https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

DORTMUND’UN KARANLIK GÖLGESİ; AUGUST LENZ VE NAZİ ALMANYASI

Okunması Gerekenler

Borussia Dortmund’un Karanlık Gölgesi: August Lenz, Unity Grubu ve Nazi Almanyası

Borussia Dortmund maçlarını seyredenlerin, meşhur sarı duvar tribünlerinde sık sık dalgalanan devasa bir bayrak dikkatini çekmiştir. “The Unity” (2001) ultra grubunun simgesi olan bu bayrağın tam ortasında, kulüp tarihinin ilk büyük yıldızı August Lenz’in portresi yer alır.

Apolitik olduklarını söylüyorlarlar ama bir tarafa konumlandıracak olursak, mesajlarında anti-faşist bir duruş sergiledikleri, aşırı sağ görüşe nazaran çok daha net. Ancak Lenz’in portresinin yer aldığı bayrağın bu mesajlarla ne kadar örtüştüğü, geçmişi irdelediğimizde ilginç bir paradoks yaratıyor!..

1910 doğumlu August Lenz, II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Borussia Dortmund’un ilk uluslararası oyuncusu ve kulübün sembol isimlerinden biriydi. 12 yaşında adım attığı bu kulüpte, önceleri kaleci olarak başladığı futbol kariyerinde 1.000’den fazla maça çıktı. Forvet pozisyonuna geçtikten sonra golcülüğüyle de gönüllerde taht kurup, 1936’da kulübü en üst lige çıkaran kahramanlardan biri oldu.

Lenz çok yüksek teklifler almasına rağmen başka hiçbir kulübe gitmedi ve 31 yaşında sarı siyahlılarda futbolu bıraktı. Ama Dortmund’u yine bırakmadı ve 1988’de ölünceye kadar kulüple olan bağı hiç kopmadı.

Ancak Lenz’in siyasi geçmişi, maalesef futbolculuk kariyeri kadar açık ve net değil!..

1 Mayıs 1937’de, Lenz’in NSDAP’ye (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) üye olduğu, 4.569.773 numaralı üyelik kartıyla belgelenmiş durumda. Ayrıca resmi kayıtlarda 1936’da Adolf Hitler’in seçim kampanyasına aktif olarak katıldığı, Nazi Partisi’nin paramiliter gücü Sturmabteilung’a (SA) mensup olduğu da görülüyor (kahverengi gömlekliler).

Tabii ki o zamanın malum diktatörlük rejiminde inançlı bir Nazi miydi, yoksa korkudan mecbur muydu, orası hala muamma!.. Kulüp de seneler önce bu sorulara yanıt aramak için yıllar önce bir araştırma başlatmış ama kesin bir sonuca ulaşamamış, bu araştırma çok derinleşememişti. Çünkü BVB’nin idari binasının 1944 sonbaharındaki bir bombardımanda tamamen yok olması tarihçilerin de önünü tıkamıştı. Ayrıca, yerel mahkemede bulunan BVB belgeleri de son derece eksik idi.

Lenz’in, 1930’ların ortasını “hayatımın en iyi yılları” olarak tanımladığı röportajları ortaya çıksa da, bu sözler dönemin rejimi değil, spor hayatıyla ilgiliydi diyenler de oldu.

1936 Berlin Olimpiyatları’ndan da bir çarpıcı örnek var. Almanya’nın Norveç’e 2-0 mağlup olduğu (iki gol de yahudi kökenli Magnar Isaksen’den) maçta sahadaydı. Nazi yetkilileri arasında huzursuzluk yarattığı ve çok büyük tepki çektileri basına yansırken, Lenz orada da bir röportajda, Hitler’in tepkisini “maçtan sonraki ziyafette bizi neşelendirdi” sözleriyle yumuşattığı belirtilmişti.

Hala gerçek net olarak bilinmiyor!.. Ya da günahları boynuna, bilinse de tepki çekmesin diye Dortmund ahalisinden saklanıyor.

Yumuşatır mı sizce bilmem, ama unutulmasın ki Hitler de Mart 1933 seçimlerinde ülkede en çok oy alan partiydi. Hitler iktidara geldikten sonra Nürnberg Yasaları (1935) ile vatandaşlık hakları alınmış, 1938’de Sinagoglar yakılmış, yahudi işyerleri yağmalanmıştı ama 1940’ların başına kadar da soykırım fiili olarak başlamamıştı.

Yani özellikle 1940 ve sonrası, hele de bu trajik vahşetin ayyuka çıktığı 1943-44’lerde, hala Hitler’in yanında olduğuna dair hiçbir arşivde hiç kanıt yok!!.

Eklemezsek olmaz; futbolda da, Hitler’in iktidara gelişiyle beraber (1933) Borussia da tüm kulüpler gibi “eşgüdüm sürecine” tabi tutuldu. Kulüp yönetiminde artık “istemeseler de” SA mensupları bulunuyordu.

Sonuç olarak; Nazi miydi yoksa 1940 öncesi olacaklardan bihaber milyonlarca Almandan biri miydi, ya da mecburen onlarla arasını iyi tutmak zorunda kalan bir futbolcu mu ??.. Artık bu saatten sonra tek gerçek; Allahla O’nun arasında tarihe gömülmüş durumda..

Son Haberler

MEL BLOUNT RULE-1978, NFL’DE AKIŞI DEĞİŞTİREN OFANS DEVRİMİ

Mel Blount Rule (1978) genelde “savunmaya vurulan kelepçe” diye anlatılır ama arka planda pek konuşulmayan epey detay var. Öncelikle Mel...

Benzer Konular