NBA tarihinin en unutulmaz takimlarindan biri denildiginde akla hemen bazi isimler gelir.
Michael Jordan. Magic Johnson. Larry Bird. LeBron James… Stephen Curry vs vs.
Ve meshur Lakers hanedanligi dedigimizde de; Kobe ve Shaq.
Ama bazen şampiyonluk hikayelerinin en önemli karakterleri, o listenin başında yer almaz.
Bazen 20 sayı ortalaması tutturmazlar. All-Star seçilmezler. Takımın en çok şut atan oyuncusu olmazlar. Hatta normal sezonda oynadıkları basketbol, onları izleyenlerin hafızasında bile çok fazla yer etmeyebilir. Ama sonra bir playoff gecesi gelir.
Saat ilerler. Top bir şekilde onların ellerine düşer. Ve bütün sezonun, hatta bazen bütün bir serinin kaderi tek bir şuta dönüşür ki İşte Robert Horry tam olarak böyle bir oyuncuydu!
Ve ona verilen lakap, aslında bütün kariyerini anlatıyordu: Big Shot Rob.
Shaq ve Kobe’nin arasında bir üçüncü adam
1997’de Los Angeles Lakers’a geldiğinde Horry, takımın yeni süperstarı değildi.
Zaten Lakers’ın kadrosunda basketbol dünyasının dikkatini üzerine çeken iki isim vardı:
Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant.
Shaq ligin en dominant uzunuydu. Kobe ise henüz kariyerinin başındaydı ama geleceğin süperstarı olduğu çoktan belliydi.
Horry’nin görevi farklıydı. Savunma yapacaktı. Ribaund alacak, Alan açacaktı. Top kendisine geldiğinde şut atacaktı. Ve en önemlisi, yıldızların yanında kendi rolünü bilerek oynayacaktı.
Bu belki de onun en büyük yeteneğiydi: Kendisini takımın önüne koymamak!
Horry, Lakers’taki üç şampiyonluk döneminde hiçbir zaman takımın birinci veya ikinci skor opsiyonu olmadı.
1999-2000 sezonunda playofflarda maç başına 7.6 sayı, 2000-01’de 5.9 sayı ve 2001-02’de 9.3 sayı ortalaması tutturdu. Buna rağmen 2002 playofflarında Lakers adına 19 maçın 14’üne ilk beşte başladı ve maç başına 37 dakika oynadı.
İşte Horry hikayesinin ilginç tarafı burada başlıyor.
İstatistikleri, önemini anlatmaya yetmiyordu.
Çünkü Horry’nin işi sayı atmak değildi. Bugünün basketbolunda bir oyuncunun değerini konuşurken çoğu zaman skoruna bakıyoruz.
20 sayı mı? 30 sayı mı? Kaç asist? Kaç ribaund? Kaç üçlük?
Horry’nin hikayesinde ise rakamların arasında kaybolan başka bir şey vardı: zamanlama.
Horry açık şutu bekleyebiliyordu. Top eline geldiğinde tereddüt etmiyordu. Ve en önemlisi, büyük an geldiğinde sorumluluktan kaçmıyordu.
Horry’nin “clutch” şutları nedeniyle Big Shot Rob olarak anıldığını ve kariyeri boyunca yedi NBA şampiyonluğu kazandığını belirtelim. Üstelik bu yedi şampiyonluk üç farklı takımda geldi: Houston Rockets ile iki, Los Angeles Lakers ile üç ve San Antonio Spurs ile iki.
Daha da ilginci: Horry, kariyerinde çıktığı yedi NBA Finali’nin tamamını kazandı!. Yedi final. Yedi şampiyonluk.
2001: Şampiyonluğu değiştiren bir üçlük
Lakers yine NBA Finali’ndeydi.
Rakip Philadelphia 76ers.
Ve Horry yine aynı roldeydi.
2001 NBA Finalleri’nin üçüncü maçında attığı kritik üçlük, serinin gidişatını değiştiren anlardan biri oldu. Lakers maçı kazanarak seride 2-1 öne geçti ve sonrasında şampiyonluğa ulaştı.
Shaq serinin MVP’siydi. Kobe yükselen süperstardı.
Ama Horry yine kritik anda ortaya çıktı. Çünkü onun özelliği, maçın 47 dakikasında değil, belki de son 20 saniyesinde değer kazanıyordu.
Sonra Sacramento geldi…
Horry’nin kariyerini ölümsüzleştiren an ise 2002’de geldi.
Batı Konferansı finalinde Lakers’ın karşısında Sacramento Kings vardı.
Kings, Chris Webber, Vlade Divac, Mike Bibby ve Peja Stojaković gibi isimlerle olağanüstü bir takımdı. Lakers şampiyonluğun favorisiydi belki, ama seri hiç de öyle gitmedi.
Dördüncü maça gelindiğinde Sacramento 2-1 öndeydi. Lakers’ın kaybetmesi halinde seri 3-1’e gelecekti. Ve bu kez Los Angeles’ın karşısında yalnızca bir rakip değil, şampiyonluğunu tehdit eden gerçek bir kriz vardı.
20 sayı geriden geldiler
26 Mayıs 2002.
Lakers, Game 4’te Kings karşısında 20 sayı geriye düştü.
Ama geri döndüler. Son saniyelere gelindiğinde skor Sacramento lehine 99-97’ydi.
Kobe Bryant potaya gitti ve kaçırdı. Shaquille O’Neal ribaundu tamamlamaya çalıştı ama onun şutu da girmedi.
Ve top… Vlade Divac’ın müdahalesiyle dışarı doğru sekti.
Topun nereye gideceğini kimse bilmiyordu. Ta ki Robert Horry onu bulana kadar.
Horry topu aldı. Üçlük çizgisinin gerisinden yükseldi. Şut… İsabet. 100-99 Lakers!
Horry, son saniyede attığı üçlükle Lakers’a maçı kazandırdı. Bu galibiyet seriyi 2-2’ye getirdi; Lakers daha sonra yedinci maçı kazanarak finale yükseldi ve üçüncü üst üste şampiyonluğunu elde etti.
O anın güzelliği ise sadece şutun girmesi değildi. Horry o maçta yalnızca yedi şut kullanmıştı. Ama 44 dakika sahada kalmıştı. 18 sayı. 14 ribaund. 5 asist. 1 blok. 1 top çalma.
Yani Horry sadece o üçlüğü atan adam değildi. O gecenin tamamında oyunun içindeydi.
Üstelik 44 dakika sahada kalması, Kobe’nin 42, Shaq’ın ise 41 dakikasından bile fazlaydı.
Topun Horry’ye gelmesi şans olabilir. O şutu atabilecek durumda olması ise tesadüf değildi.
Horry yıllardır o anlar için hazırlanıyordu. Ve belki daha önemlisi, top kendisine geldiğinde korkmadı.
O dönemde Los Angeles Times’ın aktardığı gibi, Horry’nin kariyerinde baskı altında attığı şutların sayısı o kadar artmıştı ki, Sacramento karşısındaki bu basket NBA’deki “Big Shot Rob” kimliğini tamamen pekiştirdi.
Horry San Antonio ile 2005 ve 2007’de iki şampiyonluk daha kazandı.
Yani 2003’te Lakers’la yaşadığı hayal kırıklığından sonra kariyerine iki yüzük daha ekledi.
Yedi yüzük. Üç takım. Sıfır final mağlubiyeti.
İşte Robert Horry’yi ilginç yapan şey tam olarak bu.
O, NBA tarihinin en büyük yıldızı değildi. Ama NBA tarihinin en büyük kazananlarından biriydi.
Houston’da Hakeem Olajuwon’la iki şampiyonluk.
Los Angeles’ta Shaq ve Kobe ile üç şampiyonluk.
San Antonio’da Tim Duncan ve Spurs kültürüyle iki şampiyonluk.
Bu yüzden Horry’nin hikayesini sadece “Big Shot Rob” olarak anlatmak eksik kalıyor.
Çünkü onun asıl yeteneği yalnızca büyük şut atmak değildi. Büyük anın kendisini doğru okuyabilmekti.
Bazı oyuncular istatistik bırakır, bazıları anı Robert Horry’nin kariyer istatistiklerine baktığınızda ilk bakışta şaşırabilirsiniz.
7.0 sayı civarında bir kariyer ortalaması. Muhteşem bir skor makinesi değil. All-Star değil.
Normal sezon dominasyonu yok. Ama yedi yüzüğü var.
Ve tarihe geçmiş onlarca kritik pozisyonu!
Belki de bu yüzden Horry, basketbolun çok önemli bir gerçeğini temsil ediyor: Her büyük takımın en iyi oyuncuya ihtiyacı vardır. Ama her şampiyon takımın, rolünü kusursuz oynayan oyunculara da ihtiyacı vardır.
Belki de Robert Horry’nin kariyerini anlatmanın en doğru yolu şu: O, yıldızların gölgesinde kalan bir oyuncu değildi. O, yıldızların olduğu takımlarda doğru rolü oynayarak şampiyonluk kazanan oyuncuydu.
İşte bu yüzden onun lakabı sadece bir lakap değildi: Big Shot Rob.
Büyük oyuncular çok şut atabilir. Ama bazı oyuncular, en büyük şutu atmak için yaşar.
