Bir Kırık Gençlik Hikayesi

26 Ocak Pazar akşamı çalan telefonda babamın sesinden duyduklarıma asla inamadım. İnanmama seviyem o raddadeydi ki “Ne demek Kobe ölmüş? Basketbolcu olan mı?” gibi salak bir soru bile çıktı ağzımdan. Twitter’da geçen birkaç dakikanın bana verdikleri ise dikilen tüylerim, boğazımdaki kocaman yumru ve gözlerimde akıp akmamak konusunda tereddütte kalan yaşlar oldu. Geçen dakikalar, sosyal mecrada ve yavaş yavaş televizyonda beliren haberler ise beni tek bir geceye götürdü.

2006 yılının ocak ayında gamsız, üniversiteyi çok da umursamayan (6 sene sürmesi bunun bir kanıtı niteliğinde sanırım) bir öğrenci olarak her gece en az 2 NBA maçı izleyip ertesi gün öğlene kadar olan derslere gitmemek benim için artık rutin bir davranıştı. O gecede rutinimi gerçekleştirmek üzerine televizyonun başına geçtiğimde ise hafızama ömrüm boyunca kazınacak tarihi bir geceye tanıklık edeceğimden hiç haberim yoktu.

Lakers kendi evinde Raptors’ı konuk ediyordu ve Kobe inanılmaz bir sezon geçiriyordu. O kadar ki bu maçtan kısa bir süre önce Utah Jazz’a 61 sayıyı sadece 3 çeyrekte atmıştı. Maç başlarken ne kadar Lakers, Raptors karşısında favori olarak başlasa da maç içinde Raptors ciddi bir üstünlük kurdu ve farkı 20 sayıya kadar çıkarttı. Sonrasında ise bugüne kadar izlediğim en inanılmaz basketbol hadisesi gözlerim önünde canlı canlı yaşandı. Özellikle 3. Çeyreğin ortasında başlayan o sekansı hala an be an hatırlıyorum. Bütün Raptors takımına karşı tek başına hücüm ediyordu, asla durmuyordu, asla geri çekilmiyordu ve her hücümda üzerine 2-3 kişi gelirken potaya şut değil denize taş atıyordu sanki.

Ve ben 20 yaşında bir basketbolsever olarak yeni aydınlanmaya başlamış odamda tarihe tanıklık ettiğimi anladım. Birine anlatmak, bu tarihi anı, bu inanılmaz doğa olayını birileriyle paylaşmak istiyordum. Saat sabahın 6 buçuğuydu, odanın içinde deli danalar gibi dönüp duruyor, az önce gördüklerime hala inanamıyordum. Kapım tam da o anda açıldı. İşe gitmek üzere uyanmış ve ne dramatiktir ki bana O’nun ölüm haberini verecek kişi olan babam sanırım sadece uyanık olduğumu fark edip günaydın demek istemişti ama halimi görünce “Ne oldu oğlum neyin var?” diye sorma ihtiyacı hissetti. Ona sadece “Kobe 81 sayı attı baba!!” diyebildim!

O’nu tarif etmek ve bıraktığı mirası yüceltmek için pek çok yazar, sporcu, koç çok güzel kelimeler kullandılar zaten. Belki de bu yüzden onu anmak için bende bıraktığı en derin hatırayı sizlere anlatmak istedim. Benim jenerasyonumun en güzel basketbol hikayelerinden birisinin yazarına önce hayatımın en muazzam gecelerinden biri için sonra bıraktığı tüm inanılmaz hatıralar ve oyuna olan tutkusu için şükranlarımı sunuyorum. Onun devrine tanıklık etmek, onu izleyebilmek hepimiz için bir şerefti.

Kızınla birlikte huzur içinde uyu Kobe!

mail: oytunkuzu@abcspor.com

twitter: @oytunkuzu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz