Judo dendiğinde akla gelen ilk ülke tabii ki Japonya.
Judo, ilk kez 1964 Tokyo Yaz Olimpiyatları’nda olimpiyat programına dahil edilmişti ve 1968 Mexico City Olimpiyatları hariç tutulursa, 1972 Münih’ten bu yana kesintisiz olarak tüm Yaz Olimpiyatları’nda yer almakta…
Bu sporun bayrak ülke Japonlar, bugüne dek Olimpiyatlarda tam 51’i altın 104 madalya kazandılar ki, ikinci sıradaki Fransa 18 rakamında!
Tarihin en iyi judocuları dendiğinde de bu 2 ülkenin 2 ulusal kahramanı öne çıkıyor; Yasuhiro Yamashita (Japonya) ve Teddy Riner (Fransa)
** Japon efsane 1984 Olimpiyat şampiyonu, 4 kez dünya şampiyonu.
1977–1985 arasında 203 maç üst üste kazandı ve kariyerini yenilmeden tamamladı.
Birçok judo otoritesi tarafından tarihin en büyük judocusu olarak görülür.
Yamashita’nın en büyük şanssızlığı tek olimpiyat görebilmesi; çünkü en başarılı dönemi 1977–1985 arasındaydı.
1980 Moskova Olimpiyatları’nda Japonya, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgalini protesto etmek amacıyla ABD öncülüğündeki boykota katıldı. Bu yüzden Yamashita yarışamadı.
1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda yarıştı ve ağır sıklette altın madalya kazandı. Finali sağ baldırındaki ciddi bir kaş yırtığıyla tamamlamasına rağmen şampiyon oldu.
1988 Seul Olimpiyatları geldiğinde ise 1985’te sakatlıklar nedeniyle emekli olduğu için artık aktif sporcu değildi.
** Teddy Riner (Fransa) işe 11 dünya şampiyonluğu ile rekor sahibi…
3 bireysel Olimpiyat altınına ek olarak takım altınları kazanarak toplamda 5 Olimpiyat altınına ulaştı.
Modern dönemin en dominant judocusu olarak kabul ediliyor.
Genel değerlendirme:
Klasik dönemin GOAT’ı: Yasuhiro Yamashita.
Modern dönemin GOAT’ı: Teddy Riner.
Eğer tek bir isim seçmek gerekirse, günümüzde birçok kişi Teddy Riner’i başarıları nedeniyle tarihin en büyük judocusu olarak gösterirken, geleneksel judo çevrelerinde Yasuhiro Yamashita hala zirvede kabul edilir.
Yani ikisi de kendi devirlerinin en iyileri idi diye ortaya keserek bitirelim yazıyı…
