https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MIRACLE ON THE ICE, 40 SENE ÖNCE BUGÜN

Okunması Gerekenler

Amerika, inanılmazı başarıp 500, 1000, 1500, 5000 ve 10000 metrelerin hepsinde altın madalya kazanan (tarihte ilk ve tek) sürat patenci Eric Heiden’in insanüstü performansı ile gurur duyarken, Olympic Center’daki o tarihi gece bu supermanvari performans bile gölgede bırakmıştı. Evet Miracle on Ice’dan bahsediyoruz!.

O güne kadar katıldığı 7 olimpiyatın 6’sında altın madalya kazanmış olan Sovyetler Birliği (SSCB), buz hokeyinde adeta yenilmez bir güçtü. Rakip ise NHL yıldızlarından yoksun (NHL oyuncularının o zamanlar, yaz Olimpiyatları sırasında NBA’deki profesyonel sporcular gibi oyunlara katılması yasaktı), büyük ölçüde kolej öğrencilerinden oluşan genç bir ABD takımı vardı sahada.

Üstelik Olimpiyatlardan sadece birkaç hafta önce oynanan hazırlık maçında Sovyetler, ABD’yi 10-3 gibi ezici bir skorla mağlup etmişti. Siklet farkı vardı. Tecrübe farkı vardı.
İstatistikler bütünüyle Sovyetler’i işaret ediyordu.

Sovyet kadrosu hem oyuncu kalitesi, hem fizik gücü, hem de tempo ve teknik olarak ürkütücü derecede iyiydi. Kalede dünyanın en iyi iyisi ahtapot Tretiak, savunmada beton lakaplı Viacheslav Fetisov, tecrübeli kaptan Boris Mikhailov, gol makinesi Valeri Kharlamov ve diğerleri…

1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali, iki süper güç arasındaki tansiyonu yeniden zirveye taşımıştı. Bu gerilim, kısa süre sonra ABD’nin 1980 Yaz Olimpiyatları’nı boykot etmesiyle daha da görünür hale gelecekti.

Soğuk Savaş artık yalnızca diplomasi masasında değil, buz pistinde de yaşanıyordu.

22 Şubat 1980, ikonik yarı finalde, genç ve tecrübesiz ABD takımı üç kez geriye düştü. Her defasında geri dönmeyi başardı. Ve son periyotta, kaptan Mike Eruzione’nin golüyle bitime 10 dakika kala skor 4–3’e geldi. Sovyetler sağlı sollu geliyor, ama Craig kalede devleşiyordu..

O an, sadece bir maçın değil; bir dönemin psikolojik üstünlüğünün de sembolüydü. Ve gerçekten de, spor tarihinin en büyük mucizelerinden biri gerçekleşmişti.

Maçın ardından o genç oyuncuların, buzun üzerinde gözyaşları içinde, ellerinde Amerikan bayraklarıyla attıkları zafer turu; aslında “final henüz oynanmamışken” bile ülkenin gözünde altın madalyayı kazandıklarının ilanı gibiydi.

Sahada rakip Finlandiya idi. Ama zihinlerde hala kazanılmış olan Sovyetler Birliği zaferi vardı. Yarı finalde tarih yazılmıştı; asıl tehlike şimdi rehavetti.

Final maçında ABD bir ara 2–1 geriye düştü. Son periodda nerede olduklarını hatırladılar ve dereyi geçip suda boğulmadılar! Skor önce 2–2 oldu. Ardından 3–2. Ve son golle 4–2.

Bitiş düdüğüyle birlikte, maçı yayınlayan ABC spikeri Al Michaels’ın yarı finaldeki sesi spor tarihine kazındı: “Do you believe in miracles? Yes!”

Bu cümle artık sadece bir maç anlatımı değil; Amerikan spor kültürünün kolektif hafızasına kazınmış bir anıydı.

Bugün bile 50–55 yaş üstü herhangi bir Amerikalı sporsevere “buz hokeyi” diye sorsanız, büyük ihtimalle aklına ilk gelen o ikonik karşılaşma olur. Çünkü o maç bir spor müsabakasından fazlasıdır; bir dönemin ruh halini, bir ulusun moral ihtiyacını ve Soğuk Savaş’ın sembolik cephesini temsil eder.

Bu tarihi gece daha sonra sinemaya da uyarlandı. 2004 yapımı Miracle filminde, ABD koçu Herb Brooks’u Kurt Russell canlandırdı ve “Miracle on Ice” hikayesi yeni nesillere taşındı.

Kasedi geri sararsak; Amerika grup maçlarında 4 galibiyet, 1 beraberlik ile İsveç’in arkasından averajla 2. sırada çıkmış, Sovyetler ise 5’de 5 galibiyet ve +40 averajla gösteriye erkenden başlamıştı.

Ama tarihi yarı finalde, başta inanılmaz goller kurtaran kaleci Jim Craig ile galibiyet golünü atarak ülkeyi sokaklara döken kaptan Mike Eruzione önderliğindeki 20 genç, ülkenin kahramanları olmuşlardı. Ve tabii ki usta coach Herb “Herbies” Brooks!

Eklemezsel olmaz; turnuvayı Mark Johnson başta, 4 takım arkadaşı Mike’dan daha çok gol atarak bitirdi ama o tarihi golü atan o olduğu için, ana kahraman olarak hep o hatırlanır.

** Bu arada yanlış bilinen bir bilgiyi de düzeltelim. Maç ABC’den naklen yayınlanmamıştı. Bittikten sonra akşam 8pm banttan verildi ve bant halini bile tam 33 milyon kişi izlemişti!. İzlemeyenler de sokaklarda çıldırmışcasına kutlamaya devam edenlerdi zaten.

“Miracle on Ice” sadece bir buz hokeyi maçı değildir.  O ikonik gece bir spor karşılaşmasının ötesinde, ulusal gurur, kolektif irade ve tarihsel sembolizmin birleştiği bir an olarak hafızalara kazındı.

Soğuk Savaş’ın gerilimi, genç Amerikan takımının inancı ve dominant-yenilmez Sovyetler’in 20 sene sonra ilk kez ABD’ye kaybetmesi…

Onun için bu maç, 40 yıl sonra bile hala anlatılır. Hatta bugün bile, bize olduğu gibi, üzerine yazılar yazdırıp, sporun gücünü, cesareti ve mucizeleri hatırlatır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

photo: getty images

Son Haberler

DENEMELER

Kısa araya sığan, milli maçlar, savaş, sakatlıklar, Saras’ın savaştan dolayı Dubai’de mahsur kalışı derken geçen senenin finalistleri Ataşehir’de bir...

Benzer Konular