https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FERRE, YEFÜRRÜ, FİRARA

Okunması Gerekenler

Ferre, Yefürrü, Firara

Falih Rıfkı Zeytindağı kitabında Cemal Paşa’nın içine düştüğü durumu bu 3 kelime ile anlatıyordu. Aslında bu tabir o dönem iktidarının son günlerini yaşayan tüm İttihatçılar için de kullanılabilirdi ve hiç garip durmazdı.

Yazar, Cemal Paşa’nın kendisini savunsun diye Enver Paşa’dan aldığı destek ile finanse ettiği 3 gazetecinin, savaşın akıbetinin belli olması ve güçten düşen Paşa’nın bunun üzerine Karadeniz’e açılmasına binaen Cemal Paşa’yı ilk eleştiren üçlü olmasını yani amiyane tabir ile kendilerini besleyen ele ilk havlayanların bu gazetecilerin olmasını
tasvir ediyordu.

Arapça kökenli frr’den türeyen bu üç kelime Türkçe ’deki kaçtı, kaçıyor ve kaçış kelimelerinin karşılığıdır ve apar topar kaçma deyiminin pekiştiricisi olarak da düşünülebilir.

Türk siyaset ve edebiyat tarihinde genellikle güç kaybettikten sonra hızla, desteklediği kişileri terk eden veya aniden kaçıp gidenleri anlatmak için kullanılır.

Güçlünün yanındayken ona alkış tutan bu güruh, o güç devrildiğinde arkasına bakmadan gemiyi terk edip kaçanların başında gelir. Bunu yaparken de dün ölümüne övdüğü insanları bugün menfaati bittiği için en ağır şekilde yerme ve sırtlarından bıçaklama konusunda yarış
yaparlar çünkü artık onlar korkunun hükmü altındadırlar.

Bu tabir zamanla Türkçe ’ye, çıkar ilişkilerine dayalı dostlukları, vefasızlıkları ve güç odaklarının değişmesiyle birlikte yön değiştiren tutumları eleştirmek için bir deyim gibi yerleşmiştir.

Yazı yazmaya başladığım 2008 senesinden beri en az hazzettiğim konuların başında tekrara düşmek gelse de bugüne kadar en az 3 ya da 4 kez, tekrara düşme pahasına, yazdığım bir husus vardır. O da Bizans’ın entrika siyasetinin GS’nin yanında Beyoğlu Musiki Cemiyeti
kıvamında naif kalacağı noktasıdır.

Mayıs ayından beri kulüpte yaşananlar yine rant kavgasının başladığını gözümüze soka soka gösteriyor. 2015-18 arası kulübü yöneten zihniyetin 2022’den beri devam eden ikinci iktidar dönemi aşırı derecede benzerlikler içererek, bence, birinci döneme benzer bir
finale doğru yokuş aşağı gidiyor.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki rant kavgası diye bahsettiğim olgunun ilk aşaması paylaşılamayan sportif başarı mevzusudur. Yani maddiden ziyade manevi durumdur.

2000 senesi Mayıs ayında da yaşanan benzer durum tekrar sahneye konmaktadır. Tabi ki o dönemin başarıları ile bu dönemi kıyaslamamız o dönemi yaşatanlara karşı pek adil olmasa da bu dönemin de kendi şartları çerçevesinde sportif anlamda başarılı olduğunu kabul etmek gerekir.

Pek dile getirilmese de Hoca’ya karşı içten içe “bu kadar adamla ben de şampiyon yaparım, sen tek başına mı kazandın bu kupaları” bakış açısı geliştirilmiş gibi gözüküyor. Zaten pahalı bir takım kurduk, özellikle geçen sene, diyerek bunlardan helva yap daha da bizden bir
şey isteme bakış açısı seziliyor.

Bu da yangın anında ilk suçlanacak ve kellesi alınacak kişilerin bu oyunculara bu paraları verdiren Hoca ve transferden sorumlu yöneticilerin olacağını bizlere gösteriyor.

İkinci konu ise Mayıs ayında Arsenal örnek gösterilerek yapılan bütçe kıyaslaması ve zikredilen 500 milyon Euro’nun ne kadar gerçekçi olduğudur. Taraftar doğal olarak madem bu rakamlar zikredildi neden gerekli takviyeler zamanında yapılmıyor ve bu kadar gecikiliyor sorusunu sormakta haklıdır ama sorulması gereken soru bu para gerçekte var mıdır?

GS, maç günü gelirleri, taşınmazların satışları, sponsorlar, merchandise gelirleri, sportif başarı gelirleri ve loca+kombine satışlarında Avrupa çapında rakamlar kazanıyor olsa da unutulmaması gereken konu bu gelirlerin büyük bir kısmının sportif başarıya endeksli olduğu gerçeğidir. Yarın şampiyonluk kaçarsa sponsor da yüzüne bakmaz taraftar da maça gelmemeye başlar. Satacak başka Riva ve Florya da kalmadığına göre yine Avrupa çapında olan maaş yükünle baş başa kalacak olmak, eğer şartlar negatif giderse,
kaçınılmaz bir son olacaktır.

Sürdürülebilir gelir konusu bu kadar önemliyken bir de üzerine Seyrantepe projesinin başlatılması kulübü iyice sıkıştıracaktır. Her ne kadar tamamen alınan krediler ile yapılacağı söylense bile yukarıda bahsi geçen 500 milyon Euro’nun rahatlıkla harcanamamasındaki
sıkıntının nedenin bu proje ile alakalı olabileceği kuşkusu da kafalardaki yerini alıyor.

Zaten GS yönetiminin 2024 yerel seçimlerinden beri üzerlerine yapışan siyaseten taraf olma yaftasından sıkıntılar çektiği aşikâr iken ve bu projenin lansman+ finansmanı da çoğu kesim tarafından bu tarafgirliğe bağlanmışken o 500 milyon Euro’nun sana bu kadar kolay
harcatılmayacağı biraz da malumun ilamıdır. O sebepten Mayıs ayında şampiyonluğun verdiği gaz ile bu tip açıklamalar yapmak tecrübeli bir yönetici işi midir?

Üçüncü konu yönetimin tek adaylı girdiği seçimden kibirlenerek çıkmış olması durumudur. Karşılarında aday olmaması her yaptıklarının doğru olduğu ve genel kurul tarafından onaylandığı sanrısına kapılmalarına sebep olmuş gibi gözükmektedir.

Divanda kendilerinin en orta seviyede eleştirildiği ortamda bile eleştirilere karşı yukarıdan bir bakış atan anlayış artık çok aleni bir durumdadır ve bu yaklaşım sadece haziruna karşı değil daha önce yol yürürken birlikte olan diğer paydaşlara karşı da başlamıştır.

Kimseyi zan altına bırakmak doğru değil ama sosyal medya çağında kulübe “embedded” medya mensuplarının varlığı kaçınılmaz bir gerçektir. Algı savaşlarının en önemli parametrelerinden birisi de bu tip hesapların sana yakın haberler yapıyor olmasıdır. Senelerdir bu durum böyleyken sen sıradan bir transfer haberini yalanlamak için
resmi hesaptan açıklama yayınlayıp gözaltı kararında kulağının üzerine yatarsan insanın aklına türlü sorular gelir.

İlk kez bu tip haber yapılmıyor ama neden kulüp işi gücü bırakıp konuyu tekzip ederek gazetecinin gözaltına alınmasına göz yumuyor derler. Yaz döneminde üzerlerine yöneltilen oklardan bunalan yönetim acaba gündem mi değiştiriyor diye soranlar illaki olacaktır.

Sözlerimin sonuna gelirken 2018’deki seçim öncesi kendine muhalif olanlara “tüydüler” dediği için seçimi kaybeden Başkan hem sportif olarak hem idari olarak verdiği kararlarla o günlere doğru hızla yokuş aşağı gitmekte gözükmektedir.

2022’den beri omuzlarda taşınan Başkan’ın devri sabık yaratması bir seçime bakar. Bugün onun yanında olan tüm genel kurul üyeleri, sportif kadro, siyasiler medya mensupları ve sosyal medya hesapları icraatlarını eleştirmek için sıraya girerler ki zaten son zamanlarda
Bizans entrikalarına rahmet okutacak hamleleri açık açık olmasa da alttan alta vermeye başladı derin GS, bunu da az bir medya okur yazarlığı olan kişi anlayacaktır.

Dünyanın kuralı budur, sürdürülebilirlikten uzak tüm icraatlar kendi geçici çıkar gruplarını yaratır ve yorgan gidince kavga bitmez…

Önce kendileri kaçar, sonra sana kaçtı derler ve bu kaçış aslında
planlıydı diye de eklerler…

Herkese spor, sıhhat, akıl ve huzur dolu günler diliyorum.

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

LA LIGA FORMA NUMARASI: NEDEN 99 YOK, EN YÜKSEK 25 ?

Futbol dünyasında 99, 80 veya 75 gibi yüksek numaralar birer ikon haline gelse de İspanya'da bu numaraları görmek imkansızdır....

Benzer Konular