CORONA VIZ GELİR

Okunması Gerekenler

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR !

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR ! Milli maç arası sonrası tekrar lige döndük. Milli maç arası yaramıyor, milli maç öncesi yaramıyor... Bahane...

DİPSİZ KUYU

Milli maçlar nedeniyle verilen aradan sonra Galatasaray kendi sahası ve “Loca seyircisi”yle Aytemiz Alanyaspor’la karşılaştı. Maç iki takım açısından da...

BÜYÜK HEDEFE ADIM ADIM, EMRE SAKÇI OLİMPİYAT MADALYASINA DOĞRU

Yüzme dendiğinde ülkemizden çıkmış bir dünya yıldızı yok ama bugün için buna en yakın aday; Hüseyin Emre Sakçı. 15 Kasım...

Çok şükür kötü günleri geride bıraktık..

Daha kötü günler bizi bekliyor.

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden dağıtılıyor, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak tarzı söylemleri siz de duymuşsunuzdur, bu aralar pek çok kişi tarafından dillendiriliyor ama ben çok katılmıyorum.

2008 krizinde ne olduysa yine aynısı olacak diyorum ben. Büyükler daha büyük kaybedecek, küçükler daha küçük. Yani azdan az gidecek, çoktan çok ama dengeler değişmeyecek, herkes sıralamadaki yerini bir şekilde koruyacak.

Üretime dayalı ekonomisi olanlar, ağır sanayi, bilimsel tarım ve teknoloji üretimine sahip olanlar yaralarını daha hızlı saracaklar, gelişmekte olan ülke ekonomilerinin ise toparlanması çok daha uzun ve zor olacak. Toparlanma süreçleri ise herkes için sıkıntılı geçecek, ekonomik daralmalar kaçınılmaz zaten. Tüm dünyada alt ve orta tabaka kemerleri biraz daha sıkacak ama koltuktan Rusya kalkıp da veya Çin kalkıp da yerine Türkiye veya Polonya ya da bir başkası oturmayacak. Virüs sonrası bambaşka bir dünyaya uyanmak söz konusu olmayacak ama dediğim gibi bol para harcama dönemi sona erdi başta Turizm olmak üzere pek çok sektörün toparlanması öyle kolay değil..

Normal olarak spor durdu, futbol da stop etti çünkü önce sağlık. Borç batağındaki kulüpleri daha zor günlerin beklediği bir gerçek, borç ödeyebilme kapasiteleri biraz daha düşecek, hasılat ve yayın geliri kaybetme ihtimalleri çok yüksek, ürettiklerini çok iyi paralara satabilme ihtimalleri de ortadan kalkacak..

Tabii bu arada uygulanmakta olan sıkı FFP kuralları büyük ölçüde gevşetilecektir diye düşünüyorum çünkü öyle olmak zorunda.. Öyle olmayacaksa tükanı hemen kapatalım..

Vedat Muriqi’yi 30’a satalım, 40’a satalım gibi hesaplar bu saatten sonra tutmaz, uzunca bir dönem boyunca bonservisler ucuzlayacak, maaşlar aşağı gelecek ister istemez ki; gelmeye başladı bile.

Devletimizin üstündeki maddi yük bu dönem hayli arttı. Merkez Bankası ihtiyat akçesi miktarsızlığı zaten çok konuşuluyordu. Yüksek döviz kuruyla karşılaşmak orta vadede çok büyük olası, klişe olacak ama yatırım tavsiyesi değildir. Futbol tamamen döviz cinsinden paralarla dönüyor, tablo bizim takımlarımız açısızdan hiç hoş değil yani. Böyle bir dönemde devletin kendi alacakları ile ilgili kısmının tolere edileceğinden hiç şüphem yok ama yayıncı kuruluşun kaybının da telafisi düşünüldüğünde ne gibi bir yol haritası çıkacak karşımıza şimdiden kestirmek güç. Yayıncı kuruluşun da bu saatten sonra eskisi kadar para ödemeyeceği de ayrı bir gerçek..

Kadro mühendisliği anlamındaki yol haritası ise belli. Çünkü tek yol var, öze dönmek, küçülmek, daha fazla yerli, daha fazla milli düşünmek ve gençleşmek çok önemli. Yıllardır hayalini kurduğumuz ama bir türlü yapamadığımız öze dönüş bu kez bir tercih değil tam aksine bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor, bu kez başarmak zorundayız. Bu şerden böyle bir hayır çıkarmanın zamanı bu zaman.. Kıyamet günü misali herkes aynı anda aynı gemide, o şunu alıyor, bu bunu alıyor, biz niye alamıyoruz gibi bir durum söz konusu değil yani, Ali Koç rahat olsun..

Ali Koç’un hiç bir zaman bir B planı olmadığını zaten çok eleştirdik, kararları çok geç verdiğinden, hamleler konusunda çok yavaş kaldığından sürekli isyan etti taraftar..

İşte şimdi bol-bol vakit var ve yol haritası belli. Bu durum bir fırsat. Hazır bu sezonla ilgili dosya da kapanmışken önümüzdeki yılların planının şimdiden bitmiş olması lazım, ortalık yatışır yatışmaz da hamlelerin gelmesi lazım.. Bu projenin başında kim olacaksa şu anda çakışmalarını yapıyor olmalı, bence yine başkan geç kalıyor.

Bu konuda Fenerbahçe’nin Emre Belözoğlu’yla vakit harcayacak lüksü yok.. Hoca ihtimalini geç, sportif direktör olarak da bu isim olmaz.

Emre Türk futbol tarihinin son yıllarda yetiştirdiği örnek bir profesyoneldir, şu yaşında dahi milli kadrodadır, müthiş bir tecrübedir, kulüp içinde mutlaka değerlendirilmelidir ama bu tarz görevlere karakterinin çok uygun olduğunu düşünmüyorum.

Taraftarı haricinde hiçbir futbolsever tarafından sevilmeyen, hatta nefret edilen, iş başında fazla heyecanlı ve hırslı olan bir kişiliğin başarılı olabileceğini, liderlik yapabileceğini düşünmüyorum ki; tescilli ırkçılıkla ilgili konulara girmek dahi istemiyorum.

Tüm bunlar göze alındığında Emre’nin yıpranmış veya yıpratılmış bir isim olduğuna inanıyorum. Üstelik böyle bir mevki için de tecrübesi yok. Fenerbahçe’nin denenmiş bir futbol aklına ihtiyacı var. Dünya futbolundan yeni bir isim bulunamayacaksa eğer sportif direktör olarak Lucescu veya Daum isimlerine sıcak bakıyorum ben, en kısa zamanda bu işin çözümü gerekiyor..

Bu krizin yaşatacağı en büyük olumsuzluk ise düşünüldüğü gibi maddi değil. Müşteri ve satıcı arasındaki bağın zayıflaması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi olacak diye tahmin ediyorum.

Misal her sene tatile çıkan kişi zorunlu sebeplerden dolayı bir iki sene bu hobisinden vazgeçecek, sonrasında bu heyecanını yitirebilir.

Evde yemek yok, amaan şimdi uğraşmayalım, yemek sepetinden bir şeyler söyleyiveririz, yarım saate kapıda diyen kişi hijyenik endişelerden dolayı evinde yemek pişirmeye alıştı bile, dolayısıyla cebinde kalan paranın sıcaklığına da alıştı.

Lokantada öğle yemeği yiyen kişi evinden yemek getirmeye alıştı, kıraathaneden çay söyleyen esnaf ise iş yerine bir tane kettle aldı bile ve hem parası cebinde kalıyor hem de her yakınına ikram da bulunuyor, kahvehane müdavimi evinde vakit geçirmeyi hatırladı falan, falan..

Bu müşterilerin sektöre tekrar dönüşleri zaman alacak, belki de önemli bir kısmı geri dönmeyecek bile.

Bu müşterilerden biri de futbol seyircisi. Taraftar ve kulüp arasındaki bağın tekrar güçlenmesi de zaman alır. Bu bağın en güçlü olduğu kulüp ise Fenerbahçe, böyle bir senaryo da bu sorunu en çabuk aşacak kulüp olarak da kuvvetle muhtemel Fenerbahçe olarak karşımıza çıkacaktır diye tahmin ediyorum.

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan bir olaydan bahsedeceğim:

Ali Koç tweet atıyor, taraftarına evde kal mesajı veriyor, bir taraftar da altına cevap yazıyor..
Diyor ki, sen başkan olduğundan bu yana insan içine çıkamaz olduk zaten.

Fenerbahçe futbol takımının iki senedir ne durumda olduğunu ve taraftarın neler hissettiğini çok iyi ifade eden bir örnek . Hala daha tribün doluluğunda bu camia liderse korona vız gelir tırıs gider de Ali Koç ne eder işte onu bilemiyorum ?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: bruno.monte@abcspor.com

twitter: @BrunoMonte1907

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR !

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR ! Milli maç arası sonrası tekrar lige döndük. Milli maç arası yaramıyor, milli maç öncesi yaramıyor... Bahane...

DİPSİZ KUYU

Milli maçlar nedeniyle verilen aradan sonra Galatasaray kendi sahası ve “Loca seyircisi”yle Aytemiz Alanyaspor’la karşılaştı. Maç iki takım açısından da dengeli başladı. Sarı-kırmızılıların rakibi ligin...

BÜYÜK HEDEFE ADIM ADIM, EMRE SAKÇI OLİMPİYAT MADALYASINA DOĞRU

Yüzme dendiğinde ülkemizden çıkmış bir dünya yıldızı yok ama bugün için buna en yakın aday; Hüseyin Emre Sakçı. 15 Kasım 1997 doğumlu gururumuz, yüzmede dünya...

PAPAZ PİLAV

Kim tarafından ilk kez söylendi, söyleyen kişi ne amaçla söyledi, derdi neydi, valla ben de bilmiyorum ama çok duyduğumuz bir sözdür bu, derler ki...

KOLAYI ZORLAŞTIRMAK

KOLAYI ZORLAŞTIRMAK Fenerbahçe'nin 2.devrenin ilk bölümünde oynadığı top , hele hele 3-1 ile 3-2 arasındaki oyunu sezon başından beri çıktığımız en üst seviye. Önde baskı...

Benzer Konular