Sakatlıkla Futbolu Bıraktı, Dünya Kupası’nda Düdük Çaldı: Reg Leafe’in Unutulan Hikayesi
Futbolun temel paydaşlarından söz ettiğimizde akla ilk olarak oyunun sahadaki başrol oyuncuları olan futbolcular ve teknik ekipler gelir. Bunun yanında kulüpler, ligler, federasyonlar ve elbette oyunun kurallarını uygulayan hakemler de futbolun ayrılmaz parçalarıdır.
Ancak bazı hakemlerin futbola uzanan yolu, hakemlik eğitimiyle değil, doğrudan futbol sahasının içinden geçer: Reginald James “Reg” Leafe de bu isimlerden biri.
Onun hikayesini ilginç kılan ise yalnızca bir futbolcunun hakemliğe geçmesi değil. Leafe, yaşadığı sakatlığın ardından futbolculuk kariyerini geride bıraktı, düdüğü eline aldı ve yıllar sonra Dünya Kupası’nın en önemli maçlarından birinde görev yapan hakemlerden biri oldu.
Önce futbolcuydu
Reg Leafe, gençlik yıllarında futbol oynayan bir isimdi. Sahadaki pozisyonu ise sağ kanattı.
Ancak futbolculuk kariyeri uzun sürmedi. Yaşadığı sakatlık, onun profesyonel futbolcu olarak devam etmesinin önüne geçti. Futbolculuk kariyerinin sona ermesinin ardından Leafe, futboldan tamamen uzaklaşmak yerine oyunun başka bir tarafına geçmeye karar verdi.
Hakem oldu
1937 yılında kayıtlı hakem olarak görev yapmaya başladı. İlginç bir ayrıntı ise hakemliğin ilk dönemlerinde bu işi başka mesleğiyle birlikte yürütmesiydi. Leafe aynı zamanda hesaplama makineleri operatörü olarak çalışıyordu.
Yani onun hikayesi, bugünkü tam zamanlı profesyonel hakemlik düzeninden oldukça farklı bir döneme ait.
1937’de başlayan yeni hayat
Leafe için 1937, kariyerinde yeni bir sayfanın açıldığı yıl oldu. Artık futbolcu olarak değil, hakem olarak sahadaydı.
Bu geçişin ardından yıllar içerisinde seviyesini yükseltti ve sonunda İngiltere’nin uluslararası hakemlerinden biri haline geldi. 1948 yılında FIFA’nın uluslararası hakemler listesine dahil edildi.
Aynı yıl ilk uluslararası maçını yönetti. Oslo’da oynanan Norveç-Hollanda hazırlık karşılaşması, Leafe’in uluslararası arenadaki ilk görevi oldu.
Bu, sakatlık nedeniyle futbolculuk kariyeri sona eren bir oyuncunun yalnızca futbolda kalmayı başarması değil, uluslararası futbolun en üst seviyesine çıkması anlamına geliyordu.
37 uluslararası maç
Leafe’in uluslararası kariyeri birkaç maçla sınırlı kalmadı. 1948 ile 1960 yılları arasında 37 uluslararası karşılaşma yönetti.
Bu dönemde Avrupa’nın farklı ülkelerinde oynanan önemli maçlarda görev aldı. Ancak kariyerinin en unutulmaz sayfalarından biri, hiç şüphesiz 1950 Dünya Kupası’nda açıldı.
1950 Dünya Kupası’nda iki maç
1950 yılında Dünya Kupası Brezilya’da düzenleniyordu. Reg Leafe turnuvada iki maç yönetti.
Bunlardan biri grup aşamasındaki Brezilya-Meksika karşılaşmasıydı. Diğeri ise turnuvanın final grubunda oynanan ve futbol tarihinin en dikkat çekici skorlarından birine sahne olan Brezilya-İspanya maçıydı.
13 Temmuz 1950’de Maracanã Stadı’nda oynanan karşılaşmada Brezilya, İspanya’yı tam 6-1 mağlup etti: Karşılaşmanın hakemi ise Reg Leafe’ti.
152.772 bin seyircinin izlediği karşılaşma, dönemin dev stadyum atmosferlerinden birinde oynandı. Brezilya ilk yarıyı 3-0 önde kapattı ve ikinci yarıda da goller devam etti.
Leafe, bu tarihi karşılaşmanın ortasındaki isimdi
Maracanã’da 152 bin kişinin önünde… Bugün bir hakemin 30, 40 bin kişilik stadyumlarda maç yönetmesi bile ciddi bir baskı yaratıyor. 1950’deki Brezilya-İspanya maçının atmosferini ise düşünmek bile başlı başına etkileyici.
Dünya Kupası onun için bir son değildi
1950 Dünya Kupası, Leafe’in kariyerindeki tek Dünya Kupası da olmadı.
Sekiz yıl sonra, 1958 Dünya Kupası’nda İsveç’te yeniden görev aldı. Böylece iki farklı Dünya Kupası’nda görev yapan hakemlerden biri oldu. 1958 turnuvasında iki karşılaşma yönetti ve bunlardan biri ev sahibi İsveç ile Sovyetler Birliği arasındaki çeyrek finaldi.
Bu ayrıntı, Leafe’in kariyerinin ne kadar uzun soluklu olduğunu gösteriyor.
1937’de hakemliğe başlayan bir isim…1948’de FIFA listesine giriyor…
1950’de Dünya Kupası’nda iki maç yönetiyor… 1958’de yeniden Dünya Kupası’na gidiyor…
Ve 1960 yılına kadar uluslararası maçlarda görev yapıyor.
1960 Real Madrid-Barcelona, 4 Gol iptali
Sadece ülkesinde değil, İspanya’da da fazlasıyla tanınan bir isimdi.
1960 senesinde oynanan Avrupa Kupası 2. tur El Clasico maçında, iptal ettiği Real Madrid golleriyle, diktatör Franco başta, başkent basınınca epey kulakları çınlamıştı!.
Sadece onlar olsa iyi; maçtan sonra genellikle son derece sakin ve ağırbaşlı kişiliğiyle bilinen Real Madrid Başkanı Santiago Bernabéü’nün şu sözleri özetliyordu: “Leafe, Barcelona’nın en iyi oyuncusuydu.”
Real Madrid’in efsane futbolcusu Alfredo Di Stéfano da karşılaşmayla ilgili çok daha sert bir yorum yapmıştı: “UEFA, ‘kendi’ kupalarında bizim bu kadar baskın olmamızı istemiyordu. Bu yüzden bunu engellemek için İngiliz hakemler görevlendirdiler. Sonuçta İngiliz hakemlerin dünyanın en iyileri olduğu düşünülüyordu. Kimse onlardan şüphelenmezdi.”
Sakatlık onun hikayesini değiştirdi
Reg Leafe’in hikayesindeki en çarpıcı nokta belki de burada.
Eğer yaşadığı sakatlık olmasaydı, futbolculuk kariyeri nasıl devam edecekti? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Belki daha uzun süre futbolcu olarak sahada kalacaktı. Belki profesyonel seviyede daha büyük bir kariyere sahip olacaktı.
Ama bildiğimiz şey şu: Sakatlık onun futboldan kopmasına neden olmadı.
Tam tersine, futbolun içerisinde kalmanın başka bir yolunu buldu. Ve bu yol onu Dünya Kupası’na kadar götürdü!.
Kramponlardan düdüğe
Bugün futbol dünyasında sakatlık denildiğinde genellikle kariyerlerin sona ermesinden söz edilir.
Reg Leafe’in hikayesi ise başka bir ihtimali gösteriyor: Bazen bir kariyer sona ererken, aynı oyunun içerisinde yepyeni bir kariyer başlayabilir.
Leafe’in kramponları belki erken çıktı. Ama düdüğü eline aldığında futbol sahasındaki hikâyesi bitmedi. Tam tersine, dünya futbol tarihinin en büyük sahnelerinden birine uzanan ikinci bir kariyer başladı.
Belki de bu yüzden Reg Leafe’in hikayesini yalnızca “eski futbolcu, sonrasında hakem” şeklinde anlatmak yeterli değil.
Onun hikayesi; bir sakatlığın kariyerin sonu olmak zorunda olmadığının, futbolda tek bir yol bulunmadığının ve bazen sahadaki rolünüz değişse bile oyunun sizi bırakmayacağının hikayesi.
