https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

BAZI TOPRAKLARDA KÖK SALMAYAN TUTKULAR: ALMAN SPOR HAFIZASI

Okunması Gerekenler

Almanya ve spor denildiğinde ilk akla gelen mutlak kral, ülkenin kılcal damarlarına kadar işlemiş olan futboldur. Ancak bu coğrafya, sadece Bundesliga’nın yeşil sahalarından ibaret değildir; taraftar kültürünün devasa bir tutkuyla bağlandığı basketbol ve hentbol salonlarının gürültülü atmosferi, voleybolun yükselen grafiği ve ulusal liglerin getirdiği rekabetle takım sporları ülkenin dört bir yanına yayılmıştır.

Öte yandan bireysel disiplinlerde de Alman spor ekosistemi köklü bir geleneğe sahiptir: Kış sporlarının ezici hakimiyeti ve Alpleri mesken tutan kızak, biatlon ve kayak sevgisi, atletizm pistlerindeki Alman ekolü ve tenis kortlarındaki zengin tarih, bu ülkeyi çok katmanlı ve kesintisiz bir spor imparatorluğuna dönüştürür.

Almanya’nın küresel çapta milyarlarca insanı peşinden sürükleyen bazı spor dallarına karşı sergilediği o derin ve inatçı mesafenin arkasında, ülkenin yüzyıllardır değişmeyen spor sosyolojisi ve kültürel kodları yatar. Yani bu coğrafyada, bazı sporların adeta “yabancı bir dil” gibi muvaffak olamamasının nedenleri oldukça derindir:

Vereinswesen (Gönüllü Kulüp) Ekosisteminin Kapalı Kapıları: Almanya’da sporun omurgası, mahallelerde kök salmış çok branşlı amatör kulüplere (Sportverein) dayanır. Bu kulüpler tarihi olarak jimnastik (Turnen), hentbol, atıcılık ve futbol etrafında şekillenmiştir. Altyapı, tesisleşme ve devletin amatör spor fonları bu ekosisteme akar.

Beyzbol, kriket veya Amerikan futbolu gibi dışarıdan gelen sporlar, bu köklü tesis ağının ve gönüllü antrenör havuzunun içine kolayca entegre olamaz; çünkü tabandan gelen bir kültürel talep yoktur.

Futbolun ve Geleneksel Salon Sporlarının Kurduğu Hegemonya: Ülkede medya bütçelerinin, sponsorlukların ve genç yeteneklerin neredeyse tamamı futbola ve köklü salon sporlarına (özellikle hentbole) akar. Hentbol, Almanya’da futbolun ardından en çok seyirci çeken takım sporu konumundadır ve fiziksel olarak sert, kesintisiz temposuyla Alman spor kimliğine tam oturur.

Buna karşılık, örneğin beyzbol gibi dur-kalk ritmine sahip veya kriket gibi karmaşık ve yabancı gelen sporlar bu rekabet ortamında tamamen oksijensiz kalır.

Anglo-Sakson Kültürüne ve Amerikanleşmeye Mesafeli Duruş: Beyzbol, ragbi, Amerikan futbolu veya lakros gibi sporlar Amerikan ve Anglo-Sakson popüler kültürünün birer ürünüdür. Almanya’nın spor kültürü ise daha çok kıtasal Avrupa ekolüne, kulüp aidiyetine ve yerel lig dinamiklerine yaslanır.

NFL maçlarının son yıllarda Almanya’da mini bir ilgi görmesi veya Amerikan futbolu liglerinin ticarileşme hamleleri yaşansa da, bu durum hiçbir zaman tabana yayılmış, köklü bir “oynama ve yaşatma” kültürüne dönüşemez; daha çok geçici bir eğlence veya şov kültüründe kalır!.

Ancak bu katı tablonun inatçı ve büyüleyici bir istisnası vardır: Dart!. Birleşik Krallık’ın dumanlı pub kültüründen doğan bu aristokratik olmayan mahalle oyunu, bugün Almanya’da milyonları peşinden sürükleyen kitlesel bir saplantıya dönüşmüştür. Futbolun mutlak egemenliği ve devlet destekli olimpik disiplinler arasında, bir pub eğlencesinin devasa bir endüstriye ve tribün coşkusuna evrilmesi, Almanya’nın spor sosyolojisindeki en şaşırtıcı ve renkli anomalilerden biridir.

Olimpik Başarı Odaklı Devlet Politikası: Almanya’da (özellikle eski Doğu Almanya’nın spor politikasından miras kalan sistemle) devlet desteği, askeri/akademik spor programları ve medya ilgisi doğrudan Olimpiyat madalyası getiren disiplinlere (kürek, kış sporları, atıcılık, bisiklet ve atletizm) yönlendirilir.

Küresel pazarda popüler olan ancak Alman spor politikasının öncelik listesinde bulunmayan branşlar, hem finansal destekten hem de ulusal kahramanlar yaratma potansiyelinden yoksun kalır.

Göçmen Demografisinin ve Kültürel Fay Hatlarının Etkisi: Almanya’da bazı sporların tamamen “yabancı” kalması, aslında ülkenin demografik dönüşümüyle de ilgilidir. Örneğin kriket, Güney Asyalı (özellikle Hint ve Pakistanlı) göçmen diasporası sayesinde Avrupa’da son yıllarda en hızlı büyüyen sporlardan biri haline gelmiştir.

Ancak Almanya’nın göçmen havuzu ağırlıklı olarak futbolu ana dil gibi konuşan Türk, Balkan ve Kuzey Afrikalı topluluklardan oluştuğu için, kriket gibi kültürel köprüleri eksik kalan sporlar toplumsal tabana yayılamamış, adeta kendi kapalı cemaat sınırları içinde hapsolmuştur.

Sonuç olarak; başta futbolun sokakları, sonrasında hentbol ve diğer salon sporları, kışın ise zirveleri tuttuğu bu ülkede bazı tutkular asla kök salamaz; çünkü Almanya’da spor sadece izlenen bir eğlence değil, nesilden nesile aktarılan yazılı olmayan bir aidiyet sözleşmesidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

İNGİLİZ MAHALLESİNDEN ALMAN KARNAVALINA: DART DEVRİMİ

Almanya’da spor hiyerarşisinin zirvesi mutlak bir surette futbola aittir; onu hentbol ve basketbol gibi kitlesel salon sporları ile köklü...

Benzer Konular