HAYAL EDERSENİZ, GERÇEKLEŞİR !!

Okunması Gerekenler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...
brunoMeslek Lisesi’ne git; meslek öğrenirsin, aç kalmazsın, bi fabrikaya girersin en kötü..
Hatta fabrikalara girilmez, birileri seni o fabrikaya SOKAR  !!
Maaşını boşver, sigortalı iş daha önemli. Hatta en güzeli memuriyet, salla başı, al maaşı…
Sanat, spor falan, bunlar boş işler !!
Bildiğin işi yap, gıda var ya gıda, en güzeli. Boğaz hiç durmuyor çünkü. Ucuza sat, sürüm yap, az kazanırsın ama sürekliliği olur.  
Garantici ve mütevazı bir hayatı hedef koyup özendiren bir toplumdan elbette dünya çapında bir sanatçı, bilim adamı, sporcu, spor takımı, bir kaşif kolay kolay çıkmaz. Ne hayal kurabiliyoruz, ne de mucizelere inanıyoruz ama en azından tamamına yakını ecnebilerden oluşan sporcularla uluslararası başarı elde edebiliriz miyiz diyoruz.
Bu kahrolası zihniyet adama kanaat etmeyi de çok kolay kabullendiriyor, dolayısıyla pes etmeyi de, bir an evvel kurtulmak lazım bundan.
Mesela şu Gençlerbirliği maçının bambaşka bir heyecan içinde oynanması lazımdı, bu Beşiktaş stresli çıksaydı kalan maçlara, mutlaka takılırdı.
Beşiktaş, Galatasaray’ı bir yendi, Fenerbahçe de, Fenerbahçe seyircisi de pes etti. Milletçe böyleyiz, çok kırılganız, çabuk pes ediyoruz, sonuna kadar kovalamak yok bir şeyi. Sahadaki oyunculardan Türk olanları da bu tiynette, diğerleri de camianın sinerjisinin etkisi altında aynı şekilde hareket ediyor. Sonuçta erkenden pes ettik.
Özgüvenimiz oldu-bitti az, kendimizi küçük görüyoruz, uluslararası turnuvalardaki şampiyonlukları mucizeymiş gibi nitelendiriyoruz. Oysa mucizelere gerçekleştiren hayallerdir, hayal kurdurmayan, sigortalı işi her şeyden yeğ tutan bir toplumsal öğretinin halt yemesi bu aslında. 
Son yıllarda bu Avrupa hayalinin hayal olmadığını biraz biraz farkettik camia olarak. Şampiyonlar Ligi’nde bir çeyrek final, Avrupa Ligi’nde bir yarı, bir çeyrek final,  Basketbol erkeklerde, bir yarı final, bir de final.
Hırvat Bebek’ten sonra bu sefer de başımıza Sloven hakem bela oldu ve bir darbe daha aldık.
Geçen yılki Real Madrid maçında yediğimiz tarihi fark ve CSKA final maçında 2. periyotta oynadığımız oyun gösterdi ki;  final oynamak tecrübe işi. Camianın müzesi o kupalarla dolu oldu mu,  sanki sahadaki uluslararası yıldızlar da daha öz güvenli oynuyor.
Hem Türksün, hem de müslümanın; senin şampiyon olmanı istemiyor Avrupalılar.. Yıllardır bu kazığı yedik.. Siyasal anlamda güçlü bir lobin olmazsa,  harcanıyorsun. Lobinle her zaman maç alamazsın ama en azından tırsıtırsın. CSKA karşısındaki takım Maccabi olaydı da göreydim ben o hakemi ?
Obdradoviç iyi iş çıkardı yine. Biraz daha iyi bir kadro kurmak lazım, daha iyi bir guard ve hem pota altından hem de posttan iyi sayı bulan bir uzun lazımmış. Teodosiç ve Bourissis bizde olsaydı, hakemi de, lobisini de üst üste koymuştuk.. Basketbolda Fenerbahçe yönetimi doğru yolda. Ya futbol da ??
Bu Basketbol Takımı şampiyonluk kaçırdı aslında,  yarı final maçında da hezimete uğradı Madrid’te, final maçını da kaybetti ama kimse Obradoviç’e sallamıyor.. Obradoviç’i oraya getiren kişi de İsmail Kartal’ı, Pereira’yı da aynı kişi. Bir yanlışlık olmalı. 
Öte yandan lobinin kralı da burda. TFF futbol mafyası. Her sene bir takıma federasyon desteği geliyor, rakibi de al aşağı edilmeye çalışılıyor, o al aşağı edilen de her sene Fener. 
Bu düzende şampiyon olman için hepsini üst üste koyman lazım. Kadro kaliten yeterli olmak zorunda. Hiç bir mevkide bariz bir eksiğin olmamalı, kadro derinliğinde de bir sıkıntın olmamalı. Kenarda da bu kadroyu yönetecek çapta bir hocan olacak.
Bir sezon devre arasında Belhanda mı, ne zıkkımdır almadın, bi şampiyonluk gitti,  bir devre arasında santrfor almadın, bi şampiyonluk daha gitti. Birini İsmail hediye etti, birini de Vitor. Şenol Güneş’i de şampiyon yaptın, Bursa’yı da.
Aynı mental yaklaşım futbolda da olmalı, Yoksa daha çok şampiyonluk verirsin.
Toplum olarak çocuklarımıza hayal kurmayı öğretirsek,  onların önlerine mütevazı hedefler koymaktan vazgeçersek,  profesyonelce kulüp idare edersek, o finalleri çok görürüz. Üstelik sahada bizim çocuklarımız da mücadele eder.
Ancak hayal kurmayı becerenler mucize denilen şeyleri başarır. Alex de Souza’nın röveşata golünden sonra dediği gibi:
Hayal ederseniz, gerçekleşir. 
mail : bruno.monte@abcspor.com
twitter : @BrunoMonte1907

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay Kerimoğlu transfer olunca daha da...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı Jailson, Gustavo ve Ozan ile...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

Benzer Konular