Yazı yazmak zor.
Hissettiklerimizi kelimelere dökmek çok zor.
Yine büyük çok büyük bir travma.
Maçın bitişi.
Gözü yaşlı hem çocuklar hem büyükler.
Diğer tarafta isyan edenler.
Bazıları, ben de dahil, iki elinin arasına başını almış, olan bitene inanamıyor.
Bu dünya üzerinde sadece Fenerbahçe’nin başına gelebilecek cinsten bir olay.
Bu golü bir tek biz yiyebilirdik ve biz yedik.
Evet bizim de Beşiktaş’a attığımız benzer bir son dakika golü var İnönü’de ama maçın önemi aynı değil.
Tam umutlanmışken, tam dizginler elimize geçmişken, tam milyonlarca Fenerbahçe’li şampiyonluğa inanmışken, yine böyle bir üzüntü yaşamayı nasıl açıklayabiliriz?
Özellikle de 2006 Denizli’den beri başımıza gelenleri düşündükçe…
Neler gördük?
Neler yaşadık?
Bir tanesi bile altından kalkması kolay olmayan çuval dolusu travmadan çıktık.
Bugün onlara bir yenisi eklendi.
Yerimize yığıldık kaldık.
Daha bu sezon 10 kişilik Kasımpaşa’ya karşı 90+’da golü bulmuşken ardından 90+10’da golü yedik. Bugün bir benzeri. Ederson’un mu hatası, defansın mı hatası, umurumda değil. Bu yaşananların artık hatayla,kadroyla,isimlerle açıklanacak tarafı kalmadı. Bir türlü bitmek bilmeyen bir çile var, onu çekmeye devam ediyoruz.
Yarın yine ister istemez Galatasaray puan kaybedecek mi, yine ayağımıza fırsat gelecek mi diye bekleyeceğiz. Ama neden başkasının yardımını beklemek zorunda kalıyoruz? Neden kendi işimizi kendimiz halletmiyoruz? Neden bu kadar kritik bir maçı çok daha önceden çözüp maçın sonunu rahat bir şekilde getiremiyoruz? Neden şampiyonluk coşkusuyla gümbür gümbür top oynayacağımıza, strese girip kitlenip kalıyoruz?
Sorulacak soru çok ama bir şey değişmiyor.
Biz Fenerbahçe’liler acı çekmeye devam ediyoruz.
Bu da hakikaten insanı çok yoruyor.
mail: alp.eralp@abcspor.com
twitter: @alperalp72
