Günümüz futbolunda Amerikalılar da suya elini fazlasıyla soktu, ama ilk gerçek sermaye girişi, Arap, Katalılardı.
Avrupa futbolunda bir dönüm noktası vardı. Futbola dışarıdan gelen devasa servetler, dengeleri değiştirdi.
Önce Katar… Sonra Abu Dabi… Ardından Suudi Arabistan.
Fakat hikaye Paris Saint-Germain ile başlamadı.
Herkes de PSG ilk örneği diye bilse de, Málaga’dır resmi anlamda…
Málaga CF, 2010’da Katarlı iş insanı Abdullah bin Nasser Al Thanı tarafından 36 milyon euroya satın alındı. İlk yıllarda kulübe ciddi para aktarıldı ve Málaga kısa sürede İspanya’nın üst düzey takımlarından biri haline geldi.
Önce işler mükemmel gitti
2010-11 sezonunda Málaga’yı satın alan Al Thani, kulübe önemli yatırımlar yaptı.
Gelir gelmez döktüğü paralar birçoklarının dikkatini çekmişti. Aralarında Santi Cazorla, Jeremy Toulalan, Ruud van Nistelrooy gibi önemli oyuncuların da bulunduğu 10 oyuncuya toplamda 58 milyon avro harcanmıştı.
Manuel Pellegrini teknik direktörlüğünde:
2011-12: La Liga’yı 4. bitirdi ve Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazandı.
2012-13: Tarihinin en büyük başarılarından birini yaşadı ve Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıktı.
** Yani Katar sermayesi gerçekten de Málaga’yı birkaç yıl içerisinde İspanya’nın elit kulüpleri arasına soktu.
Sonra para musluğu kapandı
Sorun tam burada başladı.
Al Thani’nin yatırımları zamanla azaldı. Kulüp yüksek maaşlar ve transfer harcamalarıyla karşı karşıya kalırken, UEFA’nın finansal düzenlemeleri de devreye girdi.
2012-13 sezonunun ardından Málaga’nın kadrosu dağıldı. Yıldızlarla yollar ayrıldı. Teknik direktör Pellegrini de gitti. (Santi Cazorla Arsenal’e, Venezuelalı forvet Jose Salomon Rondon Rubin Kazan’a, Hollandalı stoper Joris Mathijsen ise Feyenoord’a satıldı. Yaşı bir hayli ilerleyen forvet Ruud van Nistelrooy ise futbolu bıraktığını açıkladı).
Daha da önemlisi, kulübün sahibiyle yönetim arasında ciddi sorunlar ortaya çıktı. Al Thani, Málaga’ya yeterince yatırım yapmamakla ve kulübün kaynaklarını kötü yönetmekle eleştirildi.
Şampiyonlar Ligi’nden Avrupa futbolunun dışına
Málaga’nın düşüşü inanılmaz hızlı oldu.
2012-13 → Şampiyonlar Ligi çeyrek finali
Sonrasında:
2017-18 → La Liga’dan küme düşme
Ve işler daha da kötüleşti!.
Kulüp uzun süre İspanya’nın ikinci liginde mücadele etti. Finansal ve yönetimsel sorunlar nedeniyle Al Thanı’nın kulüp üzerindeki kontrolü de mahkemeler tarafından sınırlandırıldı.
Dolayısıyla Málaga’nın hikayesi aslında şu:
Katar sermayesi geldi → büyük yatırım yapıldı → Málaga Şampiyonlar Ligi’ne çıktı → yatırım sürdürülemedi → yıldızlar satıldı → kulüp çöktü.
Bu yüzden Málaga, PSG ile çok önemli bir karşılaştırma sunuyor.
PSG’de Katar’ın arkasında Qatar Sports Investments (QSI) gibi kurumsal ve uzun vadeli bir yapı bulunurken, Málaga’da kulüp daha çok tek bir kişinin servetine ve yatırım kararlarına bağlı kaldı.
Ve sonuçlar tamamen farklı oldu.
PSG bugün Avrupa’nın en güçlü kulüplerinden biri; Málaga ise Katar’ın satın aldığı dönemin ardından eski seviyesine bir türlü dönemedi!.
Futbolun Dengeleri Değişti
Peki bütün bunlar futbolu nasıl değiştirdi?
En büyük değişimlerden biri, transfer piyasasında yaşandı.
Eskiden bir oyuncuya 50 milyon € ödemek bile olağanüstü bir olaydı. Sonra 100 milyon € barajı kırıldı.
Neymar’ın 222 milyon €’luk transferi, futbol tarihindeki fiyat algısını tamamen değiştirdi!. Artık 100 milyon €’luk transferler futbol dünyasında şaşırtıcı olsa da imkansız değil.
Üstelik sadece PSG veya Manchester City değil. Real Madrid, Chelsea, Liverpool, Arsenal, Barcelona ve diğer büyük kulüpler de bu yeni ekonomik ortamın içerisinde hareket ediyor.
Yani Körfez sermayesi yalnızca kendi kulüplerini zenginleştirmedi. Bütün transfer piyasasının fiyat seviyesini yukarı çekti.
