EN GÜZEL ATLETİZM ‘ATHLETICS’ FİLMLERİ

Okunması Gerekenler

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda...

DERYA ATILGANBu haftaki spor dalımız Atletizm..

1-Without Limits (1998)

Olimpiyat koşucusu Steve Prefontaine’in, kısa adıyla Pre’nin, kısa ama etkileyici hayatı… Hem hırslı hem yetenekli bir atlet ve OLAYLI bir olimpiyat: 1972 Münih! 24 yaşında, trafik kazasında ölen Pre, hakkında iki yıl içerisinde iki film çekildi. İlki büyük hayal kırıklığına uğratsa da, ikincisi oldukça beğenildi. “Without Limits”, Pre’nin koçuyla olan karmaşık ilişkisini anlatıyor. Kurallara uymayan ama hep başaran atletin bir de özel hayatına değiniliyor filmde.

Spor sevmeyenlerin de seyrederken sıkılmayacağı ama sporseverlerin iki eli kanda bile olsa kaçırmaması gerek!

2-The Jesse Owens Story (1984)

ABD’nin 1936 Berlin Olimpiyatlarının efsanevi atleti Jesse Owens ve onun efsane hayatı. ABD toplumunun, kahramanlarına nasıl davrandığı konusunda güzel bir inceleme. James Cleveland’in “Jesse Owens” olarak yükselişini anlatırken, atletin hayatını “Olimpiyat öncesi” ve “Olimpiyat sonrası” diye iki açıdan izliyoruz.

Dorian Harewood’un Owens’ı oynadığı filmde, atletin hem kahraman hem de insan olduğunu hissediyorsunuz. Aynı zamanda da ırkçılığa da değinen filmde, Hitler ve Owens arasında geçen o ünlü “tokalaşmama” sahnesi de var.

3-Chariots of Fire (1981)-Ateş Arabaları

1924 Paris Olimpiyatları’nda İngiltere adına yarışan iki atletin öyküsü. Gerçek bir hikayeyi anlatan film, aynı zamanda önyargıyı ve onu yenmenin yollarına da değiniyor. İki atletten Eric Liddel (Ian Charleson ) Hristiyan, Harold Abrahams (Ben Cross) ise Musevi’dir. İkisi de hırs peşinde koşar ama ikisi de insanların fikirlerini, önyargılarını yok etmeye çalışırlar. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki İngiltere’yi çok iyi anlatan film, dört dalda Oscar ödülüne layık görülmüştü.

Ülkemizde Ateş Arabaları olarak bilinen film bence tam bir Atletizm klasiği..

Kaçırılmaması, hatta seyretmekle kalmayıp, dvd’sinin bile raflarda saklanması gerektiğini düşünüyorum..

Herkese iyi seyirler.. Haftaya başka bir spor dalı ve yine ‘kendimce’ en iyi 3 filminde buluşmak üzere..

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

derya.atilgan@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

5 YILLIK HASRET BİTTİ

5 YILLIK HASRET BİTTİ Sezonun 2. haftasında son şampiyon Başakşehir sahasında Galatasarayı ağırladı. Maça iki takımda dengeli başladı. Ortasaha mücadelesi ile geçen ilk 10 dakikada iki...

İKİDE İKİ

İKİDE İKİ Haftaiçi Avrupa Ligi ön elemeleri, haftasonu lig maçları derken yoğun bir temponun içine giren Galatasaray ilk iki maçı kazasız atlattı. Haftaiçi Bakü, bu...

Benzer Konular