https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

TIM KRABBE: THE RIDER (DE RENNER)

Okunması Gerekenler

Tim Krabbé’nin The Rider (De Renner) kitabını özel kılan şey, yazarlık ile sporculuğun o nadir kesişimi. Krabbé bu romanı yazarken olayı dışarıdan izleyen bir gazeteci gibi mesafeli durmuyor; bizzat gidona asılan, ciğerleri patlama noktasına gelen, rüzgarı yüzünde hisseden bir yarışçı olarak kalem oynatıyor (1978 yılında Felemenkçe olarak kaleme almıştır).

1943 doğumlu yazar, eserlerinde genellikle insan psikolojisinin sınırlarını, saplantıları, rekabet duygusunu ve zihinsel dayanıklılığı analitik bir dille işler. Edebiyattan spora ve satrança uzanan çok yönlü kariyeriyle Hollanda edebiyatının en özgün yazarlarından biridir.

Bisiklet Üzerine Yazılmış En Güzel Kitap Bu mu?

Edebiyat eleştirmenleri, spor yazarları ve tutkulu bisikletçiler arasında genel kabul gören görüş evet, yol bisikleti yarışı ve sporcu psikolojisi üzerine yazılmış en iyi kurgu romanın bu olduğudur.

Ancak bu soruya yanıt verirken bisiklet edebiyatını “kurgu/psikoloji” ve “biyografi/belgesel” olarak ikiye ayırmak gerekir.

Yol, yarış anının zihinsel haritasını çıkarmada rakipsizdir; fakat farklı kulvarlarda başyapıt sayılan başka eserler de vardır:

** Mesela En’ler dediğimizde; Biyografi & Dürüstlük Dalında: David Millar’ın Racing Through the Dark kitabı, Gezi & Seyahat Dalında: Dervla Murphy’nin 1965 tarihli Full Tilt, Tarih & Yaşam Hikayesi Dalında: Aili ve Andres McConnon’ın kaleme aldığı Road to Valor da var!.

Özetle; bir sporcunun yarış anındaki zihinsel monoloğunu, acı eşiğini ve pelotonun içindeki “satranç oyununu” anlatan edebi kurgu kategorisinde Yol, tartışmasız biçimde bisiklet dünyasının zirvesinde kabul edilir!.

Fransa’daki Tour de Mont Aigoual yarışının o 137 kilometrelik parkuru boyunca, bir sporcunun kafasının içindeki o karanlık, aşırı odaklanmış ve hesapçı odaya hapsediyor okuru.

Kitabı gerçek bir başyapıta dönüştüren birkaç temel unsur var:

Kilometre Kilometre İşlenen Satranç: Roman, yarışın her kilometresini adeta tek bir hamle gibi ele alıyor. Yan rüzgârın nereden estiği, öndeki kaçış grubunun kaç saniye ileride olduğu, arkadan gelenlerin temposu ya da doğru anda yapılan tek bir vites değişiminin getirdiği o milisaniyelik avantajlar bir strateji savaşı gibi önümüze seriliyor.

Acı Eşiği ve Zihindeki O Ses: Sporun dergilere basılan estetik fotoğraflarını değil; bacaklarda biriken laktik asidi, boğazı yakan susuzluğu ve tırmanışta beyne oksijen gitmediğinde beliren o ilkel düşünceleri okuyoruz. Krabbé için bisiklet, sadece pedallara kuvvet uygulamak değil; insanın kendi zayıflıklarıyla, pes etme isteğiyle yaptığı acımasız bir pazarlık.

Rakiplerin Beden Dili: Yoldayken yanındakileri süzme şekli tamamen bir psikolojik harp örneği. Bir omzun düşüşü, düzensizleşen nefes alışverişleri ya da kaçırılan tek bir bakış… Kimin pes etmenin eşiğinde olduğunu, kimin aslında blöf yaptığını sezip tam o an hamle yapmak metne müthiş bir gerilim katıyor.

** Yarış Günü: 26 Haziran 1977 tarihinde Güney Fransa’da, Lozère bölgesindeki Meyrueis kasabasında başlar ve biter.

Tim Krabbé’nin hayatı boyunca katıldığı yaklaşık bin yarıştan 309uncusu olan bu 137 kilometrelik parkur; taktikleri, acıyı, hız tutkusunu, rakiplerle olan zihinsel savaşları ve bisiklet yarışı felsefesini ele alır.

Kitaptaki şu his her şeyi özetliyor aslında: Yol kenarında durup yarışçıları izleyen seyirciler yapılan şeyi bir “çılgınlık” olarak görebilir. Ama o selenin üzerindekiler için hayatın geri kalanındaki tüm karmaşaya kıyasla, sadece önündeki yola ve acıya odaklandığın o anlar dünyadaki en mantıklı yerdir.

Yol, bir bisiklet hikâyesi anlatmanın çok ötesine geçip insanın irade sınırlarını ve zihinsel dayanıklılığını sorgulayan gerçek bir varoluş metni.

Bisiklet yarışının heyecanını iliklerinize kadar hissetmek ve bir sporcunun sınırlarını nasıl zorladığını görmek istiyorsanız, Tim Krabbé’nin De Renner kitabını muhakkak okuyun!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

EDWIN MOSES MI, KARSTEN WARHOLM MU? 400 METRE ENGELLİNİN GERÇEK GOAT’I KİM?

400 metre engelli denildiğinde, 20. yüzyılın son çeyreğine damga vuran bir isim hemen öne çıkıyor: Edwin Moses. Günümüzde ise bu mesafenin...

Benzer Konular