https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SPORCU FABRİKASI SSCB’NİN ZİRVEYE ÇIKAMADIĞI SPORLAR

Okunması Gerekenler

SSCB ve “Zirveye Oynayamadığı” Sporlar

Sovyetler Birliği… Bir zamanlar yalnızca siyasette değil, sporda da dev bir güçtü.

Hemen her branşta zirveye oynayan Sovyetler, 15 farklı cumhuriyetin genetik ve fiziksel özelliklerini bir potada eritmiş, modern scouting’in atası gibi yetenek avı yapıyordu.

Atletizm, buz hokeyi, güreş, halter, jimnastik ve diğerleri… Sayısız olimpiyat ve dünya şampiyonası madalyası ile adeta bir makine gibi işleyen Sovyet sistemi, devletin disiplinli ve planlı spor modelinin kanıtıydı.

Ama peki, bu devasa güç her spor dalında başarılı mıydı? Cevap: Hayır.

Çok az sayıda dalda başarısız oldular. Ve bu başarısızlık, yeteneksizlikten değil; sistemin yapısından kaynaklanıyordu.

** Tenis: Bireysel ve Batı’ya Özgü

SSCB teniste de iyi oyuncular yetiştirdi ama global bir efsane çıkartamadı. Tenis; bireysel, pahalı ve Batı’ya özgü bir spor olarak görülüyordu. Sovyet ideolojisi ise kitle sporlarını tercih ediyordu.

Devlet desteği sınırlıydı. Kort sayısı az, ekipman pahalı, antrenör altyapısı zayıftı.

Çiftlerde Major turnuvalarda altın kazanıldı ama teklerde maalesef hiçbiri zirveyi göremedi. Slam finali oynayan raket sayısı bile sadece 2 idi; 1974’de Olga Morozova (RG ve Wimbledon), Natasha Zvereva 1988 (RG).

Bunlar, SSCB’nin tenis macerasındaki “teklerde” nadir parlak noktalar olarak tarihe geçti.

Kriket: Kültürel Yabancı

Kriket, SSCB’de neredeyse hiç gelişmedi. İngiliz emperyalizminin mirası olan bu spor halkın ilgisini çekmedi. Bir sporun başarılı olabilmesi için hem kültürel bağ hem sistem desteği gerekir ki SSCB’de her ikisi de yoktu.

Zaten “İngiliz emperyal sporu” olarak beyinlere yerleşmis bu spor, Britanya İmparatorluğu’nun mirası olarak, ideolojik anlamda da ülkeye fazlasıyla iticiydi.

Motor Sporları: Burjuva Eğlencesi

Teknoloji + bireysel sponsor gerektiren bu disiplinin olmazsa olmazı ekosistem, kapalı devre ekonomi olan bir sosyalist ülkede doğal olarak çalışmadı!.. Polit büro tarafından “Burjuva eğlencesi” olarak görülüyordu. Bireysel şöhret, reklam ve rekabet ön planda olduğu için devlet tarafından teşvik edilmedi.

Amerikan Sporları: Beyzbol ve Amerikan Futbolu

Beyzbol ve Amerikan futbolu da SSCB için uzak kültürlerin ürünleriydi.

Basketbol ve Buz Hokeyi ülkenin en sevdiği sporlardan olduğu için kırılma yaşanmadı, ama kültürel, ticari, özel sektör temelli kapitalist düzen, SSCB modeline tabii ki ters geldi.

Beyzbol zaten ABD’de “ulusal kimlik” sporu olduğu için baştan kaybetti. Sosyalist ülkelerin hemen hiçbirinde beyzbol o zamanlarda gelişmemişti. Buna tek istisna olarak Küba’yı verebiliriz. Onun da nedeni; tropikal iklim + ABD etkisi ve devrim öncesi gelenek diye açıklanabilir.

Amerikan Futbolu keza... Onlar futbol diyor ama bizim dilimizde bile adı üstünde “Amerikan Futbolu” . Bayrak, marş, NFL, kolej kültürü… SSCB açısından bu branş da Amerikan kültürünün propaganda aracı gibiydi. Onun için uzak durulmalıydı!..

Ayrıca karmaşık ve pahalıydı. Kask, omuzluk, özel saha ölçüleri. Çok sayıda antrenör ve taktik uzmanı. SSCB bunun yerine rugby’yi tercih etti (daha ucuz, daha basit). Ama rugby de “öncelikli spor” olmadığı için elit seviyeye hiçbir zaman çıkamadı.

Kaykay, Sörf, BMX gibi 1980’lerin Batı gençlik kültürü sporları ise tamamen yabancıydı ve desteklenmedi.

Bireysel, serbest ve “batı tarzı eğlence” sporlarına mesafeli olan ideoloji, bu sporları “kontrol edilemez” ve “özgürlükçü” buluyordu.

Ayrıca; Kaykay ve BMX için parkurlar, özel pistler ve ekipman, Sörf için deniz + dalga koşulları gerekir. SSCB’nin çoğu bölgesi kış iklimi olduğu için ve sınırlı sahil şeridi nedeniyle, coğrafi anlamda da pratik olarak uygun değildi.

Sovyet Spor Modelinin Temel Sorusu

SSCB’de bir sporun kaderini belirleyen kritik soru şuydu: “Bu spor bize Olimpiyat’ta kaç altın madalya kazandırır?”

Kazanamayacakları ya da devlet politikasıyla uyumsuz spor dallarına yatırım yapmadılar!..

Özetle

SSCB, devlet politikası gereği, disiplin isteyen spor dallarında dev bir güçtü. Ama bireysel özgürlük isteyen, Batı kültürüne ait veya pahalı branşlar onlara uzak kaldı.

Kısacası: Sovyetler, devletin kontrol edebildiği sporlarda dev, kontrol edemediği sporlarda ise sıradandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

SPORUN KARANLIK LABORATUVARI; BİLİM, DOPİNG VE BALCO SKANDALI

BALCO Skandalı: Modern Sporun En Büyük Doping Çöküşü Spor tarihinde birçok doping vakası yaşandı. Ancak BALCO Skandalı, yalnızca bireysel sporcuları...

Benzer Konular