Özellikle bu sene fazlasıyla artan yeni kırılan rekor sayısı, insanların kafasında bir soru oluşturdu.
Ve en çok merak edilenlerden biri de; Usain Bolt Bugünün Ayakkabılarıyla 9.42 Koşabilir miydi?
Bazı rekorlar vardır. Kırıldıklarında yalnızca bir kronometre değişmez; insan performansına dair düşüncemiz de değişir. Bolt’un 2009 yılında Berlin’de koştuğu 9.58 saniyelik 100 metre dünya rekoru da tam olarak böyle bir rekor!
Aradan 16 yıldan fazla zaman geçti. Yeni nesil atletler geldi. Antrenman bilimleri gelişti. Beslenme ve toparlanma yöntemleri değişti. Pistler gelişti.
Ve belki de en büyük değişimlerden biri atletlerin ayaklarının altında yaşandı. Bugün kullanılan sprint ayakkabıları, Bolt’un 2009’da giydiği ayakkabılardan teknolojik olarak oldukça farklı.
Peki bu fark ne kadar büyük?
İşte geçtiğimiz dönemde ortaya atılan oldukça iddialı bir araştırma, bu soruya cevap vermeye çalıştı: Eğer Bolt bugünün “super spikes” adı verilen yeni nesil sprint ayakkabılarıyla koşsaydı, 100 metreyi 9.42 saniyede tamamlayabilir miydi?
İddia gerçekten büyük. Çünkü 9.42 saniye, Bolt’un mevcut dünya rekorundan tam 0.16 saniye daha hızlı. Ama burada çok önemli bir ayrıntı var: Bu, gerçek bir yarış derecesi değil. Bilimsel veriler ve performans modelleri kullanılarak yapılan bir tahmin.
Ve tam da bu nedenle konu oldukça ilginç.
9.58 saniyelik mucize
Önce Bolt’un ne yaptığını hatırlayalım.
16 Ağustos 2009’da Berlin’de Usain Bolt, 100 metreyi 41 adımda 3 nefeste bitirerek 9.58 saniyede koştu. Ortalama adım uzunluğunun yaklaşık 2.45 metre idi.
Üstelik bunu +0.9 m/s rüzgârla, yani yasal sınırlar içerisinde gerçekleştirdi. O gün Bolt yalnızca dünya rekorunu kırmadı; bir önceki dünya rekorunu da olağanüstü bir farkla geliştirdi.
Daha da etkileyici olan ise Bolt’un yarış sırasında ulaştığı hız: Yarışın biyomekanik analizleri Bolt’un maksimum hızının saatte yaklaşık 44.4 km seviyesine ulaştığı hesaplandı. Bu maksimum hiza yaklaşık 52.5 metre civarında ulaştı ve yarışın önemli bölümünde bu hızı koruyabildi.
Peki Bolt bugün koşsaydı?
İşte “super spike” tartışması burada başlıyor
Bolt’un Berlin’deki performansı sırasında kullanılan sprint ayakkabıları, günümüzde gördüğümüz yeni nesil “super spikes” teknolojisine sahip değildi.
Bugünün üst düzey sprint ayakkabılarında ise farklı teknolojiler bir arada kullanılıyor:
Daha hafif ve yüksek enerji geri dönüşlü köpükler
Daha rijit taban yapıları
Karbon fiber veya benzeri plakalar
Ayağın yere temasını ve kuvvet aktarımını değiştiren taban geometrileri
Sprint sırasında enerji kaybını azaltmaya yönelik özel tasarımlar
Buradaki amaç aslında oldukça basit: Atletin ürettiği enerjinin daha büyük bir bölümünü ileri yönlü harekete dönüştürmek. Yani ayakkabı Bolt’un yerine koşmuyor. Bolt yine aynı kuvveti üretmek zorunda.
Ama teknoloji, bu kuvvetin nasıl kullanıldığını değiştirebiliyor.
Peki 9.42 nereden çıktı?
2025’te Wouter Hoogkamer’in yaptığı bir analiz, modern sprint ayakkabılarının performans üzerindeki etkisini modelleyerek Bolt’un 2009’daki ikonik rekorunu yeniden değerlendirdi.
Çalışmanın sonucunda, Bolt’un o yarışta günümüz teknolojisine sahip Puma sprint ayakkabılarından birini kullanması halinde teorik olarak 9.42 saniyelik bir dereceye ulaşabileceği tahmin edildi.
Yani 9.58’den 9.42’ye: 0.16 saniyelik bir potansiyel fark.
Bu, 100 metre gibi yalnızca birkaç saniye süren bir yarış için oldukça büyük bir rakam!
Hatta Bolt’a bu araştırmanın sonucu sorulduğunda ise kendisi de tahmine katıldığını söyledi.
Peki bu ayakkabılar gerçekten ise yarıyor mu?
Burada cevap çok daha net: Evet, modern ayakkabı teknolojilerinin performansı etkilediğine dair bilimsel kanıtlar var. Ancak etkinin büyüklüğü, mesafeye, ayakkabının tasarımına, atletin biyomekanığine ve kullanılan teknolojiye göre değişiyor.
Yeni nesil ayakkabılarda kullanılan yüksek enerji geri dönüşlü köpükler ve rijit plakalar, koşu sırasında enerji kayıplarını azaltabiliyor.
Özellikle uzun mesafeli koşularda yapılan araştırmalarda modern “super shoe” tasarımlarının koşu ekonomisini iyileştirdiği defalarca gösterildi. Sprintte ise durum biraz daha karmaşık. Çünkü 100 metrede atletin problemi yalnızca enerji tasarrufu değil.
Maksimum kuvvet üretmek, bu kuvveti çok kısa sürede yere aktarmak, zeminden yeterli tepki almak ve yüksek hızda dengeyi korumak gerekiyor.
Bu nedenle sprint ayakkabısındaki plaka ve kopuk kombinasyonunun etkisi, maraton ayakkabılarındaki etkiden farklı olabilir.
Karbon plaka sihirli bir parça değil “Karbon plaka takıldı ve atlet hızlandı.”
Aslında olay bu kadar basit değil. Karbon plaka, ayakkabının bükülme özelliklerini değiştiriyor. Altındaki kopuk işe enerjinin depolanması ve geri verilmesinde rol oynuyor.
Ayakkabının geometrisi de ayağın yere nasıl bastığını ve kuvvetin nasıl aktarıldığını etkiliyor. Dolayısıyla modern sprint ayakkabısını tek bir teknoloji olarak düşünmek yanlış.
Daha doğru ifade şu: Plaka + kopuk + geometri + taban yapısı + atletin biyomekaniği.
Hepsi birlikte çalışıyor. Ve bu sistemin amacı, atletin ürettiği kuvveti mümkün olduğunca verimli şekilde kullanmak.
Yüzde 1 bile neden bu kadar önemli?
Elit atletizmde küçük farklar, düşündüğümüzden çok daha büyük. Çünkü en iyi atletler arasındaki fark bazen salısenin yüzde biri kadar.
Bolt 9.58 koştuğunda ikinci sıradaki Tyson Gay 9.71 koşmuştu. Bugün ise dünyanın en iyi sprinterleri 9.7–9.8 saniye aralığında yarışabiliyor.
Dolayısıyla bir atletin performansında küçük bir iyileşme bile final sıralamasını değiştirebilir.
Ama burada yine dikkat: “Ayakkabı yüzde 2 hızlandırıyor” demek bilimsel olarak fazla basitleştirici olur. Laboratuvar çalışmalarındaki metabolik veya mekanik kazanımı doğrudan “yarışta yüzde X daha hızlı” şeklinde çevirmek mümkün değil!
Çünkü 100 metrelik bir sprintte reaksiyon zamanı, çıkış, ivmelenme, maksimum hız, adım uzunluğu, adım frekansı ve yorgunluk gibi çok sayıda faktör devreye giriyor.
Bolt’un 9.58’lik yarışının biyomekanik analizleri, onun olağanüstü adım uzunluğu ve yüksek maksimum hızını ortaya koyuyor.
Karşımızda zaten olağanüstü bir biyolojik sistem vardı.
1.96 metre boyunda. Çok yüksek kuvvet üretebilen. Yüksek hızda olağanüstü mekanik verimlilik sağlayabilen.
Ve yarışın son bölümünde bile hızını koruyabilen bir atlet.
Bugünün ayakkabısı bu sistemi daha verimli hale getirebilir. Ama sistemi sıfırdan yaratamaz.
Peki gerçekten 9.42 mümkün mü? Bilmiyoruz, bilemiyoruz!.
Ama bu hesap bize çok önemli bir şeyi gösteriyor: Teknoloji, elit performansın sınırlarını gerçekten değiştirebiliyor.
Peki sıradaki sınır ne? İşte bizce asıl heyecan verici soru bu.
Bolt’un 9.58’i 16 yılı aşkın süredir ayakta.
2025 Dünya Şampiyonası’nda Oblique Seville 9.77 ile dünya şampiyonu oldu; yani Bolt’un rekorunun hala oldukça uzağında.
Ancak teknoloji gelişmeye devam ediyor. Ayakkabılar, Pistler, Antrenman sistemleri gelişiyor.
Biyomekanik analizler artık bir atletin yalnızca yarış sonundaki derecesini değil, her adımını inceleyebiliyor.
Dolayısıyla önümüzde ilginç bir soru var: 9.58 gerçekten insan vücudunun sınırı mı?
Belki bir gün biri 9.50’nin altına inecek. Belki 9.40.
Belki de 9.42 gerçekten yalnızca bir matematiksel tahmin olarak kalacak.
Bunu bugün bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var: Atletizmde artık yalnızca insan yarışmıyor.
İnsan; ayakkabıyla, pistle, veriyle, biyomekanikle ve teknolojiyle birlikte yarışıyor!.
