OLMADI BE KARTALIM

Okunması Gerekenler

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru...

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU…

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU… Son dönemde artan Hint’li arkadaşlarım sayesinde Hint futbolu üzerine epey fikir tartışmalarına girmeye başlamıştım. O yüzden bu...

EUROLEAGUE 4 HAFTA SONUNDA SAYI, ASİST, RİBAUND LİDERLERİ

Mike James 79 sayı - CSKA Moskova Will Clyburn 78 sayı - CSKA Moskova Scotti Wilbekin 73 sayı - Maccabi Nando de...
OLMADI BE KARTALIM
Son birkaç maçı izleyip, öyle yorum yapmak istiyordum. Ve gördüm ki, Beşiktaş’ın hala bu ligin en iyisi olmakla birlikte, 2000 yılındaki Galatasaray olmak için kilometre yapması lazım. Ve bunun için saha içinde bir LİDER lazım.
Socrates dergisinin Mart sayısında Hagi ile yapılan röportajı okuduğumda, beynimde şimşekler çaktı. Kazandıklarıyla yetinmeyen, sürekli daha fazlasını isteyen bir adam. Hagi’yi sever miydim? Belki kıskançlıkla karışık, hayır! Saha içinde galip gelmek için, bazen etik kurallarının dışına da çıkabilen bir adamdı, ama bir dahi ve muhteşem bir sol ayaktı. Saha içini ve dışını çok iyi okuyabilen, takımı saha içinde mükemmel yönlendirebilen bir beyindi.
Doğrudur, bazen kader ağlarını örer ve olabilecek her kombinasyon gerçekleşir. Saha dışında Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz ve Haluk Ulusoy çalışırken, saha kenarında Fatih Terim bütün hırsını ve motivasyonunu takıma aşılarken, saha içinde de Hagi önderliğinde Bülent Korkmaz, Popescu, Okan, Emre ve Hakan Şükür de çok ekstra işler yapıyordu. Bir de göklerden gelen karar da eklenince, 2000 Mayıs’ında Türk futbolu tarihi bir gecesini yaşamıştı.
Aslında o ilahi güç bizim de yanımızdaydı. İlk Lyon maçında çok akıllı bir ilk yarı oynadıktan sonra, ikinci yarıda melekler kalemizi korumaya başlamıştı, ama 29 yaşındaki Fabricio Ramirez 34 yaşındaki Claudio Taffarel’in deneyimine sahip olmadığı için, avucumuzun içine gelen turu İstanbul’a bırakmıştı. İstanbul’daki maçta da 44. Dakikada Lyon’un direkten dönen topunda maç bitebilecekken, ilahlar yine yanımızdaydı ama işte sonuçta Quaresma veya Oğuzhan bir Hagi değildi ve her zaman olduğu gibi o ilahlar 85. dakikada ‘bu kadar yeter’ deyip Quaresma’nın direkten dönen topunu Babel’in 20 cm. aşağısına düşürmemişti ve ‘senin daha pişmen lazım’ demişti. Penaltılarla elenmek tabii ki acıydı ama gerekli dersleri almak daha önemliydi.
Lig sonuncusu Adana karşısında ölüp ölüp dirilirken ‘takım yorgun’, ‘rakibi küçük görüp motive olamadı’ derken belki de büyük resmi yine kaçırıyorduk. O büyük resimde referandum piyangosu nedeniyle bir hafta dinlenmesine rağmen,  Bastia deplasmanında maçı yarım kalan ve İstanbul’a bu halde gelen Lyon’a elenen ve ardından tekrar 4 gün sonra İstanbul’da kendi evinde maç yapan Beşiktaş’ı belki yeterince eleştirmedik. Sanırım Şenol Güneş’teki düşüşü de göremedik. Napoli’de muhteşem bir kariyeri olan Gökhan İnler’in nasıl olup da yedek kulübesinde çürümeye mahkum edildiğini, haftalardır verimsiz oynayan Cenk Tosun veya gördüğü saçma sapan kırmızı kartla Avrupa’ya veda etmemizin nedenlerinden bir tanesi olan Aboubakar’ın yerine bu akşam bulduğu kısıtlı sürede nefis bir gol atan Demba Ba’nın niye değerlendirilmediğini sormadık.
Her duran topun başına geçen, Şenol Güneş’in bile söz geçiremediği Quaresma’nın, o muhteşem yeteneğine rağmen nasıl olup da bu kadar korner ve serbest vuruşu leblebi-çekirdek gibi harcadığını da belki yeterince sorgulamadık. Takımın yıldızı diye lanse edilen Oğuzhan’ın bu yıl Atiba’yla birlikte daha geriye dönük oynadığını, sahip olduğu düzgün ayağa rağmen niye hiç şut çekmeyip de sürekli olmadık ara toplarla gol attırmaya çalıştığını, insanüstü bir çabayla ‘biyonik adam’ lakabını hak eden Atiba’nın da sonunda nasıl balataları yakma safhasına geldiğine de belki yeterince takılmadık.
Velhasıl, iktidar destekli ve geçen hafta Rize’de gazeteci döven bir takımın futbolcularından, sadece 20 dakikada tokadı yemeden ayılamadık. Ayıldıktan sonra da gereken mücadele ve karakteri ortaya koyamadık. Biz yine şampiyon olacağız, ama ben nasıl ki Türkiye için daha fazlasını hayal ediyorsam, Beşiktaş’tan da her zaman çok daha iyisini bekliyorum. Öncelikle kafamızı kuma gömmeden, hataları ve eksikleri tespit edip, gelecek hafta Fenerbahçe maçında Şenol Güneş de daimi Fenerbahçe kompleksi ve nefretini aşar ve galip gelirsek ben Başakşehir’in önümüzdeki maçlarda da mutlaka puan kaybedeceğini düşünüyorum.
Dolayısıyla bir kez daha sakalımız kesildi, ama önemli olan kolu kurtarıp o güçlü kolla son darbeyi indirip ligi şampiyon bitirmek. Şampiyon olduktan sonra da yapacak çok iş var. Öncelikle şu ana kadar başaramadığımız Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmak veya Uefa şampiyonu olmak ama önce kalan 5 haftayı 15 puanla kapatalım ve ondan sonra Beşiktaş’ı yıllarca uçuralım.
mail: gorkem.isik@abcspor.com
twitter: @saturnocontro3

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru...

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU…

YÜKSELEN HİNT FUTBOLU… Son dönemde artan Hint’li arkadaşlarım sayesinde Hint futbolu üzerine epey fikir tartışmalarına girmeye başlamıştım. O yüzden bu haftaki yazımı, Hint futbolu üzerine...

EUROLEAGUE 4 HAFTA SONUNDA SAYI, ASİST, RİBAUND LİDERLERİ

Mike James 79 sayı - CSKA Moskova Will Clyburn 78 sayı - CSKA Moskova Scotti Wilbekin 73 sayı - Maccabi Nando de Colo 71 sayı - Fenerbahçe...

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR !

BÖYLE OYUNA BÖYLE SKOR ! Milli maç arası sonrası tekrar lige döndük. Milli maç arası yaramıyor, milli maç öncesi yaramıyor... Bahane çoook. Mutlak kazanılması gereken Alanya maçında...

DİPSİZ KUYU

Milli maçlar nedeniyle verilen aradan sonra Galatasaray kendi sahası ve “Loca seyircisi”yle Aytemiz Alanyaspor’la karşılaştı. Maç iki takım açısından da dengeli başladı. Sarı-kırmızılıların rakibi ligin...

Benzer Konular