https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

WHAT IF: SELES BIÇAKLANMASAYDI, GRAFF’IN KARİYERİ NASIL OLURDU?

Okunması Gerekenler

“Seles bıçaklanmasaydı Graf’ın kariyeri nasıl olurdu?” sorusu tenis tarihinin en büyük what if’lerinden biridir.

Kesin bir cevap yok; ama gerçek sonuçlara bakarak oldukça makul bir senaryo kurulabilir.

Önce gerçek tablo

1990–1992 arasında Seles, Graf’ın en büyük rakibi değil, dünya 1 numarası olarak Graf’ın önüne geçmiş oyuncuydu.

Seles 11 Mart 1991’de 1 numaraya çıktı ve 1991 ile 1992’yi yıl sonu 1 numarası olarak tamamladı.

** Bu dönemde:

Seles 1990, 1991 ve 1992 Roland Garros’u kazandı.

1991 ve 1992’de Avustralya Açık + Roland Garros + US Open üçlüsünü kazandı.

1992 Wimbledon finalinde Graf’a kaybetti.

Graf ile Grand Slam finallerinde karşılaşmaları 3-3 bitti.

Yani Seles’in 1993’te bıçaklanması olmasaydı, Graf’ın önü otomatik olarak açılmayacak, Seles gerçekten Graf’ın önündeki en büyük engeldi (30 Nisan 1993 tarihinde Almanya’nın Hamburg kentindeki WTA Tier II Citizen Cup turnuvasında çeyrek final maçı).

1993–1996 dönemi muhtemelen nasıl değişirdi?

Seles yokken Graf:

1993: Roland Garros + Wimbledon + US Open

1994: Australian Open + Wimbledon

1995: Roland Garros + Wimbledon + US Open

1996: Roland Garros + Wimbledon + US Open

gibi çok büyük bir Slam serisi yakaladı. WTA’nın kayıtlarında Graf’ın kariyer toplamı 22 Grand Slam olarak geçiyor.

Seles ise saldırıdan sonra iki yıldan fazla tenis oynayamadı ve Ağustos 1995’te (ilk kez Toronto) geri döndü. Dönüşünde bile hemen US Open finaline çıktı ve 1996’da Avustralya Açık’ı kazandı.

Bu çok önemli: Seles 1995’te geri döndüğünde bile Graf’ı yeniden zorlayabiliyordu.

Bizim en makul karşı-olgusal senaryomuz;

Eğer Seles 30 Nisan 1993’te bıçaklanmasaydı, muhtemelen:

1993–94: Graf ve Seles arasında çok daha dengeli bir dönem olurdu. Graf’ın gerçek hayattaki 1993–94 Slam’lerinin bir kısmını Seles kazanabilirdi.

1995–96: İkisi yine ana rekabetin merkezinde olurdu. Ancak bu dönemde Hingis, Sánchez Vicario, Davenport, Novotná gibi oyuncular da devreye girmeye başladığından, Seles’in her şeyi süpürmesi de beklenemez.

Dolayısıyla Graf’ın 22 Slam’e ulaşması kesinlikle garanti değildi. Hatta Seles sağlıklı biçimde devam etseydi, Graf’ın toplamının birkaç Slam daha düşük olması oldukça makul bir karşı-olgusal senaryo. Ama “Seles kesinlikle Graf’tan daha fazla Slam kazanırdı” demek de kanıtlanabilir bir gerçek değil!.

En çarpıcı nokta

Graf ile Seles’in kariyerlerinin belirli bir anda nasıl kesiştiğine bakarsak;

Seles: 9 Grand Slam
Graf: 22 Grand Slam

Ama Seles’in 9 Slam’inin 8’i 18 yaşından önce/18 yaş civarındaki olağanüstü erken döneminde geldi ve 1993’te saldırıya uğradığında yalnızca 19 yaşındaydı. WTA, Seles’in saldırı öncesi dönemini “dominance” olarak tanımlıyor.

Bu yüzden belki de asıl soru “Seles Graf’ın 22’sini geçer miydi?” değil.

Asıl soru sanki: Seles 1993’te kariyerinin 19 yaşında zirvesindeyken kesintiye uğramasaydı, 1990’ların ortasında Graf–Seles rekabeti tarihin en büyük kadın tenis rekabeti olur muydu?

 

Son Haberler

ÇİN’DE MİLYONLARCA ÇOCUK, NEDEN DEV BİR FUTBOL PİRAMİDİ OLUŞTURAMADI?

ÇİN’DE MİLYONLARCA ÇOCUK, NEDEN DEV BİR FUTBOL PİRAMİDİ OLUŞTURAMADI? Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri. Milyonlarca futbolsever. Dev stadyumlar. Dünyaca ünlü teknik...

Benzer Konular