https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MARADONA VE PELÉ’SİZ BALLON D’OR: 1995 ÖNCESİ FUTBOL TARİHİ NASIL YAZILDI?

Okunması Gerekenler

MARADONA VE PELÉ’SİZ BALLON D’OR: 1995 ÖNCESİ FUTBOL TARİHİ NASIL YAZILDI?

Futbol tarihinin en prestijli bireysel ödülü olan Ballon d’Or, 1956 yılında Gabriel Hanot liderliğindeki France Football gazetecileri tarafından hayata geçirildiğinde arkasında net bir kural vardı: Ödül yalnızca Avrupa kulüplerinde oynayan Avrupalı futbolculara verilecekti.

Bu kural, tam 39 yıl boyunca futbol dünyasının en büyük yeteneklerini resmi vitrinin dışında bıraktı.Dünyanın en iyisi olmak için Avrupa kıtasının pasaportuna sahip olma şartı, futbol tarihinin en görkemli dönemlerini eksik bir anlatıyla baş başa bıraktı.

Miting Alanlarından Altın Top’a

Kıta Sınırı1950’lerden 1990’ların ortasına kadar geçen sürede dünya futbolu; Pelé’li Santos’un turne maçlarıyla, Garrincha’nın durdurulamaz çalımlarıyla, Mario Kempes’in 1978’deki kasırgasıyla ve Diego Maradona’nın Napoli ile Meksika’daki ilahi performanslarıyla şekillendi.

Ancak tüm bu dönem boyunca Ballon d’Or listelerinde bu isimlerin tek bir izi dahi yoktu!. Ödülün kapsama alanı ancak 1995 yılında genişletildi ve Avrupalı olma şartı kaldırılarak Avrupa liglerinde oynayan tüm dünya futbolcularına açıldı.

Nitekim kural değişir değişmez ödülü kazanan ilk isim AC Milan forması giyen Liberyalı efsane George Weah oldu. Ödülün tüm dünyadaki oyuncuları kapsayacak şekilde tamamen küreselleşmesi ise ancak 2007 yılında gerçekleşti.

France Football’un Tarihsel Güncellemesi: “Revisiting” Analizi

2016 yılında, Ballon d’Or’un 60. yıldönümü vesilesiyle France Football dikkat çekici bir alternatif tarih çalışması yayımladı. “Eğer ödül ilk günden itibaren tüm dünya futbolcularına açık olsaydı ne olurdu?” sorusunun peşine düşen dergi, 1956-1995 arasındaki tüm yılları kapsayan simülasyon bir değerlendirme yaptı.

Çıkan sonuç, kuralın yarattığı tarihsel sapmayı net bir şekilde gözler önüne seriyordu

** Pelé (7 Ballon d’Or): Yapılan sanal değerlendirmede Pelé; 1958, 1959, 1960, 1961, 1963, 1964 ve 1970 yıllarında ödülün tek hakiki sahibi ilan edildi.

Bu revizyon, Lionel Messi’nin rekoruna kadar Pelé’yi tek başına tarihin zirvesinde tutuyordu.

** Diego Maradona (2 Ballon d’Or): Napoli’yi İtalya’nın zirvesine çıkardığı ve 1986 Dünya Kupası’nı tek başına domine ettiği dönemlerde Maradona, 1986 ve 1990 yıllarının galibi olarak belirlendi.

** Garrincha (1962): Şili’deki 1962 Dünya Kupası’nda Pelé’nin sakatlanmasının ardından Brezilya’yı sırtlayan Garrincha, o yılın kazananı sayıldı.

** Mario Kempes (1978) & Romário (1994): Arjantin’i 1978’de şampiyonluğa taşıyan Kempes ve 1994’te ABD’deki Dünya Kupası’nı Brezilya’ya getiren Romário, kendi dönemlerinin alternatifsiz en iyileri olarak tescillendi.

Futbol Hafızasındaki Asıl Miras

1995 öncesindeki bu yapay kısıtlama, Alfredo Di Stéfano veya Eusébio gibi Avrupalı pasaportu taşıyan (veya vatandaşlığa geçen) isimlerin öne çıkmasını sağlarken, Güney Amerika’da kalan veya o coğrafyanın bağrından kopan efsanelerin bireysel resmi istatistiklerini gölgede bıraktı.

Igor Belanov’un 1986’da ödülü kaldırdığı bir evrende Maradona’nın listede dahi olmaması, Ballon d’Or’un uzun yıllar boyunca futbolun gerçek hikayesini anlatmak yerine sadece Avrupa’nın kendi içindeki rekabetini belgelediğinin en somut kanıtıydı.

Bugün Harry Kane, Kylian Mbappé veya Lamine Yamal küresel bir sahnede yarışırken; Ballon d’Or müzesinin en derin rafında hala resmi olarak tek bir kupa bile kazanamamış Pelé ve Maradona’nın hayaleti dolaşmaya devam ediyor!.

Son Haberler

PUCK’IN NABZI OKYANUSUN ÖTESİNDE: NHL’İN GÖLGESİNDE KALAN AVRUPA HOKEYİ

Buz hokeyi denildiğinde elbette bu sporun anavatanı Kanada ve ardından ABD akla geliyor; dünyanın en büyük ligi olan NHL...

Benzer Konular