Zimbabwe; “Gürleyen Duman” olarak bilinen görkemli Victoria Şelaleleri, zengin yaban hayatına ev sahipliği yapan Hwange Milli Parkı ve UNESCO listesindeki antik kalıntıları ile ünlüdür. Ve spor dendiğinde de olimpiyat efsanesi sırtüstü kısa mesafe yüzücü Kristy Coventry başta (2 altın, 4 gümüş, 1 bronz) ve nevi şahsına münasır Liverpool kalecisi Bruce Grobbelaar!
Spaghetti Legs
Bugünkü yazı konumuz da 1980’lerin en meşhur kalecilerinden olan; kariyerinde The Reds ile 1980’lerde 6 lig şampiyonluğu ve 1 Avrupa Kupası zaferi yaşamış, penaltılardaki ikonik “bacak-diz sallama” taktiğiyle akıllarda yer etmiş bu isim (ya da makarna bacak dansı-spaghetti legs diyelim). Hatta maçlarda kendi kale direğinin üzerine oturması veya kale çizgisinde amuda kalkarak yürümesi de ayrı bir psikolojik vakaydı ki, 50 yaş üstü sporseverler çok iyi hatırlar.
Savaş ve Spor
Aslında futbol dünyasının en sıra dışı, gizemli ve travmatik hayat hikayelerinden birine sahip olan (6 Ekim 1957) Grobbelaar, 1975 yılında henüz bir gençken Rodezya (şimdiki Zimbabve) ordusuna askere çağrıldı ve ülkenin iç savaşının tam ortasına düştü.
The Guardian gazetesine verdiği röportajda da, kaç kişi öldürdüğümü bilmiyorum ama yaşadığım ağır travma sonrası kabuslarından ve delirmekten kendisini futbolun kurtardığını belirtmişti. Yani belki de sahadaki o çılgın, umursamaz tavırlarının arkasında aslında hayatta kalmış olmanın verdiği o derin şükran duygusu yatıyordu.
Vahşi doğada geçen askerlik yıllarında, çıplak elleriyle kobra yılanı yakalayacak kadar soğukkanlı bir avcı haline gelmişti ki, reflekslerini buna borçlu olduğunu söylerdi.
Sliding Doors
Sliding Doors filmi çok güzeldir; “ya x değil de y yolunu seçseydim ne olurdu” sorusu hepimizin aklından defalarca geçmiştir. Grobbelaar da gençlik yıllarında sadece futbolda değil, kriket ve beyzbolda da inanılmaz bir yetenekti. Lise döneminde gösterdiği beyzbol performansıyla o kadar dikkat çekti ki, Amerika Birleşik Devletleri’nden beyzbol bursu teklifi aldı. Ancak o, kalbindeki ses olan futbolu seçerek Kanada takımı Vancouver Whitecaps’e transfer oldu.
Kale Direklerine İdrar
Ama global anlamda onu bize tanıtan yer tabii ki Liverpool. Ve onunla ilgili ilk aklıma gelen şey de saha içinden ama maç değil, kale direklerine gizlice idrarını bırakması. Nedeni de; 1990’dan 2020 yılına kadar tam 30 yıl boyunca Premier Lig şampiyonluğu yaşayamamış, herkes artık bunun “cadı laneti” olduğuna inanıyordu.
Grobbelaar, bir cadının kendisine “Anfield’daki kale direklerine idrarını yaparsan lanet kırılır” dediğini anlattı. İşin en ilginç yanı, Liverpool bu olaydan kısa süre sonra, 2019-2020 sezonunda 30 yıllık şampiyonluk hasretine son verdi. Grobbelaar daha sonra gülerek, “Gidip direklere işedim ve şampiyon olduk, yani işe yaradı!” demişti.
Rekortmen Afrikalı
Kariyeri o kadar büyük başarılar ve ilklerle doldu ki; Liverpool ile 1984 yılında kazandığı Şampiyon Kulüpler Kupası sayesinde, Avrupa’nın en büyük kupasını kaldıran ilk Afrikalı futbolcu unvanı da ona aitti, 1981 ile 1986 yılları arasında tek bir lig maçı bile kaçırmadan üst üste 317 maçta ilk 11 başlaması istatistiği de…
Liverpool formasıyla tam 13 yıl boyunca 628 resmi maça çıktı. Kulüp tarihinde Ray Clemence’tan sonra en çok maça çıkan ikinci, yabancı olarak da ilk kalecidir diye de belirtelim.
Sonrası Çalıkusu Misali, Ordan Oraya
1994 yılında Liverpool’dan ayrıldıktan sonrası ise çalıkuşu misali oradan oraya. Önce İngiltere Premier Lig ekiplerinden Southampton’a transfer oldu. Bu dönemde adı şike iddialarına karıştığı için bir süre kadro dışı kaldı ve kontratı uzatılmadı.
Bu konuyu biraz açalım; 1994 yılında İngiliz The Sun gazetesi, onun maç satmak için para aldığını iddia etti. Mahkemede aklandı ve suçsuz bulundu. Gazeteye açtığı hakaret davasını kazandı ancak mahkeme sembolik olarak sadece 1 Sterlin tazminat ödenmesine hükmetti!.
Aslında gizli kamera ve ses kayıtları vardı; Grobbelaar, Kasım 1993’teki Newcastle United maçında bilerek gol yemek için 40.000 Sterlin aldığını ağzından kaçırıyordu. Wimbledon kalecisi Hans Segers, forvet John Fashanu ve Malezyalı iş adamı Heng Suan Lim ile birlikte “şike amaçlı suç ortaklığı” iddiasıyla yargılandı.
Ünlü kaleci, gizli kamera kayıtlarında bilerek yalan söylediğini, aslında iş ortağının arkasındaki yasa dışı şebekeyi ifşa etmek için delil toplama amacıyla “rol yaptığını” iddia etti. 1997 yılında Winchester Kraliyet Mahkemesi’ndeki jüri, iddialara yönelik kesin kanıt bulunamadığı gerekçesiyle Grobbelaar ve diğer sanıkları beraat ettirdi.
Kendisine “sikeçi” diyerek itibarını zedelediği gerekçesiyle The Sun gazetesine tazminat (iftira) davası açtı. İşte burada hem trajedi hem komedi aynı sepette; ilk mahkemede jüri kaleciyi haklı buldu ve gazeteyi 85.000 Sterlin tazminat ödemeye mahkum etti. Ama The Sun karara itiraz ederek davayı Lordlar Kamarası’na (Yüksek Mahkeme) taşıdı. Hakimler, gizli kamera kayıtlarındaki itirafların apaçık ortada olduğunu belirterek, Grobbelaar’ın beraat etmiş olsa bile “dürüst bir itibara sahip olamayacağına” hükmetti.
Mahkeme, tazminat bedelini İngiliz hukuk tarihinin en aşağılayıcı kararlarından biriyle 1 Sterlin’e düşürdü. Ayrıca Grobbelaar’ın, gazetenin 1 milyon Sterlin’i aşan mahkeme masraflarını ödemesine karar verildi. Ünlü kaleci bu kararın ardından resmen iflas bayrağını çekti!.
Yuvaya Dönüş
Sonrası İngiltere alt lig takımlarında yaprak misal savruldu. Kariyerinin son döneminde ise Afrika kıtasına geri döndü. Hem oyuncu hem de oyuncu-teknik direktör olarak görev yaptı ve 2001 senesinde jübile ile sahalara veda etti.
Ama yeşil sahalardan kopmadı Anfield Road tarihinin en sıra dışı kalecisi.. İngiltere’deki amatör ve yarı profesyonel kulüplerin özel ricaları üzerine sembolik maçlara çıktı. Bu tek maçlık sekansların en sonuncusu 2009 senesinde Matlock Town ile 52 yaşındayken oynadığı idi.
Bugün efsane 60 yaşına bastı. Biz de bu özel günde hem doğum gününü kutlamak hem de ona birkaç satır yazmadan geçmek istemedik.
Sonuç olarak; kobra yılanlarını çıplak elle yakalayan, şike davalarından 1 Sterlinle çıkan ve Anfield’in 30 yıllık şampiyonluk lanetini kale direklerine işeyerek bozan bir adam… Futbol dünyası çok çılgın kaleciler gördü ama Bruce Grobbelaar gibi, bir daha asla gelmedi!.
