Escobar Soyadı, Futbol ve Mafya: Kolombiya’nın En Büyük Trajedilerinden Biri
Escobar dendiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak dünyanın en ünlü uyuşturucu baronlarından biri, Pablo Escobar gelir. Ancak aynı ülkede, aynı soyadı taşıyan başka bir Escobar daha vardı. Biri mafya dünyasının karanlık yüzünü temsil ederken, diğeri futbol sahalarının centilmen yıldızlarından biriydi; Andres Escobar!
Daha da ilginci, iki Escobar da birbirinden yalnızca birkaç ay arayla hayata veda etti!.
1994 yazında tüm dünya Dünya Kupası heyecanını yaşıyordu. Ancak Kolombiya için bu turnuva sıradan bir futbol organizasyonundan çok daha fazlasıydı. Ülke yıllardır uyuşturucu kartellerinin, şiddetin ve yasa dışı paranın gölgesinde yaşamıştı. Futbol ise halkın nefes alabildiği ender alanlardan biri haline gelmişti.
Tam da bu nedenle Kolombiya Milli Takımı’nın Dünya Kupası’ndaki performansı milyonlarca insan için büyük önem taşıyordu.
Hikayenin bir tarafında, yıllarca Kolombiya’nın kaderini etkileyen Pablo Escobar vardı. Medellín Karteli’nin lideri olan Escobar, dünyanın en güçlü suç örgütlerinden birini yönetmiş ve adını tarihe korkuyla kazımıştı. Diğer tarafta ise Andres Escobar bulunuyordu.
Sakin kişiliği, sportmenliği ve liderliğiyle tanınan başarılı savunma oyuncusu, Kolombiya Milli Takımı’nın en önemli isimlerinden biriydi. Sahada sert ama adil oynuyor, taraftarların sevgisini kazanıyordu.
Pablo ve Andrés Escobar akraba değildi. Ancak kader, aynı soyadını taşıyan bu iki adamın hikayesini tarihin en ilginç tesadüflerinden biri haline getirecekti.
1994 Dünya Kupası öncesinde Kolombiya, turnuvanın gizli favorileri arasında gösteriliyordu. Hatta birçok futbol otoritesi takımın sürpriz yapabileceğini düşünüyordu. Ancak beklentilerin arkasında sadece futbol sevgisi yoktu. O yıllarda yasa dışı bahis ağları ve suç örgütleri futbolun etrafında büyük bir ekonomik güç oluşturmuştu.
22 Haziran 1994’te Kolombiya ile ABD karşı karşıya geldi.
Maç sırasında Andres Escobar, rakip takımın ortasına müdahale etmek isterken topu talihsiz bir şekilde kendi ağlarına gönderdi. Kolombiya sahadan mağlup ayrıldı ve kısa süre sonra turnuvaya veda etti. O an, milyonlarca taraftar için büyük bir hayal kırıklığıydı.
Ancak hiç kimse bu hatanın böylesine korkunç sonuçlara yol açacağını tabii ki tahmin etmiyordu!
Turnuva sonrasında Andres Escobar ülkesine döndü. Yakın çevresine moralini yüksek tutmaya çalıştığını söylüyordu. Hatta gazetede yayımlanan yazısında, Kolombiya halkına umut dolu mesajlar vermişti.
Fakat 2 Temmuz 1994 gecesi yaşananlar, futbol tarihinin en karanlık olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
Andrés Escobar silahlı saldırıya uğradı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Sadece 27 yaşındaydı.
Olayın ardından dünya basını günlerce bu trajediyi konuştu. Çünkü bir futbolcu, sahadaki talihsiz bir pozisyonun ardından hayatını kaybetmişti.
Daha da çarpıcı olan ise zamanlamaydı!.
Pablo Escobar, 2 Aralık 1993’te güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştü. Andrés Escobar’ın ölümü ise bundan yalnızca yedi ay sonra gerçekleşti.
Böylece aynı soyadı taşıyan iki Kolombiyalı, 7 ay farkla dünyaya veda etmiş oldu.
Biri suç dünyasının simgesiydi.
Diğeri ise sporun centilmen yüzü.
Biri korkuyla anıldı.
Diğeri saygıyla hatırlandı.
Bugün aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen Andres Escobar’ın hikayesi unutulmuş değil. Çünkü onun yaşadıkları, futbolun yalnızca bir oyun olduğunu ve hiçbir sonucun insan hayatından daha değerli olmadığını hatırlatan en acı örneklerden biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor!
