Bugünkü konumuz 1936 Berlin Olimpiyatları ve Musevi sporcular. Mail kutumuza gelen birçok soru vardı “Alman Olimpiyat Takımında hiç Yahudi Sporcu var mıydı” diye..
Hemen merakınızı gidererek yazıya girelim. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda (Nazi Almanya’sı) Alman takımı bünyesinde yarışan Yahudi sporcu sayısı neredeyse sıfırdı, ancak batılı ülkelerin boykot baskısını hafifletmek için Helene Mayer adında yarı Yahudi bir eskrimci Alman takımı adına yarışmıştı!
Naziler, 1936 oyunlarında “Ari” ırkın üstünlüğünü kanıtlamaya çalıştıkları için Yahudi atletlerin Alman takımına girmesini yasaklamıştı.
İstisna (Helene Mayer) da, Batılı ülkelerden gelen baskıları yumuşatmak adına, Yahudi bir babadan doğan fencer (eskrimci) Helene Mayer’in Almanya adına yarışmasına izin verilmesi idi. Hatta Mayer gümüş madalya kazandı ve podyumda (ister istemez) Nazi selamı verdi.
Engellenen o kadar çok yıldız isim vardı ki.. Mesela Gretel Bergmann... Yüksek atlamada Alman rekorunu egale etmesin (eşitlemesine) rağmen Yahudi olduğu için takımdan çıkarılanlardan biri de oydu. Zaten 1933’te Alman kulüplerinden kovulmuş ve 1936’da ABD’ye göç etmişti. Olimpiyat takımı seçmelerinde başarılı olmasına rağmen Yahudi olduğu gerekçesiyle takımdan çıkarıldı.
Daniel Prenn: Alman tenisçi. Yahudi olduğu için takımdan çıkarıldı. Ülkenin o devirdeki en iyi raketi de bu yasak listesine takılan başka bir Yahudi olmuştu. Hatta Davis Cup kadrosundan da kovulmuştu!.
Erich Seelig: Boksör. Yahudi olduğu için Almanya’yı temsil etmesi engellenen bir şampiyon sporcu daha. Alman Boks Birliği, Nisan 1933’te amatör şampiyon Erich Seelig’i Yahudi olduğu için kovdu (Seelig daha sonra boks kariyerini Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürdü).
“Aryan olmayanlar” kümesine sadece Yahudi ya da yarı-Yahudiler değil, Roman (Çingene)ler de giriyordu. Onlar da sistematik olarak Alman spor tesislerinden ve derneklerinden çıkarıldı. Mesela Johann “Rukelie” Trollmann: Roman (Çingene) kökenli boksör. 1933’te Alman Boks Birliği tarafından dışlandı, hatta şampiyonluğu geri bile alındı!.
Almanya, renkli posterler ve dergi dağıtımlarıyla Olimpiyatlar’ı öyle bir tanıtmıştı ki, spor imajı Nazi Almanya’sı ile eski Yunan arasında bir bağ kurarak, üstün Alman medeniyeti, Klasik İlkçağ “Aryan” kültürünün gerçek mirasçısıdır şeklindeki Nazi mitini sembolize ediyordu.
Klasik İlkçağ vizyonu, ideal “Aryan” ırkçı tiplerini vurguluyordu: kahraman, sarışın, mavi gözlü, elmacık kemikleri çıkık.
Dünya basınına karşı o kadar stratejik hareket etmişlerdi ki, Olimpiyat vizesi alamayanları sportif yetersizliğe bağlamışlar, saha dışında da ırkçı politikalarını gizlemek için birçok Yahudi karşıtı işaret geçici olarak kaldırılıp, yerel gazeteler sert söylemlerini yumuşatmışlardı.
Bu şekilde rejim, Olimpiyat Oyunları’nı Almanya yanlış imajını yabancı izleyici ve gazetecilere barışçı ve toleranslı göstermek için kullandı. Ama ne Berlin’e gelen yüzlerce turist, ne de yabancı basının; Nazi rejiminin Yahudi karşıtı izleri geçici olarak kaldırdığının. ya da polisin Alman İçişleri Bakanlığı’nın emriyle Berlin’de Romanları topladığının farkında değildi!.
Halbuki 16 Temmuz 1936’da, Berlin ve çevresinde ikamet eden 800 Roman tutuklanıp, Berlin banliyölerinden biri olan Marzahn’da özel bir kampta polis gözetiminde tutuluyordu.
Nazi yetkilileri, aynı zamanda yabancı ziyaretçilerin Alman Eşcinsellik karşıtı kanununun cezalarına maruz kalmaması gerektiği emrini de vererek, göstermelik bir eşitlik ilkesi algısı yaratıyorlardı tüm dünyaya…
Ama aslında gösterilenle gerçeğin birbirine ne kadar zıt olduğunu sonrasında gördü tüm dünya.. Maalesef!
