PLAN YİNE TUTMADI
15 senedir Fenerbahçe için bir şeyler karalıyorum. 50-60 derbi maçı yazmışımdır. Fenerbahçe taraftarının önemli bir bölümünün, belki de yarısının, “Bu maç Galatasaray yensin, hatta fark atsın da hocadan kurtulalım, başkandan kurtulalım” dediği bir derbi hatırlamıyorum. Fenerbahçe’nin durumu bu.
Türk futbol tarihinde üst üste beşinci şampiyonluğunu kazanarak kırılması zor bir rekora imza atmak isteyen, tarihin en pahalı kadrosuna sahip Galatasaray cephesinde de “Bu maçı kesin kazanırız” diyen bir tek kişi görmedim. Bu durum, insanı sürprizlerle dolu bir maç izleyebileceğimiz düşüncesine sevk ediyor.
İlk 11’lere baktım. Fenerbahçe’nin ilk 11’inde Oppong yoktu. Brown stoper, dolayısıyla Levent sol bekteydi. Lukaku tercih edilmişti; deplasman için makul bir tercih. Kerem yedek, Oğuz ve İrfan ise ilk 11’deydi. Beklentiler doğrultusunda bir kadro vardı.
Galatasaray da beklendiği gibi coşkulu ve önde presle başladı. Fenerbahçe ise sert savunma ve kontratak üzerine kurulu bir anlayışla sahadaymış izlenimi verdi. Öyle diyorum çünkü taktiksel bir tercihten ziyade, zorunlu olarak gömülü oynamak durumunda da kalmış olabilirler.
İlk 20 dakikada Fenerbahçe adeta mahkûm oynadı, kendi sahasından çıkamadı. Galatasaray bu dakikaya kadar rakibini sahadan sildi ama çok da üretemedi. Ederson’un net bir kurtarışı dışında izlediğimiz bir pozisyon yoktu; tehlikeli ataklar seviyesinde kaldı.
- dakikadan sonra Fenerbahçe biraz biraz gelmeye başladı. Hatta bir atakta Davinson az daha topu kendi kalesine atıyordu. Maç dengeleniyor, belki de dönüyor mu diye düşünürken Fenerbahçe defans güvenliğini gevşetti. Maça ortak olmak üzereyken iki pasta Osimhen skoru buldu.
Bu gol Fenerbahçe’yi biraz kamçılar, topa daha fazla sahip olmaya başlar mı acaba diye düşündük. Ancak beklenen geçiş oyunlarını hiç yapamadı. Lukaku’yu kullanamadı. Geçiş hücumları Greenwood’un sonuçsuz gayretleriyle sınırlı kaldı. İleride kaptırılan toplarda geriye dönüşlerde de sıkıntı yaşadı, yapılan fauller sarı kartları beraberinde getirdi.
- dakikada karambolde Osimhen kafayla topu sıyırtınca Fenerbahçe soyunma odasına 2-0 mağlup girdi.
Kanté biraz biraz orta sahada top kesip taşımaya çalışsa da Guendouzi tamamen kayboldu. İrfan Can ağır kaldı ve Fenerbahçe orta sahası işlevini yitirdi. Batrakov ise en iyi maçını oynadı, çok rahat paslar attı.
İkinci 45 dakikada Fenerbahçe artık top oynamak değil, onur mücadelesi vermek için sahadaydı. Defans hattı öne çıkarıldı, önde pres yapıldı. Biraz daha sakin, ayağa paslarla oynayan bir Fenerbahçe gördük ama çok etkili olduğunu söylemek mümkün değildi. Sadece oyun dengelendi. Galatasaray’ın karşısında bir rakip vardı artık.
- dakikada Fenerbahçe kenar yönetiminden enteresan bir hamle geldi. Oppong ve Kerem, Greenwood ile Levent’in yerine oyuna girdi.
Oyunu dengelediysen Greenwood’a ihtiyacın var. Maçı istiyorsan tabii ki. Kerem çok top kaybı yapan bir oyuncu.
Antrenör şansı diye bir şey var. Kerem’in Oğuz’a verdiği, onun da İrfan’a bıraktığı topta İrfan, imkânsız bir durumda röveşata deneyerek Fenerbahçe’nin golünü attı. İzlemesi gerçekten keyifli bir goldü.
Bu gol Fenerbahçe’yi maçta tuttu ama oyunda tuttu diyemeyiz. Galatasaray biraz biraz oyundan düşmüş, maç Fenerbahçe adına bir şekle şemale girmişti. Ancak Galatasaray presine karşı Fenerbahçe top çıkarmakta ve atak olgunlaştırmakta yeniden zorlandı. Sağlı sollu Galatasaray atakları izledik. Ederson izin vermedi, bazı ataklar ise kalabalık Fenerbahçe savunması arasında eridi.
Fenerbahçe kenar yönetiminden Nene ve Mert Hakan hamleleri gelirken Galatasaray da maçın son bölümünde daha defansif değişiklikler yaptı. Haklı olarak skoru tutmak istediler. Sonuçta üç puan da prestij kadar önemli ve Galatasaray derbiyi kazandı.
Hafta içinde stadyum tartışan, oyuncuların aldığı ücretleri tartışan bir camianın derbiye tam tekmil hazır olması zaten beklenir bir durum değildi.
“Galatasaray’ı nasıl yeneceğimi çok iyi biliyorum” diyen kibirli bir antrenörün aslında pek bir şey bilmediğini bir kez daha gördük. Slavia maçındaki üç planı nasıl çöktüyse bu gece de aynısı oldu.
Skor aldatmasın, Fenerbahçe futbol falan oynamadı. Şahsi beceriyle atılmış bir gol dışında ortada bir şey yoktu. Takım çok pozisyon verdi. Üçüncü gol gelse +18 şeyler olurdu!
Şampiyonluğa oynayan diğer üç takımdan kimi alırsınız diye sorsam, Osimhen ve Salah dışında oyuncu söyleyen olmaz. Ama bugün hocası tarafından değerli olduğu hissettirilen Greenwood, Kanté, Guendouzi ve Asensio’yu diğer üç kulübün taraftarı da ister.
Mesele şu ki, bu kadronun hakkı bu değil.
mail: bruno.monte@abcspor.com
twitter: @BrunoMonte1907
