AVRUPALI MIYIZ?

Okunması Gerekenler

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ…

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ… Son dönemde Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin akademileri hakkında yoğun analizler yapmıştım. 26 Ekim Pazartesi günü Johan Cruyff...

KURT KANUNU

KURT KANUNU “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” diye son veriyordu hayatına Kara Kemal. İzmir Suikasti’ni planlayan ekipten olduğu iddiası ile suçlu bulunan...

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

OZAN GULSENINeredeyse son 500 yıldır dünya, batı medeniyetlerinin etkisi altında. Hayatımıza dokunan her şeyde batı dünyasının bir katkısı var. Türkiye’de batı medeniyetine, bir taraftan saygı, bir taraftan da derinden sahip olduğumuz kompleksle, kısaca “Avrupalı” deniyor. Bizim gözümüzde Edirne’den sonra başlayan bir “yer” sanki Avrupa… Aslında tam erişemediğimiz, ama çok arzuladığımız her şey sanki…

Mesela futbolda güzel ya da estetik bir hareket gördüğümüzde hemen “Avrupai hareket” deriz.

Avrupa takımları ile yapılan maçlarda dahi “Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu falancanın ayak sesleri” ile başlayan tezahüratlar, Türkçeye gayet hakim Avrupalı takımları korkuya ve endişeye boğmuştur!

Futbol takımları arasında ise “kim daha Avrupalı?”, “biz Avrupalıyız” ya da “Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısıyız” tarzı tartışmalar yıllardan beri süre geliyor.

Konunun aslında 2 bacağı var. Birincisi, rakamlar. İkinci bacağa geçmeden, dilerseniz, ilk önce rakamlara bir göz atalım.

gs uefaBu konuda kendini en önde gören Galatasaray, toplam 54 kere katıldığı Avrupa’daki kupalarda bugüne kadar 255 maç yapmış. Bunların 95’ini kazanmış, 92’sini kaybetmiş. Toplam 357 gol atmış, buna karşılık filelerinde (bayılıyorum bu tabirlere) 368 gol görmüş. Bu maçlar neticesinde alınan başarılara bakarsak, 1999-2000 sezonunda alınan UEFA kupası ve aynı yıl (2000) alınan Süper kupayı görüyoruz. Bununla beraber en seksi ve zor arena olarak gözüken Şampiyonlar Ligi’nde oynanan iki çeyrek final (2000-2001 ve 2012-2013) var.

Buna karşın Fenerbahçe, toplam 189 maça çıkmış Avrupa kupalarında. Bunlardan 65’ini galibiyetle, 85’ini ise mağlubiyetle kapatmış. Rakip fileleri 230 golle dalgalandırırken, kendi filelerinde 289 gol görmüş. Fenerbahçe’nin henüz bir kupası (Şampiyonlar Ligi, UEFA, Süper Kupa anlamında) yok Avrupa’da. Öte yandan son dönemde sarı-lacivertlilerin bir ivme kazandığı da yadsınamaz bir gerçek. 2012-2013 yılında UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadılar. 2007-2008’de ise Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final maçlarına çıktılar.

fb uefaBeşiktaş’a bakarsak, toplam 163 maça çıktıklarını görüyoruz. Galibiyet sayıları 60. Sahadan 74 defa boynu bükük ayrılmışlar. 205 atıp 237 yemişler. En büyük başarıları, 2002-2003 sezonunda UEFA Kupası’ndaki çeyrek final.

Rakamlara bakıldığında gelinen seviye olarak en başarılı kulübün Galatasaray olduğu ortada. Fenerbahçe ise son yıllarda bu konuda kabuk değiştirmiş gözüküyor ve ezeli rakibini yakalayıp geçebilir. Beşiktaş ise saman alevi gibi bir var bir yok. Diğer kulüpler, zaman zaman çıkışlar gösterseler de genel anlamda (son yılların popüler tabiriyle) “sürdürülebilir” bir başarı yakalayan kulübümüz maalesef olmadı.

Şu ana kadar konunun rakamsal boyutunu konuştuk. Peki, kulüplerimiz, Avrupalı olmanın çağrıştırdığı değerlerde Avrupalı olabilmişler mi? İzninizle biraz buna bakalım…

Rakamsal olarak diğer kulüplerden önde olan Galatasaray’dan başlayalım.

Sanırım Avrupa Birliği’ne üye bir ülkede, ödemeniz gereken vergiyi “nasıl olsa bir gün affederler” anlayışıyla ödemeyip o ülkede elinizi kolunuzu sallayıp “ben Avrupalıyım n’aber!” diye hayatınızı  sürdüremezsiniz. Üstelik sahaya bir de “vergi kutsaldır” gibi pankartlarla çıkıyorsanız…

VERGIYa da kulübünüzün finansal tablolarını düzeltmek adına size geçmişte yatırım yapan “küçük yatırımcı”yı, kelimenin en hafif tabiriyle, üzdüğünüzde de “Parisien” olmuyorsunuz.

Avrupalı olmanın en önemli değerlerinden biri olan “özgür düşünce ve ifade özgürlüğü”ne gelelim. Gezi olayları süresince, ülke sathında birçok protesto gösterisi düzenlendi. Bu gösterilere, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı ve diğer kulüp taraftarının yanında münferit olarak birçok Galatasaray taraftarı da katıldı. Ligler başladığında birçok statta protestolar devam ederken, Galatasaray Kulübü (bence oportünist davranarak) kendi taraftarının sesini çeşitli yöntemlerle kesmeyi seçti. İnsanların düşünce ve kendini ifade özgürlüğüne müdahale de maalesef pek Avrupalı değerlerle örtüşmüyor…

Oyuncularınızla yaptığınız kontratta yazılan maddelerden bihaber olup, milyonları sokağa atınca, isterseniz London Business School’u bitirin, pardon ama Londralı olmuyorsunuz…

Soyunma odanızda kulübünüzün 2 oyuncusu yumruk yumruğa kavga ettiğinde siz hala ligdeki şampiyonluğu düşünüyorsanız geçmiş olsun, siz hala Ortadoğulusunuz!

ALEXGelelim Fenerbahçe’ye…      

“İfade özgürlüğüne müdahale” denince herhalde ilk akla gelen kişi Fenerbahçe Başkanı oluyordur. Kendine karşı çıkan herkesi Fenerbahçe düşmanı yapınca, sana en kötü gününde destek olan kadınları azarlayınca maalesef Brüksel’in anahtarını vermiyorlar.

Kulübünüzde efsane olmuş yabancı oyuncunuzu, heykeli dikildikten birkaç hafta sonra ülkesine gönderdiğinizde de Avrupalı olmuyorsunuz. İsterseniz çift pasaport taşıyın.

Beşiktaş diğerlerinden çok mu Avrupalı peki?

Rakipleriniz stadını “öyle ya da böyle” tamamlarken, yıllardır bir makete baka kalmak sizi Floransalı mı yapıyor?

Kulübünüzün perakende mağazaları dolandırılırken siz bir denetim sistemini dahi lüks olarak görürseniz Avrupalı olamıyorsunuz üzgünüm.

BJKTribününüzde bıçakla adam öldürüldüğünde ancak belki Sicilyalı olursunuz. “Hümanist değerlerin” medeni dünyaya katıldığı ana karaya geçmeniz için kaçak tekneye binmeniz lazım.

Hem yukarıdaki kulüplerimize hem de yukarıda değinemediğim Trabzon’a, Bursa’ya ve diğerlerine baktığımda aklıma daha benzer onlarca örnek geliyor. Bu yazıyı “insan” okuyacağı için daha fazla uzatmıyorum.

Bu kulüplerimiz, yarın inşallah, Avrupa’nın bir şehrinden, Atatürk Havalimanı’na, Sabiha Gökçen Havalimanı’na ya da Trabzon Havalimanı’na bir Şampiyonlar Ligi Kupası’yla indiklerinde, kendilerine Avrupalı dediklerinde yukarıdaki yazı aklınıza gelsin. Zaten sevinç gösterileri neticesinde çıkan tablo bile size beni hatırlatmaya yetecektir!

ATESNot 1: Kupa başarıları dikkate alınırken, Şampiyon Kulüpler Kupası, 90’lar öncesi var olan Kupa Galipleri Kupası, Balkan Kupası, Fuar Şehirleri Kupası gibi kupalar dikkate alınmamıştır.

Not 2: “Şike” hadisesinde yeniden yargılama kararı alındığından ve henüz kanıtlanmış masada somut bir şey olmadığından o konu bu yazıda mevzu bahis edilmemiştir.

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

ozan.gulseni@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ…

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ… Son dönemde Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin akademileri hakkında yoğun analizler yapmıştım. 26 Ekim Pazartesi günü Johan Cruyff...

KURT KANUNU

KURT KANUNU “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” diye son veriyordu hayatına Kara Kemal. İzmir Suikasti’ni planlayan ekipten olduğu iddiası ile suçlu bulunan ve kellesine hükümet tarafından ödül...

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı Siyah-Beyazlılar adına. Milli aranın ardından...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda buldum. Tekrar Fenerbahçe'mizin yanında olmak,...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek bir Süleyman bir de Sinan...

Benzer Konular