Dikkatinizi çekmiştir. Birçok spor müsabakasında, ister atletizm olsun, ister beyzbol, ister kapalı alan bisikleti yarışı, ister yüzme, at yarışı vs vs, sporcuların neredeyse her zaman saat yönünün tersine (counter-clockwise) hareket ettiklerini görürsünüz.
Yani saatin tam tersine; 12, 9, 6, 3 şeklinde dönüyorlar. Peki nedenini bileniniz var mı? Sizce bu sekans bir ritüel mi yoksa sadece tesadüf mü ?
Tarih sayfalarını karıştırdığımızda karşımıza çıkanlar tek tek yazalım. Karar sizlerin…
Coriolis etkisi sporcuların saat yönünün tersine doğru koşmasının temel sebebi diyenler var. Coriolis etkisi nedir diye bilmeyenlere; dünya’nın dönüşü nedeniyle rüzgarların bile yön değiştirmesine sebep olan etki ya da bu, bir şehir efsanesi!..
Eski tarihteki fizikçilere göre “saat yönünün tersine koşan bir atlet, dünyanın dönüşünden mikroskobik bir avantaj elde eder ve bu da zamanını birkaç salise bile olsa hızlandırır.”, ama ortada bunu kanıtlayacak bilimsel bir veri yok. Çünkü bu mantıkla, Güney Yarımküre’deki sporcuların da saat yönünde koşması gerekirdi!..
O zamanlar en önemli iki spor; at yarışlarında ve atletizm. Pistlerde sol ayak içte geleneği, yüzyıllardır var olan birşey… İlk pistler, stadyumlar veya at yarışı parkurları tasarlanırken çoğunlukla sol ayak içte olacak şekilde dönen pistler inşa edildi. Bu bir standart haline geldi ve günümüze kadar devam etti.
Şimdi biraz da işin biyolojik tarafına bakalım; insanların büyük bir çoğunluğu sağlak yani hem elleri hem de bacaklarıyla sağ tarafları daha baskın.
Sola dönerken vücut dengesi, sağ bacağın itme gücü ve koordinasyon açısından daha doğal geliyor. Hatta bazı uzmanlara göre, saat yönünün tersine dönmek, vücudun dengesini daha iyi korumasını sağlıyor.
Bir de insanoğlunun yüzde 90′ ının sağlak olduğu düşünülürse, dönüşlerde sağ bacağınızla daha uzun ve güçlü adımlar atıyorsunuz. Bu da “dönüşlerde ekstra itiş gücü” ve dolayısıyla daha fazla hız demek.
Mesela bir araştırmada katılımcılardan, bomboş ve simetrik bir alanda sadece daire çizerek koşmaları istenmiş. Ne bir tabela var, ne yön gösteren bir işaret. Sonuç olarak sağlak atılımcıların %90’dan fazlası içgüdüsel olarak saat yönünün tersine koşmuş!. Bu içgüdüsel davranış, vücut simetrisinin, beyin algısının ve hatta görsel yönelimimizin bir karması olabilir. Vücut tahminen kendini en dengeli hissettiği yönde ilerlemeyi seçiyor.
Sporcuların saat yönünün tersine koşması, görsel olarak da daha hoş bir deneyim sunuyor. Çünkü biz insanlar (özellikle soldan sağa okuyan kültürlerde yaşayanlar) görsel akışı o yönde takip etmeye alışkınız. Tıpkı bir kitabı okumak gibi; gözler de gayri ihtiyari sola gitmektense sağa gitmeyi seviyor!..
Bu arada aslında ilk modern olimpiyatlarda (1986) sağa dogru koşulmuş, ama yaşanan dengesizlikler sonrası, 2-3 olimpiyat sonrası bu kural değişmiş.
Son olarak ta; aslında hemen herşey saat yönünün tersinedir, çünkü saat yönü gnomon’la tayin edilmiştir. O da bir gölge olduğundan, olması gerektiğinin tersinedir.
Bu yüzden “pozitif” veya doğal yön, teknik olarak saat yönü değil, aslında tersidir diyerek de yazıyı bilimsel bir gerçekle bitirelim.
