Bugünkü yazımız, Fransa 20. yüzyıl tarihinin büyük efsanesi ve adını ülkede tarihi eser statüsündeki ikonik velodrom La Cipale’e veren isim; Jacque Anquetil.
Birçok kariyer, çocukluktan başlayan yaşam basamağında karşımıza çıkanlarla paralel, kaderle birlikte şekillenir. Anquetil için de onu bu yola sokan babası ilk önemli figür olabilir, fakat asıl vites değişimini, lisedeki ilk gününde bir bisikletçi olan Maurice Dieulois ile tanışmasıyla yaşadığını söyleyebiliriz.
Dieulois, Anquetil’i, kendi yarıştığı yerel takım AC Sottevillais‘in sportif direktörü André Boucher ile tanıştırarak, Anquetil’in bisiklet kariyerinin kapılarını aralar. İşte, Anquetil’in büyük yolculuğu böyle başlar.
Dieulois, aynı zamanda Anquetil’in ilk yarışında kazanan isimdi. Ancak çok geçmeden, genç Jacques amatör seviyede yarışlar kazanmaya başladı. Henüz 19 yaşındayken, bir dönemin en prestijli zamana karşı yarışı olan Grand Prix des Nations’da ilk büyük zaferini aldı.
Kader dediğimiz şeye bir örnek daha… O zamanlar sadece milli takımların katıldığı Fransa Turu’nun kadrosunda, alfa ismi olan ve bu pistlerde üç kez kazanan Louison Bobet, o yıl (1957) yarışa katılmama kararı alınca, kazanan Anquetil olmuştu.
Ve sonrasında, 1964’e dek Tour de France’ı 4 kez daha kazanan Anquetil, tarihte bunu başarabilen ilk isim oldu. Ayrıca, sacayağının diğer iki halkası olan Giro d’Italia (1960-1964) ve Vuelta a España’da (1963) da zaferler elde etti. Artık o sadece ülke içi değil, Avrupa’nın da zirve isimlerinden biriydi.
O sadece olağanüstü bir yetenek değil, aynı zamanda oyunu çok iyi okuyabilen ve soğukkanlılıkla strateji geliştiren bir uzman olarak tanındı. “Monsieur Chrono” (Mr. Chrono) olarak bilinen Anquetil için otoriteler: “bisikletin satranççısı” diyorlardı ve haklılardı. Rakiplerini psikolojik olarak zorlayarak, gerektiğinde hızlı tempolarla ve zaman zaman kontrollü hız düşüşleriyle stratejik manevralar yaparak, her zaman avantaj sağlamayı başarıyordu.
Jacques Anquetil, 1987 yılında, sadece 53 yaşındayken kansere yenik düştü. Ancak, bisiklet dünyasındaki etkisi yıllar boyunca devam etti. Anquetil, Fransız bisikletçiliğinin simgelerinden biri olarak, yalnızca Fransa’da değil, dünya çapında da büyük bir saygı ve hayranlık kazandı.
Ve yazının başında da belirtiğimiz gibi, efsaneler zaten ölmez ama adı Fransa’nın spor tarihinin en önemli sanat eserleriden biriyle fiilen de yaşamaya devam ediyor.
