‘MEHMETÇİK’ BASRİ DİRİMLİLİ

Okunması Gerekenler

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ…

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ… Son dönemde Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin akademileri hakkında yoğun analizler yapmıştım. 26 Ekim Pazartesi günü Johan Cruyff...

KURT KANUNU

KURT KANUNU “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” diye son veriyordu hayatına Kara Kemal. İzmir Suikasti’ni planlayan ekipten olduğu iddiası ile suçlu bulunan...

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

brunoCENNETE KANAT AÇAN KANARYALAR-4

Yazı dizimizin bugünkü kahramanı Mehmetçik lakaplı Basri Dirimlili..

Futbol seyircisi ne ister?
Güzel futbol ister. Göze hoş gören hareket ister. Çok yetenekli oyuncuları kendi takımında ve sahada görmek ister.
Mesela düz topçu denilen çalım atmayı dribbling yapmayı beceremeyen oyunculardan haz etmez. Hatta bu tip oyuncular forvet hattında ise hiç ama hiç haz etmez.
Bunların haricinde, seyircinin sevdiği bir başka tip oyuncu daha vardır ki TARAFTAR onlara aşık olur!
BASRI-7Sahaya çıkar çıkmaz terini son damlasına kadar akıtan, hiç bir ikili mücadeleden kaçmayan, tekmeye kafa uzatan, yaralansa sakatlansa bile bandajla iğneyle sahada kalmaya çalışan, savaşan oyunculardan  bahsediyorum.
Galip gelmek de herşey değildir futbol seyircisi için. Sahada savaşan takımı, savaşan futbolcuları görmek de kafidir çoğu zaman.
İşte Basri Dirimlili tam da bu özelliklere sahip bir Fenerbahçe efsanesidir!
Sol haf oynayan Basri Dirimlili sakatlık geçirmesine rağmen oyuna devam etmesindeki gösterdiği yüreklilikten dolayı ‘Mehmetçik’ lakabı ile anıldı.
Derler ki, bu cengaver kanlı kafasıyla topa vurduğunda topa vurduğunda çıkan “şap!” sesi tribünden duyulurmuş.
sol hafAnkara’da oynanan bir hususi maçta, çene kemiği iki yerinden kırılmış buna rağmen oyuna devam etmiş ve bu yüzden çene kemiği uzun süre kaynamamıştır. Fenerbahçe  yönetimi bu aslanı tedavi görsün diye İtalya’ya göndermiş uzun bir nekahet sürecinden sonra çubuklu formayı tekrar giymeye başlamıştır. Gerçektende tam bir Mehmetçik.
Yıllar sonra yeğeni Serhat Kaner’in dayısını anlattığı “Fenerbahçeli Mehmetçik Basri” adlı kitap şu an piyasada. Pek tabii ki Mehmetçik Basri hakkında daha fazlası bu kitabın içinde.
Mehmetçiği sizlere tanıtmak adına bizim için de güzel bir kaynak oldu.
Olduğu gibi aktarıyorum bazı bölümleri:

Silistre’de 1929 yılında dünyaya gelen Dirimlili’nin 1946 yılında Eskişehirspor ve İstiklâlspor formalarıyla futbol hayatına başladı. Dirimlili’nin hayali ise 1953 yılında, yani Fenerbahçe ile kontrat imzaladığında gerçek oldu. Fenerbahçe’yle anlaşma imzalamadan önce diğer rakip takımlardan gelen daha yüksek ücretli transfer tekliflerini reddetti.  O yılları  Dirimlili, Serhat Kaner’e  kitapta şöyle anlatıyor. ” Para denen olguyu henüz tanımıyorduk. Kendimizi geçindirecek kadar olsun yeter diyorduk. Bu durumdan da hiç şikayetçi olmadım. Çünkü, her şey amatör ruhla daha iyi ve güzel işliyordu”

BASRICanını dişine takarak mücadele eden, kafası yarılsa da, çenesi çıksa da takımını yarı yolda bırakmayan Dirimlili’nin “Mehmetçik” lakabı ile anılmasını sağlayan bir maç var ki bahsetmeden olmaz. Bu unutulmaz maçı 2012 yılında kaybettiğimiz spor basının duayenlerinden  Cem Atabeyoğlu şöyle anlatmıştı: “ Galatasaray’la 1955 yılında oynanan ve Fenerbahçe’nin 3-2 kaybettiği maçta Basri, kafa topu mücadelesi esnasında başına ağır bir tekme yer. Kaşının üzerinden oluk gibi kan akmaya başlar. Ancak Dirimlili, “Oynayamazsın, yaran büyük, senin için çok tehlikeli” ikazlarına aldırmadan maça devam eder. Maç esnasında yarası daha da büyür. İlerleyen dakikalarda Nedim Günar’ın ortasına, uçarak başının patlamış tarafıyla kafa vurur. Ve gol olur! Gol sonrası yere yığılan Basri kısa bir süre baygınlık geçirir. O andan itibaren taraftar ve basın onun isminin önüne Mehmetçik ismini yakıştırır.” Hırs ve mücadele abidesi Dirimlili’nin bu fedakârlığı sadece bu maçla sınırlı değildi. O, küçük sakatlıkları bahane etmeyen, kafasını tekmeden sakınmayan korkusuz bir futbolcuydu.

JUBILEKariyeri boyunca 650 defa forma giyen Mehmetçik Basri, 376 maçta Fenerbahçe formasını terletti. Dirimlili, jübilesini ise yine Fenerbahçe forması ile 3 Temmuz 1965 yılında gerçekleştirdi.

Milli formayı ilk kez 1952 yılında Helsinki Olimpiyat Oyunlarında giyen Basri Dirimlili, toplamda 27 kez ay yıldızlı formayla sahaya çıktı. Dirimlili, Olimpiyatlar’dan 2 sene sonra 1954 yılında İsviçre’de gerçekleşen Dünya Kupası’na katılan Türk milli futbol takımının kadrosunda da yer aldı.

Futbolculuk kariyerinin ardından teknik direktör olarak Vefa ve Feriköy kulüplerinde görev yapan Basri Dirimlili’nin yolu teknik direktörlük kariyerinde de Fenerbahçe’yle kesişti. Fenerbahçe’nin beş kupa kazandığı 67-68 yılında Ignac Molnar’ın yardımcı antrenörlük görevini üstlendi. 1974’te Didi’nin, 1985’te ise Stankovic’in yardımcılığını yapan Dirimlili, bu iki sezonda da sarı lacivertli formayla şampiyonluklar yaşadı.

BASRI-6Metin Kurt yıllar önce “Futbol borsada değil arsada güzel” demişti. Futbolun arsayı andıran, çamur deryası statlarda oynandığı yıllarda top koşturmuş ve formasına olan bağlılığı nesilden nesile anlatılan Mehmetçik Basri, 14 Eylül 1997 yılında Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde aniden fenalaştı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Geriye başarılarla dolu bir kariyer, kanlar içinde kalsa da takımı için mücadeleden vazgeçmeyen savaşçı bir ruh kaldı.

“Fenerbahçeli Mehmetçik Basri” kitabında ise bakın Oğuz Aral, Ali Şen ve Kemal Belgin Dirimlili için neler söyledi:

Oğuz Aral: Mehmetçik, hem beyefendi, hem kalite hem de örnek bir insandı. Futbolu hırs doluydu. Bu klasda bir futbolcu da gelmez maalesef.

Ali Şen: İnsanlar vardır, onları özler ve hep anarsınız. İstanbul’a her gelişimde “Keşke Basri hayatta olsaydı  da muhabbet etseydik” düşüncesine kapılırım.

Kemal Belgin: Basri Dirimlili “Mehmetçik” lakabını da kazanmıştı. Neden mi? Şimdi “Uf oldum” diyerek sahadan kırıtarak çıkan futbolculardan olmadığı için. Ağzı, burnu dağılmış, yüzü kan revan içinde kalmışken oynayan bir futbolcu olduğundan.

BASRI-3İşte böyle bir efsanemizdi Basri. Onun o meşhur sargılı, kanlı fotoğrafları Türkiye’nin her stadının koridorlarını, soyunma odalarının duvarlarını süslemeli ki yeni nesil oyuncular takım için savaşmanın ne kadar önemli olduğunu anlasınlar.
Burdan kendisini sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.
Ruhu şad olsun. Toprağı bol olsun. Işıklar içinde yatsın.

bruno.monte@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ…

AZ ALKMAAR AKADEMİSİ… Son dönemde Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin akademileri hakkında yoğun analizler yapmıştım. 26 Ekim Pazartesi günü Johan Cruyff...

KURT KANUNU

KURT KANUNU “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” diye son veriyordu hayatına Kara Kemal. İzmir Suikasti’ni planlayan ekipten olduğu iddiası ile suçlu bulunan ve kellesine hükümet tarafından ödül...

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı Siyah-Beyazlılar adına. Milli aranın ardından...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda buldum. Tekrar Fenerbahçe'mizin yanında olmak,...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek bir Süleyman bir de Sinan...

Benzer Konular