https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

KRONOMETRE REKOR, KURALLAR HAYIR DEDİ: TARİHİN EN HIZLI YARI MARATONU

Okunması Gerekenler

Tarihin En Hızlı Yarı Maratonu Koşuldu Ama Rekor Sayılmadı

Bir yarı maraton düşünün: 21,1 kilometreyi 56 dakika 42 saniyede koşuyorsunuz.

Saatte yaklaşık 22,3 kilometrelik bir ortalama hızdan bahsediyoruz. Üstelik bunu yaparken tarihte daha önce hiçbir atletin başaramadığı bir şeyi başarıyor ve 57 dakikanın altına iniyorsunuz!.

Fakat yarış bitiyor…

Ve birkaç saat sonra öğreniyorsunuz ki: Bu derece dünya rekoru olarak kabul edilmeyecek.

İşte Jacob Kiplimo’nun Barcelona’da yaşadığı hikaye tam olarak buydu.

56:42’lik inanılmaz performans

Ugandalı yıldız Jacob Kiplimo, 16 Şubat 2025’te Barcelona Yarı Maratonu’nda 56:42 koştu.

Derece gerçekten olağanüstüydü. Kiplimo, Yomif Kejelcha’nın 2024’te Valencia’da yaptığı 57:30’luk dünya rekorunu tam 48 saniye geliştirdi.

Bu, erkekler yarı maraton dünya rekorundaki en büyük iyileşmelerden biriydi. Daha da önemlisi, Kiplimo tarihte 57 dakikanın altına inen ilk atlet oldu.

Yarışın temposuna bakıldığında da ne kadar sıra dışı bir performans olduğu daha iyi anlaşılıyor. Kiplimo 10 kilometreyi 26:46’da geçti ve yarışın ikinci yarısında da temposunu koruyarak inanılmaz bir 56:42’ye ulaştı.

Kâğıt üzerinde her şey kusursuz görünüyordu. Ama bir problem vardı.

Rekor neden kabul edilmedi?

World Athletics, yarış sonrasında performansın resmi dünya rekoru olarak onaylanması için gerekli şartları incelemeye başladı.

Tartışmanın merkezinde ise yarışta kullanılan pace car, yani tempoyu belirleyen öncü araç vardı. Kiplimo, yarışın önemli bölümünde bu aracın arkasında koştu.

Buradaki mesele basit gibi görünse de aslında oldukça teknik: Bir koşucu, dışarıdan aldığı avantaj sayesinde normal şartlardan daha hızlı koşabilir mi?

Özellikle bir aracın hemen arkasında koşmak, hava direncini bir miktar azaltabilir. Bisiklette ve otomobil sporlarında “drafting” olarak bilinen bu etki, koşuda da teorik olarak performansa katkı sağlayabilir.

World Athletics’in değerlendirmesi de bu noktaya odaklandı: Federasyon, yarışın bu şekilde düzenlenmesinin koşucuya izin verilen sınırların dışında bir avantaj sağlayabileceği sonucuna vardı ve 56:42’lik dereceyi dünya rekoru olarak onaylamadı.

WA kurallarında, bir pace car ile sporcu arasında net bir minimum mesafe tanımlanmıyor. Bu da Barcelona organizasyonunun ve Kiplimo’nun, teknik olarak gri bir alanda hareket ettiğini düşündürüyor.

Ancak bir noktada şunu söylüyor: “Kuralların harfi değil, ruhu ihlal edildi.”

Peki Kiplimo gerçekten kuralları çiğnedi mi?

İşin en tartışmalı tarafı da burası. Çünkü mesele klasik anlamda bir doping veya açık bir hile vakası değildi.

Kiplimo’nun derecesi iptal edilmedi. Yarış sonucu geçerli kaldı. Kiplimo yarışın galibi olarak kaldı.

57 dakika bariyeri gerçekten kırılmış oldu mu? Aslında evet.

İşin biraz ironik tarafı da burada.

56:42, resmî dünya rekoru olarak kabul edilmemiş olsa da Kiplimo’nun ne kadar sıra dışı bir performans sergilediğini değiştirmiyor. Tarihsel olarak bakıldığında 57 dakikanın altında bir yarı maraton koşuldu.

Ve hikayenin ilginç bir devamı var

Barcelona’daki 56:42’nin kabul edilmemesinden sonra Kiplimo’nun dünya rekoru macerası bitmedi.

Tam tersine.

8 Mart 2026’da bu kez Lizbon Yarı Maratonu’nda start aldı.

Ve burada tartışmaya yer bırakmayacak bir performans sergiledi: 57:20.

Bu kez derece resmi olarak onaylandı.

Kiplimo, Kejelcha’nın 2024’te Valencia’da yaptığı 57:30’luk dünya rekorunu 10 saniye geliştirerek yarı maratonun resmî dünya rekorunu yeniden eline aldı. Üstelik bu kez yarışta pace car veya öncü atlet desteği olmadan koştu!.

Yani Barcelona’daki 56:42 resmi rekor olamadı, ama yaklaşık bir yıl sonra başka bir yarışta resmî dünya rekorunu gerçekten kırdı.

Bu hikaye bize ne anlatıyor?

Bence bu olay atletizmde çok önemli bir ayrımı ortaya koyuyor: En hızlı derece ile resmî dünya rekoru aynı şey değil.

Bir atlet olağanüstü bir performans gösterebilir.

Ancak o performansın dünya rekoru sayılabilmesi için yalnızca atletin ne kadar hızlı olduğu değil, hangi şartlarda koştuğu da önemlidir.

Yani Atletizm bazen bize yalnızca insanın ne kadar hızlı koşabileceğini göstermiyor.

Aynı zamanda şu soruyu da hatırlatıyor: Önemli olan sadece ne kadar hızlı koştuğunuz değil, o hızı hangi şartlarda elde ettiğiniz!

Son Haberler

ARJANTİN POLOSONUN BÜYÜLÜ DÜNYASI, 133 SENELİK HİKAYESİ

Arjantin Polosu: Buenos Aires’in At Sırtındaki Zarafeti Arjantin denince akla ilk olarak tango, futbol (Maradona ve Messi), Eva Perón, Iguazu...

Benzer Konular