José Fernández’in hikayesi, beyzbol tarihinin sadece en büyük yetenek kayıplarından biri değil, aynı zamanda spor dünyasının gördüğü en sarsıcı insanlık dramlarından biridir.
O sadece 24 yaşında ligin en korkutucu ve dominant pitcher’larından biri olmakla kalmamış, sahaya getirdiği o saf çocuksu neşe ve tutkuyla da beyzbola adeta taze bir soluk getirmişti.
Onu efsaneleştiren ve kaybını bu kadar acı kılan unsurları birkaç başlıkta özetlersek;
Küba’dan Kaçış: Fernández, ABD’ye gelebilmek için Küba’dan denize açıldığı kaçış denemelerinde (özellikle annesini dalgalı sudan kurtarmak için denize atladığı bilinen o meşhur ve tehlikeli anlar dahil) ölümle birkaç kez burun buruna gelmişti.
O an, José Fernández’in hayatındaki belki de en sinematik ve tüyler ürpertici kesittir. 15 yaşında Küba’dan kaçmaya çalışırken karanlık ve devasa dalgaların ortasında birinin denize düştüğünü fark edip hiç düşünmeden suya atladığı o an…
Suyun içinde çırpınan kişiye ulaştığında onun kendi annesi olduğunu görmesi, hikayenin dramatik etkisini katbekat artırır.
Dalgakıranlarla ve ölümle burun buruna geldiği o gece, geleceğin süperstarı annesini sırtına alıp sağ salim teknesine geri dönmeyi başarmıştı.
Okyanusun ortasında annesini kurtardığı o sağ koluyla yıllar sonra Major League beysbol sahalarında rakip vuruculara nefes aldırmaması, kaderin ne kadar tuhaf bir döngü olduğunu gösteriyor!.
Florida’ya ayak bastıktan sonra adeta yeniden doğmuş, hayatının her anını kutlar gibi beyzbol oynamıştı.
Sahadaki Dominasyon ve Karizma: 2013 yılında henüz çaylak sezonunda All-Star seçilmiş ve Ulusal Lig (NL) Yılın Çaylağı (Rookie of the Year) ödülünü kazanmıştı.
Miami Marlins formasıyla çıktığı iç saha maçlarında neredeyse geçilmezdi; Miami’nin coşkulu Latin atmosferiyle onun enerjisi mükemmel bir uyum içindeydi.
Acı Veda: 25 Eylül 2016 sabahı Miami yakınlarında geçirdiği trajik tekne kazası, sadece Marlins camiasını değil tüm MLB ailesini şoke etmişti.
O dönem takımın maç öncesi seremonilerde gözyaşlarına boğulduğu, tüm ligin 16 numaralı formayı ve boyalı “16” rakibini sahalara kazıdığı anlar beyzbol tarihesinin en karanlık günlerinden biri olarak kayda geçti.
Sahadaki o devasa rekabetçi ruhu ve hayat dolu karakteriyle José Fernández, beyzbol kültüründe her zaman “yaşasaydı neler yapardı?” sorusunun en büyük karşılığı olarak kalacak!.
** Küba’nın politik baskısından, denizin ortasındaki devasa dalgalardan, köpekbalıklarından ve ölümcül kaçış rotalarından sağ çıkan bir irade; kaderin cilvesiyle Miami’nin karanlık sularında hayatını kaybediyor. Hayatın o acımasız ve tesadüfi sinematografisini tek cümleye sığdırıyor bu trajik: Okyanusları aşan bir kolun, kaderin karanlık dalgalarına yenilişi…
