https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MODERN UZUNLARIN ATASI: ARVYDAS SABONIS

Okunması Gerekenler

Arvydas Sabonis, basketbol tarihinin gördüğü en sıra dışı, en büyüleyici ve aynı zamanda en çok “ya sakatlanmasa ne olurdu?” sorusuyla anılan figürlerinden biridir. Onu parkede bu kadar farklı ve eşsiz kılan şey, boyu ile zekasının, gücü ile zarafetinin o güne kadar bir pivotta hiç görülmemiş bir kombinasyonda buluşmasıydı.

Sabonis’i basketbol ekosisteminde tamamen farklı bir yere koyan temel özellikleri şunlardı:

Saha Görüşü ve Oyun Kurucu Zekası (Passing Genius)

Sabonis, 2.21 metrelik devasa boyuna rağmen bir oyun kurucu (point guard) vizyonuna sahipti.

Çoğu uzun boylu oyuncu topu yere vurmakta veya pas açısı yaratmakta zorlanırken, o boyalı alandan arkaya bakmadan attığı no-look paslar, yarı sahayı tek pasta geçen uzun bomba paslar ve takım arkadaşlarını yönlendirme yeteneğiyle adeta sahada bir maestro gibiydi.

Hücumu hücum edenlerin gözünden değil, bir koçun gözünden okuyabiliyordu.

Şut Tehdidi ve Modern Uzunların Atası

Bugün NBA’de parkenin her yerinden üçlük atan modern “stretch big” denilen uzunların öncüsü Sabonis’ti.

1980’lerde ve 90’larda pota altı duvar gibi örülürken, o dışarıdan kusursuz şut atabiliyor, savunmayı çemberden uzaklaştırarak takımına alan açıyordu. İçeride sırtı dönük oynayabildiği gibi, dışarıdan da skoru domine edebiliyordu.

Trajedi ve “Eksik” Bir Mitoloji (Kırık Vücut, Dev Yetenek)

Sabonis’i farklı kılan unsurlardan biri de kariyerinin trajik hikayesidir.

Sovyet basketbol sisteminin aşırı yüklemesi ve peş peşe geçirdiği korkunç aşil tendon sakatlıkları nedeniyle, NBA’e ayak bastığında (Portland Trail Blazers yıllarında) neredeyse iki bacağı da işlevini yitirmiş, dizleri bitik bir 30’lu yaşlardaydı.

Sabonis, Portland’a gittiğinde yürümekte bile zorlanıyordu; ancak koşamasa ve zıplayamasa bile sadece basketbol IQ’su, pas yeteneği ve pozisyon bilgisiyle NBA’in en saygı duyulan pivotlarından biri olmayı başardı.

Eğer o sakatlıkları hiç yaşamamış ve kariyerinin zirvesinde (20’li yaşlarının başında) NBA’e gelebilmiş olsaydı, tarihçiler muhtemelen pivot pozisyonunun GOAT (Tüm Zamanların En İyisi) tartışmasını Kareem veya Shaq üzerinden değil, belki de doğrudan Sabonis üzerinden yapacaktı.

Demir Perde Estetiği ve Karizma

Sovyetler Birliği ve Litvanya formalarıyla gösterdiği dominant performanslar, onun üzerine mistik bir hava örtmüştü.

Sakallı, heybetli duruşu, sahadaki soğukkanlı ama yıkıcı gücü ve Doğu Bloku’nun o sert basketbol ekolünden gelmesine rağmen sergilediği estetik oyun tarzı, onu kült bir figür haline getirdi.

Kısacası Sabonis; Vlade Divac’ın pasörlüğünü, Nikola Jokic’in oyun zekasını, Yao Ming’in boyunu ve Shaquille O’Neal’ın potansiyelini çok erken bir devirde, üstelik bacakları kırık bir halde aynı gövdede birleştirdiği için çok farklıydı!.

Son Haberler

TOXOPHILUS (1545): MODERN SPOR KİTAPLARININ ÖNCÜSÜ

Toxophilus (1545): Modern Spor Kitaplarının Öncülerinden Birinin Bilinmeyen Hikayesi Tarihteki ilk spor kitabı sorusunun cevabı, “spor kitabı” ile neyin kastedildiğine...

Benzer Konular