Aslında teknik olarak resmi olarak “en önemli Grand Slam” diye bir sıralama yoktur. Dört Grand Slam’ın de puan değeri, şampiyonluk statüsü ve tenis tarihindeki yeri aynıdır ama tenis dünyasında Wimbledon hemen herkesce en prestijlisi olarak görülür.
** Bunun nedenlerine kısaca madde madde girmeye çalışalım;
En eski turnuva olması: 1877’den beri düzenlenmektedir. Bu, ona diğer Grand Slam’lerden daha güçlü bir tarihi miras kazandırır.
Tenisin doğduğu gelenekleri temsil etmesi: çim kort, tenisin ilk oynandığı zemindir. Wimbledon, Grand Slam’ler içinde hala çim kortta oynanan tek turnuvadır.
Köklü gelenekleri: Tamamen beyaz kıyafet zorunluluğu, kraliyet locası, özel protokoller, 1 aşırı aşan çilek-krema-şampanya ritüeli ve uzun yıllardır değişmeyen organizasyon kültürü turnuvayı farklı kılar.
Ayrıca kort kenarlarında dijital reklam panoları da kullanılmaz ve gece maçlarında saat 23.00 sınırı uygulayan tek Grand Slam’dır.
Ve kortlar, turnuva boyunca tam 8 milimetre yüksekliğinde biçiliyor. Bu ölçü, topun hızı ile oyuncuların hareket kabiliyeti arasında ideal dengeyi sağlamak amacıyla belirlenmiş durumda.
Küresel algı: Oyuncuların büyük bir kısmı çocukluk hayallerinin Wimbledon’ı kazanmak olduğunu söyler. Bu da turnuvanın sembolik değerini artırır.
Aslında French Open, toprak kort nedeniyle fiziksel ve teknik açıdan en zorlu turnuva olarak görülür. US Open en gürültülü ve yoğun atmosferiyle bilinir ama seneye 150. senesini kutlayacak Wimbledon’un tenis kültüründeki simgesel konumu, tarih-gelenek ve prestij anlamında bir adım öne çıkartır!.
Wimbledon deneyimi, sadece kortta oynanan maçlarla da sınırlı değil. Turnuva boyunca All England Club’in içinde ve çevresinde oluşan atmosfer, burayı bir spor organizasyonunun ötesine taşır. Çimlerin üzerinde piknik yapan binlerce seyirci, dev ekranın önünde toplanan kalabalıklar (Henman Hill – Aorangı Terrace) ve Wimbledon Village’in sakin sokakları, Londra yazının en özel ritüellerinden birini oluşturuyor diyebiliriz.
Wimbledon Lawn Tennis Museum de turnuvanın yaklaşık 150 yıllık tarihine ışık tutar ki; bu toprakları ziyaret eden tenisseverlerin; kupalar, ekipmanlar ve unutulmaz anlara ait arşivlerle dolu olduğu önemli bir durak.
Kısaca (yukarıda da belirtmiştik) puan ve para ödülü açısından Wimbledon ile diğer üç Grand Slam—Australian Open, French Open ve US Open—aynı seviyededir ama Wimbledon’ın “en prestijli” kabul edilmesi daha çok tarihi, gelenekleri ve tenis dünyasındaki sembolik konumundan kaynaklanır!.
