 saniye kala takımını 81-79 öne taşıdı. Fridzon son topta çok kötü bir üçlük kullanınca, Finlandiya maçı kazanıp ilk galibiyetini aldı. Finlandiya’da Murphy 19 sayı 7 ribaunt ile takımının en skoreri olurken, Salin 16 sayı 4 ribaunt, durup durup maç sonunda yıldızlaşan (Lakovic ve Spanoulis de böyledirler, yıldızlığın fıtratında var) Koponen 4/11’lik isabetle 12 sayı 6 asist 3 ribaunt, çok zor şutları sayıya çevirip ivme katan Huff 10 sayı, Kotti 7 sayı 7 ribaunt 4 asist,  Lee 4 sayı 5 ribaunt, Kaunisto da 5 sayı 3 ribaunt ile maçı noktaladı. Rusya’da ise enginlere sığmayıp taşan Fridzon 22 sayı 4 asist ile maçın en skoreri olurken, Vorontsevich 13 sayı 11 ribaunt 5 asist, Khvostov 11 sayı 5 asist 2 top çalma, Zubkov 11 sayı 4 ribaunt, Monya da 7 sayı 3 asist ile mücadele etti. Kurbanov ve Ponkrashov hayal kırıklığı yarattılar.

 

6. Andrija Stipanovic (Bosnia and Herzegovina)İsrail 84–86 Bosna Hersek: Hey gidi… Pota altında Stipanovic – Fischer düellosuyla 4-4 başladı ilk çeyrek. Fischer’ın ve Casspi’nin stratejileriyle bir ara skor 17-7 İsrail’in lehine döndü. Bu bölümde Eliyahu da skora katkı yapmaya başladı. Eliyahu’nun yerine oyuna giren Kadir, Stipanovic’in asabını epey bozunca, Casspi – Fischer işbirliğiyle 29-16 ilk periyodu önde geçti İsrail. İkinci çeyrekte Sutalo’nun üst üste 2 üçlüğü ile Bosna maça geri döndü (31-26). Kikanovic – Gordic ikilisinin gayretlerine Casspi’nin üçlükleri ile cevap veren İsrail, devreyi de 45-35 önde kapattı. Casspi daha ilk yarıda 20 sayıya erişti. İkinci yarı başında Sutalo ve Fischer’ın karşılıklı sayılarından sonra yine Casspi ile ritmini bulan İsrail, üstün oyununu 3. Çeyrekte de sürdürdü. Sutalo ısrarla boşa sallamaya başladıkça tüm yükü Stipanovic’in omuzlarına yükleyen Boşnaklar, farkı da bu yüzden bu bölümde çift hanelerden tek hanelere indiremediler. Derken Boşnaklar Polonya maçında olduğu gibi tam saha baskıya başladılar ve bu taktik sonuç verdi; Gordic’in üçlüğünden sonra İsrail Mekel dışında bir skorer çıkaramayınca, Stipanovic ve Kikanovic işbirliği pota altından Boşnaklar’a bir ivme kazandırdı ve Bosna önce farkı eritip sonra da öne geçti; sonrasında ise 60-60 beraberliği Mekel’in şutu sağladı ve 3. Çeyrek bu şekilde bitti. Son çeyreğe Ohayon’un üçlüğüyle başlayıp öne geçen İsrail, karşısında Kikanovic’i ve Pasalic’i buldu (63-65). Gordic’in harekatı sürünce, İsrail afalladı. Casspi sürekli ıskalamaya veya top kaybetmeye başladı. Takımı Eliyahu oyunda tuttu. Karşılıklı kötü hücumlar ve top kayıplarının ardından, son 10 saniyeye İsrail 73-70 önde girdi. Bosna hücumdan sonra son topta, Limonad’ın faulüyle karşılaşıp çizgiye gitti (Ergin Hoca’nın taktiğini İsrail koçu da uyguladı). Gordic de 2’de 1 attı. Aynı tarife, karşı tarafın faulü üzerine D’or Fischer’dan da geldi ve fark yine 3 sayıda kaldı (74-71). Sonrasında maç, tıpkı 2014 Dünya Şampiyonası Bronz Madalya maçına döndü ve sadece faul atışları gördük. Ta ki, Kikanovic’in mucizevi üçlüğü skoru 75’te eşitleyene dek! Maç böylelikle uzatmaya taşındı. Kikanovic ve Gordic uzatma periyodunda çok üst düzey bir isabet performansı sergileyince, maçı, uzatmada azmeden Boşnaklar 84-86 kazandı. Galibiyeti getiren basket, Renfroe’nun akıl dolu asistini tamamlayan Kikanovic’e ellerinden çıktı yine. Bosna’da Gordic 22 sayı 3 asistle oynarken, günün kahramanı Kikanovic 17 sayı 3 ribaunt, her günün ağır işçisi Stipanovic 16 sayı 18 ribaunt 5 top kaybı, Sutalo 12 sayı, triple-double’a selam gönderen Renfroe da 12 sayı 8 ribaunt 8 asistlik performanslar sergilediler, galibiyeti söküp aldılar. İsrail kanadında ise, Casspi 29 sayı 6 ribaunt 5 asist 5 top kaybı ile maçın en skoreri oldu, o’na Eliyahu 14 sayı 5 ribaunt 6 asisti Mekel 14 sayı 7 asist 3 top kaybı, Fischer 12 sayı 8 ribaunt 3 blok, Ohayon da 6 sayı 4 asistle destek verdi, ama galibiyete yetmedi. Bosna böylece turnuvadaki ilk galibiyetini, İsrail de ilk mağlubiyetini tattı.

 

16. Rudy Gobert (France)Fransa 69–66 Polonya: Maçta Fransa’nın ilk sayılarını atan Tony Parker, tüm zamanlarda Yunan efsanesi Nikos Galis’i geçerek EuroBasket tarihinin en çok sayı atan ismi olmayı başardı – önce bunu bir not edelim. Fakat bu rekorun da toplam sayıyı içerdiğini, yoksa maç başına atılan sayıda hiç kimsenin Galis’in yanına yaklaşamayacağını da söyleyelim ki, efsaneye haksızlık olmasın (maç başına 31.2 sayı atıyordu Galis, meydan okuyan beri gelsin…). Fiziksel mücadelenin dozajı ve Polonya savunmasının sertliği, iki gündür posası çıkmış olan Fransa’yı ilk iki periyotta yavaşlattı ve Polonya ilk yarıyı önde geçti. İlk yarı boyunca Fransa Diaw dışında üretici oyuncu bulmakta çok zorlandı. Üçüncü çeyrekle birlikte De Colo, Diaw ve Kahudi’nin başlattığı yüksek tempolu hücumlar, Polonya defansına ters gelmeye başladı ve istikrarlı skor üretmeyi hiçbir Polonya neferi başaramayınca, Fransa skorda öne geçti. Bu uğurda Fransa, boyalı alanda Lauvergne, Gobert gibi isimlere hiç top indirmedi ve Batum mebzul miktarda şut deneyip kaçırarak takım oyununu bozdu (son periyoda dek 1/5 isabetle 2 sayı). Diaw ve Gobert ise, hücum ribauntlarıyla beslendiler. Son periyoda girilirken düğümü, maç boyunca karşılaşılan her kritik durumda olduğu gibi yine Gelabale açtı. Bu bölümde Polonya, hücum ritmini kaybettiği gibi, Gortat ve Ponitka Fransız savunması tarafından ciddiye alınınca, epey top kaybı yaptılar ve Polonya içeriden veya dışarıdan herhangi bir şekilde sayı bulmakta çok zorlandı. Gortat, Slaughter ve Kulig’in çabalarıyla farkın çift hanelere taşması engellendi (62-55). Sonrasında Slaughter, turnuva boyunca olduğu gibi delicilikte ve şutlarda istediği etkiyi yaratamayıp hatalara yol açtı, fakat maçtaki ilk üçlük isabetini öyle kritik bir yerde buldu ki, fark bir anda 3 sayıya indi (65-62). Waczynski de bu bölümde bir Slaughter asistinin yardımıyla kendine geldi. Kilidi, inanılmaz bir top kaybı yapan Parker değil, sonraki pozisyonda Parker’a enfes bir asist yapan Diaw açtı. Slaughter inat edip yine bir şekilde şutunu sokunca, son dakikaya sadece 2 sayılık Fransa üstünlüğüyle girildi. Parker sadece bir faul atışını sayıya çevirip farkı 3’e yükselttikten sonra, son topta Gortat ideal olmaktan uzak bir üçlük denemesinde başarısız oldu ve Polonya, maç boyu bitiricilikte çektiği azabın son halkası sebebiyle maçı 69-66 kaybetti. Böylelikle mağlubiyet yüzü görmemiş iki takımdan Polonya bu unvanını yitirmiş oldu. Fransa ise, namağlup devam etmesine karşın, üç maçının ikisinde son toplara kalarak (ki ilkinde de uzatmaya gitmişlerdi) gelecek turlar için alarm verdi. Fransa’da Parker 16 sayı 3 asist, De Colo 12 sayı 8 ribaunt, zor anların adamı Gelabale 12 sayı 3 ribaunt, Gobert 8 sayı 7 ribaunt 3 blok, Diaw 9 sayı 3 ribaunt 5 asist, 2/6 isabette kalan Batum ise 4 sayı 4 ribaunt 3 asistle oynadı. Polonya’da Waczynski (18s), Gortat (10s 11r 4tk), Ponitka (10s 3r 3tk), Slaughter (9s 3a), Kulig (5s 9r) ve Cel’in (4s 6r) çabaları sonuçsuz kaldı.

 

D GRUBU:

 

Herkesin birbirini resmen “doğradığı” bu grupta, tahmin ettiğimiz gibi rakipler işleri sürekli karıştırıyor. Günün sürpriz sonucu ise, bugüne dek hallaç pamuğu muamelesi gören Estonya’dan geldi.

 

8. Jonas Maciulis (Lithuania), 17. Jonas Valanciunas (Lithuania)Litvanya 74–76 Belçika: Günün, hatta muhtemelen tüm turnuvanın en tartışmalı kararına sahne olan maçta, Valanciunas’ın arka arkaya 8 sayısıyla 10-8 önde başladı oyuna Litvanya. Belçika Valanciunas – Jankunas ikilisine hiçbir oyuncusuyla engel olamadığı ve yanıt veremediği için, ilk periyodu Litvanya rahatça 20-12 önde geçti. İkinci periyotta rakibinin fiziksel üstünlüğüne yanıt verebilmek adına Belçika Gillet ve Van Rossom haricinde hep “asıllı” oyuncularına dönüş yaptı, Litvanya da Rytas’lı Kavaliauskas’ı sahaya sürdü. Sabonis Jr. da bu bölümlerde dakika alıp etkili oyunuyla şampiyonaya hakiki bir “merhaba” dedi (bu bölümde 7s 3r). Belçika hücumda ritmini bulmakta zorlanınca skor 30-19’a kadar geldi. Lojseki, Hervelle ve Bosco’nun oyuna girmesiyle savunma hem sert hem de hızlı hale geldi ve bir anda fark kapandı (35-35) İlk yarı da bu skorla sona erdi. İkinci yarı Kalnietis – Lojeski düellosuyla açıldı ve fark hep tek bir basket aralığında sürdü. Sonrasında karşılıklı olarak Van Rossom ve Seibutis devreye girdiler. Tabu ve Mwema’nın ekstra üçlükleriyle Belçika bir ara farkı açsa da, Valanciunas – Jankunas işbirliği onların hızını söndürdü (48-53). Van Rossom’un şanssız bir darbe sonrası kısa süreliğine sakatlanıp çıkmasının ardından, Kuzminskas’ın faul isabetleriyle, açılan fark yine 3 sayıya kadar indi. 3. çeyrekte 5/5 isabetle oynayan Lojeski’nin devleşen performansı takdire şayandı. Ardından, sert savunmanın devamında Bosco’nun asistleri üzerinden Tabu’nun bulduğu sayıların gayreti, 3. Çeyrek biterken Belçika’yı skorda önde tuttu (54-57). Son periyotta Kalnietis ve Valanciunas’ın arka arkaya basketleriyle Litvanya 58-57 öne geçmeyi başardı. Tumba’nın 4 faule ulaşmasının ardından maç iyiden iyiye Valanciunas – Lojeski çekişmesinin arenası haline geldi. Jankunas da fırsatçılığı ile Valanciunas’a yardım edince, Litvanya bitime 2 dakika kala 6 sayılık farkı yakaladı (74-68). Jonathan Tabu’nun sürpriz üçlüğü ve ardından Litvanya’nın topu oyuna sokarken yaptığı hata ise birdenbire Belçika’yı tekrar maçın içine soktu; bu fırsatı iyi değerlendiren Hervelle, üçlüğüyle skoru eşitledi.

 

8. Jonas Maciulis (Lithuania), 17. Jonas Valanciunas (Lithuania)İki tarafın da eli boş döndüğü hücumlardan sonra, Kalnietis de erken bir tercihle yanlış yapıp üçlüğü ıskalayınca, Belçika son topta turnike denedi, fakat hücum ribaundunu tipleyen Lojeski, hakemlerin iddaisına göre bu tipi süre dolmadan yapabildiği için, maç uzatmaya gitmeden Belçika galibiyetiyle sonuçlandı (74-76). Pozisyonu ne kadar tekrar seyredersek seyredelim, Lojeski daha topa dokunup tip’e başlarken süre dolmuş olarak görünüyor, yani hakemlerin kararında bir yalnışlık göze çarpıyor. Kader değişti, o son kararın tartışmalılığı hiç bitmeyecektir… Belçika’da bu maçta tam 5 oyuncu çift hanelere ulaştı; Lojeski 22 sayı 4 ribaunt 5 asist, Tabu 16 sayı 3 asist 3 top kaybı, Van Rossom 13 sayı 5 asist 3 ribaunt, Hervelle 11 sayı 3 top kaybı, Mwema 10 sayı üretti, Bosco da kısıtlı zamanda 2 sayı 3 asistle takımını özellikle müdafaada ayağa kaldırdı. Hiç iyi sinyaller vermeyen Litvanya’da ise Valanciunas’ın 25 sayı 12 ribaunt, Jankunas’ın 13 sayı 4 ribaunt 4 asist, Sabonis’in benchten gelip 10 sayı 4 ribaunt, Kalnietis’in 7 sayı 13 asist, Kuzminskas’ın 7 sayı 6 ribaunt, ilk iki maçın aksine üç sayı gerisinden yokları oynayan (0/3) Maciulis’in 4 sayı, Seibutis’in de 4 say 2 asistlik performasları galibiyeti getiremedi. Maçın hakkı uzatmaydı, hakemler tarihe şerh düştüler…

 

7. Janis Blums (Latvia), 12. Kristaps Janicenoks (Latvia)Çek Cum. 65–72 Letonya: Vesely (ki bir sakatlık riski yaşayacak kadar kötü düştü maçın başında) ve Satoransky ile maça Çekler hızlı başladı; karşılarında ise Berzins ve Freimanis ile pota altından cevap vermeye çalışan Letonya vardı. Stelnieks’in ekstra sayılarıyla 7-11 ilk beş dakikayı üstün tamamladı Letonya. Karşı tarafta ise Vesely kısaların paslarını kaçırmadan atıp (ilk periyot 5/5 ile 11 sayı) Çekler’i oyunda tuttu. Tempo yavaşladıktan sonra Letonya istediğini almaya başladı ve farkın erimesiyle ilk çeyrek 20-17 Çekler’in lehine noktalandı. Blums – Bertans ikilisiyle hücumda güzel isabetler bularak ikinci çeyreğe başlayan Letonya, Vesely’nin dur durak bilmemesi yüzünden skora denge getiremedi. Bertans’a Schilb ile yanıt veren Çekler, Vesely’nin Berzins’e jeneriklik bloğunun ardından psikolojik üstünlüğü de devraldılar; fakat azmeden Letonya, skoru dengelemeyi başardı ve Meiers – Bertans – Blums üçlüsüyle beraber öne de geçti (31-38). Meiers’in ribauntlarda ve Letonya pota altında yarattığı etkiyi de yabana atmamak lazım. Satoransky’nin 11 sayı 5 asiste erişmesiyle beraber devre 33-40 Letonya üstünlüğüyle tamamlandı. Strelnieks ve Meiers’a Vesely ve Satoransky ile yanıt veren Çekler, yine de skorda ibreyi lehlerine çeviremediler. Daha sonrasında savunmalar o kadar sert ve konsantre hale geldi ki, yaklaşık dört dakika boyunca maçta sayı atılamadı. Vesely dört faule ulaşıp kenara gelince, Berzins de insanüstü bir gayretle oyuna ağırlık koydu. Letonya son çeyrekte henüz tek bir faul bile yapmamışken, Çekler faul haklarını doldurmuşlardı – Vesely’nin yokluğu bunlara kâdirdi işte. Strelnieks’in bitime 7 buçuk dakika kala skoru 47-59’a getiren üçlüğü ise bence kapıyı kapatan darbeydi (malum, skorun bu kadar kısır gittiği maçlarda, tek bir isabetli üçlük her şeyi değiştirir). Devamında mücadele had safhada sürdü; Letonya bol top kaybı yaptı ve Satoransky de ekstra bir üçlük isabeti sağladı ama farkı yedi sayıdan aşağı indiremedi. Maçı da 65-72 Letonya kazandı. Nihayet emeğinin karşılığını alabilen ve Çekler’e de ilk yenilgilerini hediye eden Letonya’da maçın kahramanları, benchten gelen Blums (14s 4r), Strelnieks (11s 7a), Berzins (11s 6r), Meiers (6s 5r), Bertans (3/11’lik yüzdeye rağmen en kritik yerde bir üçlük atarak, 9s 3r 3a), Freimanis (6s 8r), Timma (7s 8r 4tk) ve Janicenoks (6s 3r) olurken, Çekler’de ise sonlara doğru kıvama gelen Satoransky 22 sayı 5 ribaunt 9 asist, Vesely 17 sayı 11 ribaunt, Schilb 11 sayı 3 ribaunt, Pumprla 6 sayı, Auda da 7 sayı üretti. Benda (0/7 isabet), Welsch ve Jelinek hayal kırıklığı yarattı.

 

5. Jerome Randle (Ukraine)Ukrayna 71–78 Estonya: Ukrayna’nın kadro eksiklikleri, maçın başındaki Estonya azmi karşısında daha net anlaşıldı; her önüne gelen rakibe paspas olmaktan bunalan Estonyalılar, iç – dış dengesini gözetip, her pozisyonda dış şutu denemekten bir nebze vazgeçti. Bu sayede epey süre geride götürdükleri maçtan kopmayıp, fırsat kolladılar. O fırsat, üçüncü çeyrek ortalarında ellerine geldi ve iyi değerlendirip öne geçtiler. Farkı 5-6 sayı aralığına kadar çıkarmayı başarmalarının yegane sebebi ise, Fesenko dışında ikinci bir skorere müsaade etmeyecek şekilde savunma yapmalarıydı – Fesenko söndü, ama Randle coştu. bilhassa da bu noktadan sonra Randle’a çok doğru yerlerde ikili sıkıştırmalar getirip, kazandıkları topları ya hızlı hücumla ya da iyi top çevirip savunmanın dengesi oturmadan buldukları müsait şutlarla bitirdiler. Maçın yıldızı, topu aldığı her yerden muhteşem bir bitiricilikle, ve her topta topu doğru kullanarak oynayan Arbet’ti. Ayrıca, alçak postta Veideman’ın sırtı dönük oyunlardan bulduğu sayıların yanı sıra, potaya penetre eden her kısa, bir şekilde dışarıya pası ulaştırmayı başardı ve kolay şut imkanları yakaladı Estonyalılar. Fakat 4. çeyrekte top kayıpları üzerinden buldukları 25 sayı  ve topladıkları hücum ribauntları da galibiyete büyük katkı yaptı. Yoksa 11/33 üçlük sokarak böyle bir galibiyet alınamazdı. Ukrayna son periyot bitiminde çaresizce geri dönmeye çabaladı, fakat Estonya faul çizgisinde hata yapmayınca Ukrayna’nın üçlük isabetleri sonuçsuz kaldı. Böylece Estonya, turnuvanın en zayıf takımının bile bir galibiyet alabileceğini gösterip, tarihi bir zafere imza atmış oldu. Gruptan çıkmalarına muhtemelen yetmez, fakat oldukça manidar bir galibiyet olduğunu da yadsıyamayız.

 

5. Jerome Randle (Ukraine)Estonya’da Arbet 26 sayı 4 ribaunt ile maçın kahramanı olurken, Veidemann 15 sayı 6 ribaunt 6 asist ile devleşti, veteran Talts 10 sayı 7 ribaunt üretti, bir diğer veteran yıldız Kangur da 9 sayı 3 asistle oynadı. Genç yetenek vene ise 5 sayı 8 ribauntluk bir katkı sundu. Genç S. Sokk’un da 5 sayı 6 asistini yabana atmayalım. Grupta galibiyeti olmayan tek takım sıfatını kazanan Ukrayna’da ise Randle canını çıkartarak 22 sayı 3 ribaunt 4 asist 4 top kaybı üretti, Mishula 3/11 isabetle 11 sayı attı, Fesenko ise sadece 3 sayı teşebbüsünde bulunup 1’ini sayıya çevirerek 6 sayı 4 ribauntta kaldı. Zaytsev’in 10 sayı 3 ribaundu, Kornienko’nun 8 sayı 5 ribaundu, Lypovyy’nin 7 sayı  3 ribaundu ve Pustozvonov’un 4 sayı 7 ribaundu galibiyete yetmedi.

 

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

TARİHİ HEZİMET

TARİHİ HEZİMET Önceki hafta evinde Antalyaspor'a karşı skoru koruma becerisi gösterememekten kaynaklanan bir puan kaybından sonra hafta içi Portekiz'in kağıt üzerinde zayıf temsilcilerinden Rio Ave'ye...

Benzer Konular