CAMİADA BARIŞ, SAHADA BARIŞ..!

11/08/2018

Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık diyen adamı insanlık zaten hiç ciddiye almadı hatta oldukça da komik ve bir o kadar da hayalperest buldu.

Paranın ne önemi var mühim olan gayrimenkul diyen adam da poposunun üstüne oturdu..

 

Paranın çok önemi var ve mühim olan Amerikan Dolarıdır diyen adamsa her daim haklı çıkıyor, özellikle de coğrafyamızda..

Dolar aldı başını yürüdü, Ulu Reis “korkmuyorum lan senden” falan diyerek bi göz dağı verdi ama doları tırsıtmayı başaramadı, ardından Hoop damadı çıktı meydana, dolar bu kardeşim, mizahtan anlar dedi, şakayla karışık doların ateşini düşürmeye çalıştı ama Dolar Hazretleri Damadı da cıvık buldu, hiç sallamadı.

 

Kılıçdaroğlu olsaydı, bu yükselişi doğru bulmuyorum;  kurun tek mağlubu var efendim, o da Amerikan Dolarıdır, koltuğu vermem diyebilirdi, işe yarar mıydı acep bilinmez?

Her neyse Fenerbahçe’nin borcu da 3 günde yüzde 20 büyümüş oldu, buna rağmen de transferler bir şekilde geliyorsa takdir etmek lazım.

Skorun ne önemi var, mühim olan güzel futbol diyen taraftar bakalım bu dediğinde ne kadar samimi, izleyip göreceğiz..

Tüm olumsuzluklara rağmen yapılan iki pahalı transferden biri sahadaydı, diğeri de tribünde ama gözler yeni Fenerbahçe’de idi..

Camiadaki BARIŞ ve umut rüzgarı stadyumu fullemişti, coşku doruktaydı.. Atmosfer mükemmeldi gerçekten..

Josef ve Topal’ı yan yana görenler ve korner atışlarında bayrak direğinde iki Fenerbahçe’li oyuncuyu atış kullanmaya çalışırken görenler ne değişti arkadaş diye sorarlarsa bu konuda verebilecek bir cevabım yok, haklılar..

Bir röportajında 18 yaşındaki çocuklar haftada 3 maçı kaldıramaz demişti Cocu, Eljif’in yokluğunun böyle bir izahı olabilir..

Feyenoord maçının ilk yarısındaki ofansif futbolu, Benfica maçının da ilk yarısındaki savunma futbolunu görmek için bugün maça gelmiş olan taraftarlar tahmin ediyorum ki umduğunu bulamadı..

Saha parselizasyonunu ve pas istikrarını sağlayamadan 16.dakikada korner atışından oluşan pozisyonda topu kalesinde gören Fenerbahçe biraz daha önde ve baskılı oynamaya gayret gösterdiği andan itibaren maçın yarım saatlik bölümü dolmadan biri penaltıdan iki gol birden buldu Giuliano ve Josef’in kafasından.. Hah, tamam, şimdi tiki taka başlayacak falan diye bekleyenler açıkçası aradığını ne ilk yarıda ne de ikinci yarıda bulabildi, Ayew’in kaçırdığı pozisyonlar var, başka da pozisyonlar da oldu ama akışkan, baskılı bir futbolu bir türlü izletemedi Fenerbahçe, 2-1 lik skorla 3 puanı aldı, taraftarını ancak böyle mutlu edebildi..

Cocu’nun yapacağı daha pek çok önemli iş var.. Cocu demiş ki; topu ayağınızda tutmayın öne oynayın, topu kaybettiğinizde çabucak geri dönün, gerekirse faul yapın, indirin adamı, kontra yemeyelim..

Bu futbol göze hoş gelir elbet, orta sahada pas yapabildiğin, ileride de topu tutabildiğin sürece..Soldado topu tutamadı ileride, Giuliano gölge santrfor gibi oynuyor, orta sahaya yardıma gelmedi, Bursaspor orta sahası da daha kalabalık olunca Fnerbahçe defansıyla, forvet hattı arasındaki pas bağlantısı koptu, iki bekin de ayağı kötü, kanatlardan da köprü kurulamadı, topun anlamsız bir şekilde bir ileri bir geri gittiği bir ilk 45 dakika izledik..
Güzel şeyler de yok muydu ? Vardı elbet..Sağda başlayan Ayew sola, solda başlayan Barış sağa geçtikten sonra Fenerbahçe kanatları etkili kullanmaya başladı, pas trafiği bir nebze olsun arttı, göze hoş gelen bir şeyler oluştu sahada..

İkinci yarıya Fenerbahçe defans hattını biraz daha öne çıkarıp, daha kompakt bir hale gelmek istedi, bir miktar başardı bunu, pas da yapmaya başladı ama bu kez de pas kopuklukları oluştu, sahaya yine süreklilik arz eden bir ofans oyunu konulamadı

Cocu Dirar- Soldado değişikliğine gittikten sonra Ayew santrfor pozisyonuna geçti, bu dakikalar Fenerbahçe açısından biraz daha dengeli geçti diyebilirim, ileride top saklayabilen santrforun önemi bu işte..

Pas hatalarının maksimize olduğu, topa sahip olmakta takımının böylesine sıkıntılar yaşadığı bir maçta Cocu’nun Valbuena’yı hiç düşünmemiş olması da şaşırtıcı oldu kendi adıma..

İslam Slimani’nin oynamaya başlamasıyla hücumda top tutabilme yüzdesi mutlaka artacaktır, Giuliano’nun daha bir 10 numara gibi oynamasıyla,oynayamıyorsa da Valbuena’nın o bölgeye geçmesiyle Fenerbahçe’deki sıkıntılar epey bir azalacaktır diye öngöüyorum.. Geçen yılda 8’siz oynadı Fenerbahçe ama daha ağır oynuyordu, garanti yan paslarla takım kompakt bir hale geliyordu bir şekilde, bu acele futbola geçiş süreci belli ki sancılı olacak, zamana ihtiyaç var, 8’siz olmaz, Eljif’siz olmaz..

Biraz da güzel şeylerden bahsedelim, camiadaki barış havasından bahsettik, sahadaki Barış rüzgarına da değinelim.. Biraz heyecanlı başladı, pas şiddetini ayarlayamamaktan ve heyecandan bir iki pas hatası yaptı, sonra toparlandı, ikinci goldeki katksıının haricinde öldürücü koşuları, yumuşak bileği ve attığı ince paslarla Barış ben geliyorum, 24 numaralı formayı alın, üstüne de adımı yazdırın dedi adeta..

Fenerbahçe’nin biraz zamana ihtiyacı var, Barış’ın o kadar da zamana ihtiyacı yok, bağıra-bağıra geliyor maaşallah..

Camiada Barış, Sahada Barış..Tabii biraz da sabır..

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: bruno.monte@abcspor.com

twitter:@BurnjoMonte1907

YORUMLAR