https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

YEDİ BELA KASIMPAŞA

Okunması Gerekenler

Maçtan önce malum pankart eşliğinde sürekli bir toplumsal mesaj verme alışkanlığı var ya… Bu hafta da 26 Ağustos’ta her nedense 946. yılında ayrı bir önem kazanan Türklerin Anadolu’ya girişini kutlama etkinlikleri millete hatırlatıldı. Benim anlamadığım sanki ben dahil önceki kuşaklar bunları bilmeden yetiştik de neyse ki şu andaki siyasetçiler konuya gerekli ağırlığı verip yeni nesilleri milli-manevi bilinçle donatıyorlar. Çipil gözlü sarı kafalı Beck’i bu pankartı taşırken görmek de son zamanlarda Almanya’yla yaşanan gerginlikle komik bir tezat yaratıyordu.

 

Şenol hocanın sahaya sürdüğü kadro adeta bir ‘eskilere saygı’ kuşağı gibiydi. Kendisinden beklenileceği gibi hakkaniyetten şaşmamak ve kimseyi küstürmemek adına vefakar bir yaklaşım sergilemişti. Belki de ileride çok sık uygulayacağı rotasyonun da bir hazırlığıydı. Maçın hemen başında Sabri misali dağlara taşlara vurduğu şuttan sonra Cenk’in çok güzel taşıyıp ‘al da at’ dediği topta Babel’in zaten kaçırma şansı yoktu.

Golden sonra da Beşiktaş derli toplu göründü ama Kasımpaşa’daki çakma Trezeguet ve Neumayr işbirliğiyle hazırlanan pozisyonda gelen gol geçen hafta Alanya karşısında elde ettikleri 3-1’lik galibiyetin de bir özeti gibiydi. O maçta 3 isabetli şut çekip 3 gol atan Kasımpaşa bu maçta da maksimum verimle oynuyordu. Sonrasında yine geleneksel büyük takım karşısında oynatmama-kontratak taktiğiyle oynayan Kasımpaşa ve buna müsaade eden bir hakem, oyundan biraz düşen bir Beşiktaş ama akabinde Caner’in harika ortasına çok akıllı bir kafa vuruşu yapan Talisca ile birlikte soyunma odasına 2-1 önde gidiyorduk.

 

İkinci yarıda topla çok oynayıp Cenk’in %100 pozisyonu haricinde adam gibi pozisyona giremeyince Beşiktaş’a yakışır şekilde ne yapıp edip bir gol yiyeceğimizi tahmin ediyordum. Nitekim çakma Trezeguet hakikisini aratmayan bir vuruşla başımızın belası Kasımpaşa’ya tekrar beraberliği getiriyordu. Sonraki dakikalar yine yoğun bir baskı ama net pozisyonların olmadığı bir sıkıntıyla geçti.

Sonuçta da yıllardır özellikle deplasmanda çok zorlandığımız Kasımpaşa’dan ancak 1 puan alabildik, geleneği bozmadık. Zaman zaman Barcelona’da en iyi örneğini gördüğümüz topa çok sahip olma çözüm olmuyor ve daha çok net fırsat yaratmak gerekiyor.

Beşiktaş henüz hazır değil ama olacak. Bu akşam ilginçtir iki gol yememize rağmen defansta Tosic’i vasat buldum ama Pepe, Caner ve Beck’in performansları oldukça iyiydi. Tolgay oyunu çok iyi yönlendirdi, Oğuzhan özellikle hücuma dönük oynadığı zaman yeteneklerinden pırıltılar sergileme fırsatı buldu. Talisca ikinci yarı kötüydü, hoca onu 90 dakika tuttu. Bana göre Oğuzhan’ın oyunda kalıp Talisca’nın çıkması ve Negredo-Cenk çift forvete maçın 60-65. dakikasında dönülmesi gerekiyordu.

Hadi Kasımpaşa pozisyon/gol verimliliğinde çok üst bir noktada ve ilk gol için pek diyeceğim bir şey yok ama ikinci gol için Fabri’yi sorgularım. Aslında pek bahsi edilmeyen ama geçen yılın ötesine geçmeyi hedefleyen Beşiktaş’ın kalecisi Fabri mi diye daha ileri bile gidebilirim ama bu konuyu şimdilik derin dondurucuya koyuyorum ve inşallah önümüzdeki haftalarda çözmem gerekmez.

 

Geçen hafta dediğim gibi ilk maçların günahı olmaz ve takım bence rotasına girecek. Önemli olan hücumdaki verimliliği arttırarak özellikle de kendi sahamızda oynayacağımız maçlarda fire vermemek ve deplasmanlarda ritmimizi bulana kadar asgari kayıpla dönmek. Üç puan çok iyi olurdu ama ligin ikinci haftasında Kasımpaşa’da gelen bir puana da enseyi karartmayalım, önümüze bakalım.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: gorkem.isik@abcspor.com

twitter: @saturnocontro3

 

Son Haberler

YAZ KIZIM

Bazen kaybettim sanırsın ama çok şey kazanmışsındır. Bazen gömüldüm sanırsın ama ekilmişsindir, yeniden filizleneceksindir. Bazen kazandım sanırsın ama kaybetmişsindir. 10 kişiyle kazanılan...

Benzer Konular