https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

VELİEFENDİ HİPODROMUNUN ADI NEREDEN GELİYOR?

Okunması Gerekenler

Veliefendi Hipodromu’nun Adı Nereden Geliyor? At Yarışlarının Kalbindeki Asırlık Hikaye

Her yıl binlerce yarışseverin tribünleri doldurduğu, Türkiye’nin en prestijli koşusu olan Gazi Koşusu’na ev sahipliği yapan Veliefendi Hipodromu, Türk at yarışçılığının tartışmasız kalbi, ana merkezidir.

Peki, bugün milyonlarca kişinin bildiği “Veliefendi” isminin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi?

Birçok kişi bu ismin at yarışlarıyla ilgili olduğunu düşünür. Oysa gerçek çok daha ilginçtir. Çünkü Veliefendi adı, ne ünlü bir jokeye ne de meşhur bir at yetiştiricisine ait. Bu isim, 18. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı devlet adamının, hukukçunun ve iki kez Şeyhülislamlık makamına yükselmiş saygın bir alimin hatırasını yaşatır.

** İşte Veliefendi Hipodromu’nun ardındaki unutulmuş tarih…

Silivrikapı’dan Osmanlı’nın Zirvesine

Asıl adı Veliyüddin Efendi olan devlet adamı, 1680’li yılların başında İstanbul’un Silivrikapı semtinde dünyaya geldi. Babası, Yeniçeri Ocağı’nın seçkin komutanlarından Solakbaşı Hacı Mustafa Ağa idi.

Dönemin en iyi medrese eğitimini aldıktan sonra müderris olarak ilmiye sınıfına katıldı. Başarısı kısa sürede dikkat çekti ve Osmanlı Devleti’nin en önemli şehirlerinde kadılık görevlerine getirildi.

Halep, Galata, Kahire ve Medine kadılıklarının ardından Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği gibi devletin en yüksek hukuk makamlarına kadar yükseldi.

Her şey kusursuz ilerliyor gibiydi…Ta ki hakkında ortaya atılan asılsız suçlamalara kadar.

Bir İftira Hayatını Değiştirdi

1758 yılında, Rumeli Kazaskeri olduğu sırada Veliyüddin Efendi hakkında rüşvet aldığı yönünde çeşitli iddialar ortaya atıldı. Dönemin padişahı Sultan III. Mustafa, bu şikâyetler üzerine onu görevinden alarak Manisa’ya sürgün etti.

Ancak olay burada bitmedi.

Yapılan ayrıntılı soruşturma sonunda bütün suçlamaların asılsız olduğu ortaya çıktı. Veliyüddin Efendi’nin hiçbir suça karışmadığı anlaşıldı ve devlet tarafından resmen itibarı iade edildi.

Sultan III. Mustafa, haksızlığa uğrattığı bu değerli devlet adamının gönlünü almak için dönemin en kıymetli bölgelerinden biri olan, Bakırköy ile Zeytinburnu arasında, Çırpıcı Çayırı’nın yakınındaki geniş araziyi kendisine bağışladı.

Bugün Türkiye’nin en ünlü hipodromunun bulunduğu topraklar işte o hediyeydi.

Bir İsim Nasıl Ölümsüzleşti?

Veliyüddin Efendi’nin en dikkat çekici özelliği ise bu noktada ortaya çıktı. Kendisine verilen bu değerli araziyi kişisel serveti olarak değerlendirmek yerine halkın kullanımına açmayı tercih etti.

Zamanla İstanbullular buraya “Veliyüddin Efendi’nin Çayırı” demeye başladı. Halkın günlük konuşma dilinde ise bu uzun isim kısalarak zamanla “Veliefendi Çayırı” haline dönüştü.

Yıllar boyunca İstanbul halkı burada gezintiye çıktı, piknik yaptı, dinlendi ve şehrin kalabalığından uzaklaştı. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Veliefendi Çayırı, İstanbul’un en sevilen mesire alanlarından biri olarak anılıyordu.

İki Kez Şeyhülislam Oldu

Veliyüddin Efendi’nin itibarı tamamen geri kazanılmıştı. İlmi kişiliği ve devlet tecrübesi sayesinde Osmanlı Devleti’nin en yüksek dini makamı olan Şeyhülislamlığa iki ayrı dönemde getirildi.

İlk görevi 1760-1761 yılları arasında, ikinci görevi ise 1767 yılında başladı. Ancak ikinci görevinde uzun süre kalamadı; 1768 yılında görev başındayken hayatını kaybetti.

Arkasında ise yalnızca devlet hizmetleri değil, adını taşıyacak dev bir, 596 dönümlük bir İstanbul mirası bıraktı.

Bir Mesire Alanından Hipodroma

Yaklaşık 150 yıl boyunca Veliefendi Çayırı, İstanbul’un en gözde dinlenme alanlarından biri olarak kaldı.

20.yüzyılın başında Osmanlı Devleti modern at yarışlarını kurumsallaştırmak istiyordu. Bunun için İstanbul’da uygun bir hipodrom alanı aranıyordu. 1911 yılında yapılan incelemelerde, zeminin sağlamlığı ve ulaşım kolaylığı nedeniyle Veliefendi Çayırı en uygun yer olarak belirlendi.

1912-1913 yıllarında ilk pistler ve ahşap tribünler inşa edildi. Böylece yüzlerce yıl boyunca insanların piknik yaptığı çayır, Türk at yarışçılığının merkezi haline gelmeye başladı.

Cumhuriyet döneminde yapılan kapsamlı yenilemelerle Veliefendi Hipodromu bugünkü modern görünümüne kavuştu. 1927 yılından bu yana düzenlenen Gazi Koşusu ise bu tarihi mekanı yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önemli yarış merkezlerinden biri haline getirdi.

Veliefendi Sadece Bir Hipodrom Değil

Bugün “Veliefendi” dendiğinde çoğumuzun aklına yarış pistleri, safkan İngiliz atları ve Gazi Koşusu geliyor.

Oysa bu isim, dürüstlüğü sayesinde iftiralardan aklanan, devletin en yüksek makamlarına yükselen ve kendisine bağışlanan değerli bir araziyi toplumun yararına değerlendiren bir Osmanlı aliminin hatırasını yaşatıyor ki belki de Veliefendi Hipodromu’nun en etkileyici yanı tam da budur!.

Her yarış günü binlerce insanın ayak bastığı o pistlerin altında yalnızca bir spor tarihinin değil; adaletin, itibarın, hayırseverliğin ve İstanbul’un üç asırlık hafızasının izleri yatıyor.

Son Haberler

AVRUPA LİGLERİNDE YENİ SEZON NE ZAMAN BAŞLIYOR?

Dünya Kupası'nın sona ermesiyle birlikte gözler artık yeni sezona çevrildi. Yaz takviminde mücadele eden birkaç ülke dışında Avrupa'nın önde...

Benzer Konular