https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

GRAVESEN: GALACTICOS’UN ÇILGIN KÖPEĞİ, IŞIĞIN ARKASINDAKİ GÖLGE

Okunması Gerekenler

Gravesen: Galácticos’un Çılgın Köpeği

Dünya futbol tarihinin en özel takımlarından biri dendiğinde, modern dönemde akla ilk gelenlerden biridir Los Galácticos.

Nasıl olmasın ki?

Kadronun bir tarafında Raúl ve Ronaldo, orta sahasında Zidane, Figo ve Beckham, savunmasında ise Roberto Carlos, Sergio Ramos ve kalede Casillas gibi dünya futbolunun en büyük isimleri vardı.

Fakat bu yıldızlar topluluğunun içinde, görüntüsü ve oyun tarzıyla herkesten ayrılan bir isim daha vardı: Thomas Gravesen.

Sahadaki sertliği, mücadeleciliği ve zaman zaman kontrolden çıkmaya yaklaşan agresifliği nedeniyle ona verilen lakap boşuna değildi: Mad Dog. Yani Galácticos’un çılgın köpeği.

Makélélé’den Gravesen’e

Aslında bu hikayeye Gravesen ile değil, Claude Makélélé ile başlamak gerekiyor.

2002-03 sezonundaki Real Madrid’in savunma önündeki sigortası Makélélé’ydi. Zidane, Figo, Ronaldo ve Roberto Carlos gibi yıldızların özgürce hücuma çıkabilmesinin arkasındaki görünmez denge unsurlarından biriydi.

Ancak Makélélé’nin 2003 yazında Chelsea’ye gitmesiyle Real Madrid önemli bir problemi beraberinde taşımaya başladı: Bu yıldızların arkasını kim temizleyecekti?

Real Madrid sonraki yıllarda bu pozisyonu tam anlamıyla doldurmakta zorlandı.

Derken Ocak 2005’te Everton’dan Thomas Gravesen geldi. Danimarkalı, Makélélé’nin birebir kopyası değildi. Zaten olması da mümkün değildi.

Makélélé daha sakin, daha pozisyonel ve alan kapatma konusunda olağanüstü bir oyuncuydu. Gravesen ise çok daha agresif, fiziksel bir futbolcuydu.

Makélélé rakibin pas yolunu daha top kendisine gelmeden okuyup kapatabilirdi. Gravesen ise çoğu zaman rakibin üzerine gidip mücadeleyi bizzat kazanmayı tercih ediyordu.

2005-06: Yıldızların arasındaki savaşçı

2005-06 sezonuna gelindiğinde Real Madrid hâlâ Galácticos döneminin en parlak kadrolarından birine sahipti.

Zidane’ın zarafeti… Ronaldo’nun bitiriciliği… Beckham’ın uzun ve milimetrik pasları… Roberto Carlos’un füze gibi şutları… Raúl’un liderliği…

Ve bütün bu yıldızların arasında, çok daha farklı bir karakter vardı: Thomas Gravesen.

Danimarkalı oyuncu, bu takımın estetik tarafını temsil etmiyordu.

Zidane gibi zarif, Beckham gibi marka, Ronaldo gibi skorer değildi.

Ama başka bir şeyi vardı: Sertliği, mücadeleciliği ve oyunun kirli tarafını üstlenmeye hazır olması.

Rakibe basıyor, ikili mücadelelere giriyor, topun peşinden koşuyor ve gerektiğinde oyunun ritmini sertliğiyle bozuyordu.

Yıldızların parladığı Bernabéu’da onun görevi parlamak değildi. Onun görevi, yıldızların arkasındaki savaşı kazanmaktı.

Tek başına mıydı?

Burada küçük ama önemli bir ayrıntıyı belirtmek gerekiyor.

Gravesen, 2005-06 Real Madrid’inin tek defansif orta saha seçeneği değildi. Sezon başında transfer edilen Uruguaylı Pablo García da aynı pozisyonun önemli isimlerinden biriydi. Nitekim ikisi bazı maçlarda birlikte de oynadı. Bazen Guti de o pozisyondaki partneri idi…

Ancak Gravesen’in özel konumu şuradan geliyordu: Takımın hücumdaki yıldızları düşünüldüğünde, savunma yükünü üstlenmesi beklenen oyunculardan biri olması.

Bazı karşılaşmalarda Guti veya Zidane ile daha yaratıcı bir orta saha kurgusunun içerisinde yer aldı. Bazı maçlarda ise Pablo García ile birlikte daha fiziksel bir orta saha oluşturdu.

Yani Gravesen’in rolü sabit bir “tek ön libero” kalıbına indirgenemez. Ama takımın yıldızları arasında savunma yükünü ve fiziksel mücadeleyi temsil eden en karakteristik isimlerden biri olduğu kesin.

Figo gitti, Robinho geldi

Galácticos döneminin değişmeye başladığı noktalardan biri de 2005 yazıydı.

Luís Figo, Inter’e giderken Real Madrid kadrosuna Brezilyalı genç yıldız Robinho katıldı.

Fakat Robinho’yu Figo’nun doğrudan pozisyon ve rol halefi olarak görmek doğru olmaz. Robinho daha çok hücum hattının solunda ve ileri bölgelerde kullanılan, dribbling yeteneğiyle fark yaratan genç bir oyuncuydu.

Bu değişim aslında Real Madrid’in geçirdiği dönüşümün de küçük bir göstergesiydi. Eski Galácticos’un en önemli isimlerinden biri ayrılmış, yerine geleceğin yıldızlarından biri gelmişti.

Galácticos paradoksu

Belki de Gravesen’in Real Madrid hikayesini bu kadar ilginç yapan şey tam olarak burada yatıyor: Galácticos projesi yıldızları bir araya getirmek üzerine kuruluydu. Ama futbol yalnızca yıldızlardan oluşmuyordu.

Bir takımın Ronaldo’nun gol atabilmesi için ona topu vermesi gerekir. Zidane’ın hücuma çıkabilmesi için arkasında güvenli bir alan bırakması gerekir.

Beckham’ın ileri çıkabilmesi için birilerinin savunmayı düşünmesi gerekir. Roberto Carlos’un kanattan bindirebilmesi için onun arkasındaki boşluğun kapatılması gerekir vs vs…

İşte Gravesen’in değeri tam da burada ortaya çıkıyordu!. O, bu yıldızların sahip olduğu yeteneği tamamlayan oyunculardan biriydi.

Onların ışığı değildi; o ışığın arkasındaki gölgeydi adeta…

Ama Gravesen, Madrid’in çözümü değildi

Bütün bunlara rağmen Gravesen’in gelişi Real Madrid’in yapısal problemlerini tamamen çözmedi. 2005-06 sezonunda Real Madrid, La Liga’yı Barcelona’nın arkasında ikinci sırada tamamladı. Şampiyonlar Ligi’nde ise son 16 turunda Arsenal’e elendi.

Yani Galácticos hâlâ dünyanın en yetenekli kadrolarından birine sahipti ama takımın yıldızlarını kusursuz bir futbol makinesine dönüştürmek mümkün olmadı.

Gravesen de bunun nihai çözümü değildi. 2006 yazında Real Madrid’den ayrılarak Celtic’e transfer oldu.

Madrid kariyeri yaklaşık bir buçuk yıl sürdü. Kısa idi belki, ama kesinlikle sıradan değildi.

Bir Galáctico olmayan Galáctico

Thomas Gravesen hiçbir zaman Zidane, Ronaldo veya Beckham seviyesinde bir Real Madrid sembolü olmadı.

Zaten olması da gerekmiyordu. Çünkü onun hikayesi başka bir şeyi temsil ediyordu.

Galácticos’un sahadaki sanatçıları vardı. Golcüleri vardı. Liderleri vardı.

Ve bir de savaşçısı vardı.

Zidane’lar, Ronaldo’lar ve Beckham’lar tarihe yetenekleri ve golleriyle geçti; Gravesen ise o tarihin yazılabilmesi için sahada savaşan, çamura basan ve yıldızların arkasını kollayan adam oldu!.

Fazla uzatmadan; Thomas Gravesen, Everton FC’den Real Madrid’e 14 Ocak 2005’te resmen transfer oldu. Yaklaşık bir buçuk yıl süren Madrid macerasının ardından, 30 Ağustos 2006’da da Celtic FC’nin yolunu tuttu.

Aradan 16-17 yıl geçmiş bugün Gravesen’in Real Madrid’e gelişinin üzerinden; Real Madrid formasına veda edeli ise 15 yıl olmuş.

Zaman gerçekten acımasız…

Bir dönemin en gösterişli futbol takımının içinde, yıldızların arasında bambaşka bir karakter olarak yer alan o Danimarkalıyı hatırlamak için güzel bir vesile.

Bana da o günlerin anısına, Galácticos’un “Mad Dog”u Thomas Gravesen’i yeniden hatırlamak ve birkaç satırla o günlere dönmek düştü.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

Son Haberler

JOAO FONSECA, RAFAEL JODAR, JAKUB MENSIK VE LEARNER TIEN

Tenis dünyası, Sinner ve Alcaraz sonrasına hazırlanıyor. Daha doğrusu, hazırlanmak zorunda kalıyor. Çünkü henüz iki yıldızın zirvedeki hakimiyeti sürerken, arkadan...

Benzer Konular