ARTIK IŞIK ÇOK PARLAK

Çok değil bundan 6-7 hafta önce şampiyonluk lafları edilse güler geçerdik. Ama futbolun güzelliği ile bugün liderden sadece bir maç boyu kadar uzakta Beşiktaş. Tribünlerde bugün herkes şampiyonluk havasına tam manasıyla girmiş oldu. Belki de son haftalardaki en kötü ilk yarı oyununu ile bile, Burak’ın çok kilit golüyle önde bitirmeyi başardı Beşiktaş. Bu büyük şansta şüphesiz Larius’un en sonunda yaptığı kritik kurtarışlar da etkili oldu. İkinci yarı ise gerçek kimliğine bürünen Beşiktaş rakibine üstünlüğünü kabul ettirdi. Gelen ikinci golle rahatlarken, üçüncü golde de fişi çekti Burak’lı Beşiktaş. En ufacık bir ışık da olsa peşinden gitmeye kararlı bu ekibin önündeki ışık her geçen gün daha da güçleniyor.

Bu haftalarda oyun, oyuncu performansı pek eleştiriye gelmez. Zira herkesin aklında yarım sıfır bile yeterlidir düşüncesi dolaşır. Bu yüzden 4-1’lik skor böyle haftalarda mucizevi bir skordur. Ljajiç bu hafta oldukça kötüydü, bekler verimsizdi belki ama, ortada Atiba’nın harika performansı, ve ligin su götürmez en iyi golcüsü Burak’ın üstün gayretiyle Beşiktaş maça oyun olarak olmasa da, skor olarak ağırlığını koydu. İkinci yarı da ise, oyun olarak da üstünlüğünü perçinledi.

Hakem tartışmaktan bıktım ama, teğet penaltıyı yakalayan, penaltıyı tekrarlatan VAR hakemin, Cücük hakemi herkese şunu izah etmeli: ”Kitsiou’nun Burak öldürmeye tam teşebbüsten yemesi gereken kırmızıyı nasıl es geçebildin?” Hadi hakem atladı. Zaten VAR var diye sarı göstermiş olabilir. İyi de Türkiye’nin en iyi (!) hakemi hangi gerekçeyle bu pozisyona sarı kart demiştir?

Rakip teknik direktör (adını bile anmayı doğru bulmuyorum) maç boyunca sürekli olarak oyuna stres getirici müdahalelerde bulundu. Televizyon yeterince göstermemiş olabilir, ama en ufak taça bile deliren bu adam, maç sonu, Burak’ın pozisyonunu görmediğini, akşam televizyondan izleyeceğini söyledikten sonra, Burak’ın sarı kart görmesi gerektiğini söylemesi çok komikti. Ya sana ne be adam? Senin işin mi bu? Yoksa gönlünde başka bir Aslan mı var? Sen ne diye bu topa girersin teknik direktörcük? Sen sahada skor olarak ezilen takımına bir baksana. Sana ne Burak’ın alacağı 4. Sarı karttan? Olmadı işte, olamadı. Devre arasında twittera baktığımda, bazı forumlarda, yenemiyorsanız bari Burak’a sarı göstertin yorumları geliyordu. 87. Dakikada Burak oyundan alkışlarla alınırken, bu ümidi besleyenlerin tümü de hayal kırıklığına sürükleniyordu. Kolayına kaçmaya gerek yok. Korkunun da ecele faydası yok. Kardeşim çıkın maçınıza topunuzu oynayın. Başka hesaplara girmeyin. Bakın Beşiktaş bugün skoru bileğini hakkıyla aldı.

Bursa gibi Ankaragücü’nü de şirin buluyorum. Bursa ile kardeş bu takım, her maç öncesi sağlam gaza gelmiş çıkıyorlar maçlara ama, ikisi de genelde farklı yenilmekten kurtulamıyorlar. Yıllardır özlediğim rakip tribünlerin dolması bu maçta vardı. Ama sürekli ağır küfür ettiler. Her ağır küfürden sonra da, Beşiktaş sahada gol ile cevap verdi. Ya kardeş etme işte küfür. Rakibin seni evire çevire yenmiş, maç sonu kutlama yapıyor, 2-3 üç yaşındaki bir futbolcu çocuğuna gol attırıyor, sen ana avrat küfür ediyorsun. Ne diyelim? Kompleksli olunca böyle oluyor herhalde. Bursa-Ankara el ele hep birlikte kümeye diye tezahürat yapan Beşiktaş taraftarı, hem küfretmeden, hem de dalgasını geçerek cevabını verdi zaten.

Artık son düzlüğe girildi. Sahasındaki maçları rahat, deplasmanları zor bir dönemi var Beşiktaş’ın. En büyük avantajı ise bu hafta dahil 6 haftada sadece bir kere Istanbul dışına çıkacak olması. Şampiyonluk şansı bir hayli fazla. Ben tüm maçlarını alacak Beşiktaş’ın ipi göğüsleyeceğini düşünüyorum. En kötü ikincilik kovalanmalı. Artık önünde koskocaman bir hedefi var Beşiktaş’ın. Sezon sonu motorları maviliklere sürmek, Güneş’li günleri görmek için bu hedefe inanmak yeterlidir.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: cuneyd.yuzak@abcspor.com

twitter: @cyuzak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz