SERDAR DAYAT İLE TÜRK FUTBOLUNA DAİR

Okunması Gerekenler

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata...

KAAN ILHANSERDAR DAYAT İLE TÜRK FUTBOLUNA DAİR

Türkiye’nin en önemli teknik adamlardan biri olan sevgili Serdar Dayat hocamla geçtiğimiz günlerde çok önemli bir röportaj gerçekleştirdik. Sayın hocama bu güzel sohbeti ve öğrettikleri için teşekkürlerimi iletiyorum.

Gelin şimdi röportajımızın detaylarına bakalım:

Öncelikle bu röportaj talebimi kabul ettiğiniz için bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. Sizi Denizlispor’dan beri yakından takip eden birisiydim. Neden Denizlispor’dan ayrıldınız ve neden takım çalıştırmıyorsunuz?

Denizlispor’a gidişim zaten engebeli durumdu. Sezona başlamadan hazırlık döneminde, 6 haftalık dönemin son 2 haftası çalışma fırsatı buldum Süleyman Urkay başkanla… Geldiğimizde kulübün zaten finansman açısından sıkıntısı vardı, bu bilinen ve aşikâr olunan durumdu. Alt yapıdan 13 oyuncuyla antrenman ve idman programlarınızı uygulamak zorunda kaldık. Başkan Süleyman Urkay şehrin büyüklerinden kulüp için söz almış olsa bile kendisini belirli bir yerde yalnız hissetmek zorunda kaldı ve yalnız bırakıldı. Kendi imkânları doğrultusunda transfer yapmaya çalıştı. Hiç unutmam ilk maçımız Gaziantep Belediyespora karşıydı oynattığımız ilk 11 oyuncuları son hafta katılmışlardı bize. (Ahmet Arı, Mehmet Cansın Çiçek, Bülent Ertuğrul) 7-8 oyuncuyu hem kadroya almak zorunda kaldık hem de takıma adapte etmek zorunda kaldık. Örneğin Bülent Ertuğrul 4 ay oynamadan takıma geldi ve biz 45 dakika oynatmak zorunda kaldık çünkü elimizde oyuncu yoktu. Alt yapıdaki 14 oyuncunun sadece 2 tanesi A takımda oynama kalitesine sahipti ve bunlardan bir tanesi kaleci Ozan, diğeri Şevki Çınar’dı.

O sürecin ilerlemesi, performans olarak ya da taktiksel düşünce, teknik kapasiteyi artırma, organizasyon çalışmasını 2-3 hafta içerisinde yapmak elbette mümkün değil en azından 7-12 haftaya yayılması gerekiyor. Tabii ki hazırlık döneminde elinizde bulunan malzemeyle çalışıp kendi düşüncesini sahaya yansıtmaya çalışıyorsunuz, 1-2 haftada o ritmi yakalayamıyorsunuz ama ilerleyen haftalarda ivme yakalama şansınız oluyor. Eğer ki ilk günden itibaren takımla beraberseniz! Ben her defasında bunu başkana ve oradaki basına söyledim bizim ivme yakalama şansımız 6. haftadan sonra başlar diye.

2.hafta kendi evimizde 1461 Trabzonspor karşısında 2-0 galip geldik. Balıkesirspor deplasmanına gittik ki 1461 Trabzonspor maçı için verilen prim sözü vardı o primler ödenmedi, peşinatlar ödenmedi ve biz bu olumsuzluklarla oraya gittik. Bazı oyuncular kapımı çalıp hocam bize 100-200 TL verebilir misin dediler. Bu tarzla karşılaştığınız zaman futbolcuyu da motive etme şansınız kalmıyor. Siz istediğiniz kadar çalıştırın. Teknik ekipte yardımcı antrenörler de para alamadığı zaman bunu dile vurmaya başlıyorlar, futbolcularla bu paylaşılınca otomatikman ortadaki negatif enerji daha fazla yayılıyor.

Sayın Başkan Süleyman Urkay ile diyaloğunuz nasıldı bu sorunların çözümüz için neler yapıyordu?

Başkan bu sorunların üstesinden kendi imkânlarıyla gelmek zorunda kaldı.

Balıkesirspor maçı nasıl sonuçlandı?

Balıkesirspora 3-0’lık net bir skorla yenildik ki olmayan penaltıdan golü yedik, daha sonra oyuna aldığımız Arif İsayev Azerbaycan’dan gelmişti, Tribünlerin sevdiği, tribünlere oynayan bir oyuncuydu, oyuna aldık ve iki hatalı pasıyla rakibe verdiği pasla 3-0 geriye düştük.

Çok kritik bir soruyu aslında bu açıklamanızdan hemen sonra sormam gerekiyor ama şunu da sormam gerekiyor, bu tarz bir maçla daha sonradan da karşılaştınız mı?

İçeride oynadığımız bir Samsunspor maçı var ki bana göre kader maçıydı. 1-0 önde götürdüğümüz ve rakibe hiç pozisyon vermediğimiz maçın 53. dakikasında ‘trafo patladı’.. Ben bunu hiçbir şekilde açıklayamıyorum.. Kaç bin tane maç oynanıyor Türkiye’de akşamları hiçbir trafo patlamıyor o gün trafo neden ve niçin patladı hiçbir fikrim yok Kaan.

Balıkesirspor maçı ve Samsunspor maçı… Ben sizin anlattıklarınızdan yola çıkarak bir komplo olduğu kanaatindeyim. Sizin görüşleriniz nelerdir, o dönemde çekiştiğiniz veya kavgalı olduğunuz birileri var mıydı?

Benim çekiştiğim kimse yoktu ama herhalde başkanın çekiştiği isimler vardı. Başkanın o koltukta olmasını istemeyen kesimler vardı belki onların yapmış olduğu komplo mu desek bilemiyorum. Kafama oturmayan şeyler var. Elektrik elbette kesilebilir ki kesildiğinde komple statta kesilir. Elektrik gelir maç devam edilir. Bu trafonun patlaması, takımın sahada yetersiz olması gerektiği düşüncesi oyunu erteletti ve maç ertesi güne alındı.

Genç bir takım, son hafta kurulan takım, kendini yavaş yavaş toparlamaya çalışan takım ve Samsunspor maçında 1-0 önde olan takım. Bu ivmeyi bir önceki gün düşürdüğünüzde ertesi gün takımı tekrar motive etme şansınız düşüyor. Ertesi gün oynanan maçta 2-0’ı da bulmuşken 2 tane duran top olması, gereken pozisyonda Kahe’nin pozisyonu bırakması, terk etmesi, kendinden bir kafa üstü kısa oyuncunun kafa vurması ve 2-2 biten karşılaşma…

Ankaraspora 4-0 yenildiğiniz maç için neler söylersiniz? Bu maç içinde farklı görüşleriniz var mı?

Yediğimiz gollere bakın, 4 golün 3’ünde bireysel kaleci hatası var. Herkes bu maçı seyretsin. (2013-2014 sezonu Denizlispor- Ankaraspor maçı)

Bütün anlattıklarınızdan şunu çıkartıyorum; oyuncular maçı dolaylı olarak verdi ne dersiniz?

Finansman krizinin olması takıma transferler yapılırken futbolcunun kalitesinin nerede olduğunu gösteriyor ben onu söylemeye çalışıyorum aslında… 2. Lig B kategorisinden oyuncu alıyorsun, elbette PTT 1. Lig kalitesinde olmuyor. 19-20 yaşında alıp yetiştiriyorsanız belirli bir dönem kalır tecrübe kazanır, yoğurulur ileriki dönemlerde oynayabilir. Ama aldığınız oyuncular 24-26 yaşında oynuyorsa size faydası olmaz. Bu yapılan bariz hatalar sizi ipe götürüyor.

Trafoyla ilgili açıklama yapıldı mı?

Kedi girdi diyorlar. Ya kedi nasıl giriyor, trafo nasıl patlıyor bunu birisi açıklayacak. Bakın bütün bunlar böyle de olmuş olabilir, benim talihsizliğim de olabilir ama bu komplolar da olmuş olabilir, herkes böyle bakmalı.

Sayın Başkan Süleyman Urkay ’nın işlerine doğrudan veya dolaylı olarak karışan var mıydı?

Emniyet müdürü bazı şeylerin içerisindeydi. Ben şöyle bir duyum aldım; ben ayrıldıktan sonra Yusuf Şimşek’in takımın başına gelmesinde büyük rolü olmuş. Eski Beşiktaş kongre üyesiydi. Kalkıp belediye başkanıyla kulübe gelip prim sözü verip, eski primlerin ödenmesi sözü verildiği söylemlerini duyduk. Bunları duyduktan sonra kime söylersen söyle aklına başka soru işaretleri de getiriyor. Böyle şeylerin sporun içerisinde olması asla gerekmiyor. Emniyet güçlerinin yapması gereken bizim huzurumuzu sağlamak, asayişi sağlamak. Ben kalkıp emniyet müdürüne talimat veremem, benim görevim değil.

Bu süreci gözünüzün önüne getirdiğinizde Süleyman Urkay, Emniyet Müdürü ve Belediye Başkanı karşısında ben istifa ettikten 1 hafta sonra istifa etti. Süleyman Urkay ve kurmayları Şanlıurfaspor maçından sonra 10 gün içerisinde istifa ettiler. O zaman şu sorulur; lig başlamış 7 hafta sonra yönetim neden istifa eder.? Bunun sebepleri vardır bunlarda araştırılmalıdır.

Bütün bu süreçleri yaşayan biri olarak antrenörlükten soğudunuz mu?

Hayır, soğumadım Kaan.

Oyuncu gelişimlerine gelirsek, sizin de dikkat çektiğiniz husus aslında buydu. Türk futbolunda oyuncu yetiştirmek için neler yapılmalı?

Türkiye’de oyuncu yetiştirmek için öncelikle iyi antrenörün yetişmesi lazım. Bu da eğitimden geçer. Türkiye’de karıştırılan bir olay var, zamanında üst düzey 4 büyüklerde futbolcu olarak oynayan arkadaşlarımızın hemen antrenör olması. Evet, olacaklardır, hatta olmalıdırlar buna karşı asla değilim. Sadece bunun olabilmesi için iyi bir eğitimden geçmesi gerekiyor antenör adaylarının…

İyi bir antrenör için kriterleriniz neler?

Eğitimsiz antrenör olmaz. Pro lisansa gelesiye kadar ki eğitimler.  Eğitim aldıktan sonraki süreçte de oyuncuyken siz kendinizden sorumlusunuz ama antrenör olduğunuzda o anki durum ve olabilecek durumu analiz edip ona göre davranmanız gerekiyor.

Stratejinizin olması gerekir.

– Felsefenizin ve kapasitenizin olması gerekir.

– 30 oyuncuyu idare edebilecek liderliğiniz olması gerekir.

– Hangi antrenmanı niçin ve ne zaman yaptırdığınızı bilmeniz gerekir.

Türkiye’de durum; ameliyata doktor ile hemşire giriyor ameliyatı doktorun yapması gerekirken hemşire yapıyor. Türkiye’deki antrenörlük anlayışı maalesef bu! Bu yüzden de antrenörlük dönemlik oluyor. Hiçbir zaman hiçbir teknik adam takımının başında 3-5 sene kalamıyor çünkü o yetenek yok.

Türkiye Futbol Federasyonun elbette bu süreçteki etkisinin yüksek olması gerekiyor. Bende konuyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu Gelişim Direktörü Sayın Cezmi Turhan hocamızla bu konular üzerinde çok önemli bir röportaj yaptık. Siz bir antrenör olarak etki için neler söylersiniz?

Ben Köln Spor Akademisinde 11 ay teknik direktörlük eğitimi aldım. Sabah 8 akşam 8 tam 12 saat boyunca! Türkiye’de bizde, 3 tane modül halinde 3’er haftadan teknik direktör oluyorlar, 6 haftada teknik direktörlük lisansı veriliyor. Doktor 6 haftada mı doktor oluyor? Milyar doların olduğu bir sektörde bu şekilde mi olmalı? Bu şekilde yürümemeli.

Alt yapıdaki hocaların durumları hakkında ne söylersiniz? İstenilen düzeydeler mi sizce?

Hayır değil, çünkü üst yapıya milyon Eurolar veriliyor, transferler yapılıyor alt yapıya gelince oradaki antrenörler 2000 TL’ye çalışıyor ve hepsi beden eğitimi öğretmenliği yapıyor. Hiçbir tanesi kendisini antrenörlüğe adayamıyor çünkü kazandığı parayla evini geçirmeye çalışıyor.

Alt yapı antrenörleri şuan hangi lisansa tabi?

B lisansına…

Siz Almanya’da teknik direktörlük eğitimlerinizi tamamladınız. Almanya bu işin neresinde?

Bir hikayeyle anlatıyım bunu eskinden Almanya’da antrenörlük eğitimleri 6 aydı 11 aya çıkardılar. Bizim eğitimlerimize Lothar Matthaus ve Matthias Sammer geldi. Matthias Sammer, Bayern Münih sportif direktörü ve açıklama yaptı ‘Biz dedi 1990 Dünya Şampiyonu olduğumuz için hızlı kurs eğitimleri vermeye başladık ve gördük ki hata yapmışız çünkü Jürgen Klinsmann, Andreas Blieman, Matthias hepsinin teknik direktörlük lisansı var ve hepsi teknik direktörlük yaptı, şuan bunların içerisinde aktif olarak antrenörlük yapan sadece Klinsman o da Amerika Birleşik Devletleri milli takımını çalıştırıyor, Jürgen Klinsmann Bayern Münih’te yapamadı ve 2 ayda hızlandırılmış bir şekilde antrenörlük eğitimi aldık ama hataydı dedi. Matthias Sammer eğitimi 6 aydan 11 aya çıkartmak zorundaydık gidişat iyi değildi dedi.

A lisansı aldıktan sonra belli bir dönem 1-2 sene tecrübe kazanacaksın daha sonra Pro Lisans için belirlemeden önce başvuru yapıyorsun ve başvuru kriterlerin doğrulanıyor. Kriterleri geçtikten sonra yazılı, sözlü ve uygulamalı sınavlara tabii oluyorsun. Bu 3 sınavı geçtikten sonra mütalaa çağırıyorlar, mütalaada o kriterleri doldurursan kursa alınıyorsun. Başvuru 120 kişi, kurs 24 kişi ve bundan sonra pro lisans için 11 ay gidiyorsun.

Türkiye’deki teknik adamlarda sizce teknik ve taktikten öte neler eksik?

Türkiye’de teknik direktör oluyorlar ama doktorun veya masörün yaptığının doğru eller olduğunu bilmek zorundasın. Fizyoterapistin yaptırdığı egzersizlerin çabuk geri dönüşümü için doğru eller olduğunu bilmek zorundasın. Kondisyonerin doğru kişi olduğunu bilmek zorundasın. Teknik direktörlük sadece sahada ‘hadi aslanım, hadi koçum oyna bugün yeneceğiz’ demekle olmuyor. Bunları da bilmek gerekiyor.

Milli takımlar üzerinden devam edersek Alman Milli Takımının spesifik olarak ‘kondisyonerleri’ için neler söylersiniz? Alman Milli Takımına baktığımız zaman hakikatten fiziksel olarak üst seviyedeler… Bunun sırrı nedir?

Milli takım nezdinde de cevaplarım ama genele vurursak bunu bütün Alman takımlarında kondisyonerler spor akademisi mezunu bu çok önemli. Takımlardan milli takıma gelirsek de zaten Löw’ün ekibi bu işte bir numaralar ve bu işi gerçekten muazzam bir şekilde uyguluyorlar

Oyuncu gelişimine tekrardan dönersek ülkemizde hali hazırda olan Wyscout sistemi var bu sistem için ne söylersiniz? Sizce yeterli mi?

Ön bilgi edinme anlamında, istatiksel bilgi anlamında yeterli ama oyuncunun kesinlikle kadroya katılabilmesi için yerinde izlenmesi lazım ki bu izleme bir seferde olacak şey değil. Ersun Yanal hocam Vestel Manisaspor’un başındayken ben de dışişleri sorumlusuydum. Yaklaşık 400’den fazla yurt dışında maç izledim kulüp için iki sene içerisinde… Bütün yabancı transferlerin hepsini Ersun hoca benim bilgilerim dâhilinde yaptı. Bir oyuncuyu alırken bir kere izlemekle olmaz.

Bu izlemeler

  • maç-2.maç
  • İç maç -deplasman
  • Çapraz izleme
  • İdmandaki durumu
  • Aile durumu

Bunların ışığında oyuncuyu izlemeniz gerekir.

Oyuncuyu izlemenizdeki kriterleriniz nelerdir?

İlk önce teknik direktörün oyun tarzı nedir? Felsefesine uygun oyuncu isterse ona göre oyuncuyu izlersin. Avrupa’da kulüp felsefesi vardır, futbolcular kulüp felsefesine göre transfer edilirler. Takıma teknik adam geldiğinde belli taşları oynatabilmek ve felsefesini biraz daha değiştirebilmek için ufak hamlelerle 1-2 transfer yapılır. Ama bizde hoca geliyor 15 tane transfer yapıyor böyle bir şey yok. Türkiye’deki kulüp felsefesi çok önemli. Mesela ben bunu Gençlerbirliği’nde gördüm. Kulüp kendi felsefesinde ben çok pahalı oyuncu alamam, genç oyuncu alırım, oynayan oynar iyi ise satarım, kötüyse gönderirim. Yani açık ve berrak bir felsefe Kaan.

Genel olarak baktığınızda kulüplerimizin büyük çoğunluğu antrenörlerini bir sezon bile değil, haftada hatta günde değiştiriyorlar. Bunların yaşanmaması için sizce kulüplerin nasıl bir yapıya bürünmeleri gerekiyor.?

  • Kulüpler kendi felsefelerini belirlemesi gerekiyor.
  • Bu felsefeye uygun teknik adamlarını belirlenmesi gerekiyor
  • Teknik adam geldikten sonra oynatacağı oyuna göre, çalışma konseptine göre transferlerini gerçekleştirmesi gerekiyor
  • En önemlisi de Türk kültürüne uygun oyuncuların takıma kazandırılması gerekiyor.

Ligimizin kalitesine gelirsek Avrupa’nın neresindeyiz?

Lig bazında bizim bulunduğumuz yer için 5. Büyük Lig diyorlar ama ben orada olduğumuzu düşünmüyorum. Bizim daha ilerleyecek çok yolumuz var. İsviçre ligi bile bizden iyi gözüküyor çünkü organizeler. Hem de tepeden tırnağa organizeler. Hiç unutmam Avusturya’ya Rapid Wien- Grödig maçına gittim ve büfede somon füme vardı. Bu bir organizasyondur Kaan! Oradaki sponsorlar buna değer veriyor, sen oraya gittiğin zaman sana değer veriyor. O maç için bilet aldığında seni VIP gibi karşılıyor çünkü buraya gelen kişiye bir gün kendileri için tanıtım yapacağını düşünüyor. Bizim de bunları yapmamız lazım. Buradaki sponsorluk sadece forma reklamı ile olmamalı.

Cuma günü Avrupa Futbol Şampiyonası başlıyor. Milli takımımız için görüşleriniz nelerdir?

Gruptan çıkacağımızı düşünüyorum ama ondan sonrasını bilemem çünkü çapraz eşleşme ve eleme usulü olduğu için herkes elenebiliyor. Hırvatlar bizi zorlar, Çek Cumhuriyeti’nin fazla varlık göstereceğini tahmin etmiyorum. İspanya, dünya kupasındaki sıkıntıları bu organizasyonda yaşama şansı var. İspanya milli takımı eskisi gibi genç değil, ihtiyarlamış bir takım ve bilinen, çözülen futbol oynuyorlar.

Bu maçlar çok ilginç maçlar, o günkü bizim motivasyonumuz, durumumuz, performansımız, hocamızdan malzemecimize kadar herkesin bakış açısı ve durumu çok önemli. Sen yarı final dedin ben de çeyrek final diyorum.

Sohbetimizi Sayın Fatih Terim hocamla kapatmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde sayın hocamla tanışma imkânım oldu aslında bir rüya gerçek oldu ve o anda hakikatten farklı bir elektriği olduğunu yine hissettirdi. Neler söylersiniz Fatih hocamız için?

Tebrikler (Gülerek). Fatih hocanın yaptıkları, kazandıkları tecrübesini inkâr eden taş olur. Hocayı şahsen tanıyorum, çok araştırmacı bir insandır. Türkiye dışındaki futbol dünyasında neler olup bittiğini, nelerin ilerlediğini, nelerin güncellendiğini iyi bilir. Bana göre Türkiye kültürüne, Türkiye futboluna özgü bir şey yaratmıştır. Yanında çalışan insanları adeta cımbızla seçmiştir ve onların yapacakları projelere güvenir. Güveni de hocayı asla yanıltmaz. Hoca zaten Almanya’daki, İngiltere’deki, Hollanda’daki yapıyı, sistemi, kültürü hepimizden daha iyi biliyor ve inceliyor. Ülkenin, Avrupa’ya adapte olma sürecini de en iyi bilenlerden. Çünkü buradaki yapıyı oturtmak çok önemli.

Bir süreç vardır;

  • Tesisleşme süreci
  • Altyapıdaki hocaların yeterlilik süreci
  • Altyapıdaki tesislerin yeterlilik süreci

Bunları üst üste koyduğunuzda futbol sadece ayak içi pasla bitmiyor. İnşallah bu süreçlerin meyvelerini ilerleyen dönemlerde alacağız buna ben de inanıyorum. Kısa vade de olursa yine sistem çöker, bunun uzun vadeye yayılması gerekiyor.

Saygılarımla…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

Mail: kaan.ilhan@abcspor.com

Twitter: @kaanilhan_

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikKIRIK BİR GÖNÜL MESELESİ
Sonraki İçerikBU KEZ CLEVELAND !

Son Haberler

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

TARİHİ HEZİMET

TARİHİ HEZİMET Önceki hafta evinde Antalyaspor'a karşı skoru koruma becerisi gösterememekten kaynaklanan bir puan kaybından sonra hafta içi Portekiz'in kağıt üzerinde zayıf temsilcilerinden Rio Ave'ye...

Benzer Konular